Oruçlarımızı Erken mi Açıyoruz?
29 Ağustos 2008Önce ayete bakalım:
Bakara 187. …. Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın….
Bu ayete göre bizler oruç tutmaya “beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilince” başlamamız gerekiyor.
Bu ayet hakkında Bülent Ayberk’in sıradışı ve dikkate değer bir yorumu var. Belki başka insanların da Ayberk’in benzer yorumları vardır ama ben duymadım, okumadım. Adamın her ak dediğine kara deme bağnazlığı içinde olmadığımdan ve hakkındaki spekülasyonları sunduğu bilgilerden ayrı tuttuğumdan ötürü Ayberk’in bu ilginç ve kayda değer bakış açısını sizlerle paylaşmak ve yorumlarınızı almak istedim.
Ayberk ayetteki bu iplik örneğinin normal ölçülerdeki bir kitabın sayfalarındaki yazıların rahatça okunabilmesiyle eşdeğer olduğunu söylüyor. Buradan da, oruç tutmaya hava kapkaranlıkken değil aydınlanmaya başladığı an başlamak gerektiği hükmünü çıkarıyor.
Seyyid Kutup da aynı kanıya varanlardan birisi. Kendi ülkesinde de oruca erken başlandığını söylüyor. Kutup’un tefsirinde ilgili ayet hakkındaki yorumundan bir bölüm:
Yani “Ufukta ve dağ doruklarında aydınlık belirinceye kadar…” Bu aydınlıktan kasdedilen şey, “yalancı şafak (fecr-i kâzib)” diye anılan gökte beyaz ipliğin belirmesi durumu değildir. İmsak vaktinin belirlenmesi ile ilgili bize ulaşan rivayetlere dayanarak diyebiliriz ki, imsak vakti güneşin doğuşundan az önceki vakittir. Biz şimdi, ülkemizdeki geleneksel ibadet takvimi uyarınca şer’i vaktinden biraz daha önce imsaka giriyoruz. Bu durum, belki de daha ihtiyatlı olma endişesinden kaynaklanıyor.