ganimetleri Resulün eline nasıl vereceğiz?
Perşembe, 20 Kasım 20081. BÖLÜM : 31. Ya kavmena ecıbu daıyellahi ve aminu bihı yağfir leküm min zünubiküm ve yücirküm min azabin elımkardeşlerim, Allah’a çağıran Resul’e uymak, O’nu bize Elçi olarak gönderen Yüce Allah’ın davetine uymak demektir( Ahkaf 31 ). apaçık gerçek budur… size gelen bir elçiye O’nu gönderene uymak adına uyarsınız. kendisi adı üstünde ELÇİ’dir. niye ” ELÇİ’ye zeval olmaz ” demişler, işte bu yüzden. lütfen sürekli ön kabüllerimizin etkisiyle değilde biraz da objektif bakmaya çalışalım. maalesef bazı insanların aklına, Resül dendiği zaman akıllarına sadece ve sadece Resül’ün kendisi yani şahsiyeti geliyor. halbuki biraz daha düşünerek ve tertil üzere , beşerî ve zannî bilgi zincirlerinin / Kur’an dışı bilinç ve görgülerinin etkisinden yani süper karartıcı gözlüklerinden kurtularak, YALNIZCA Kur’an’a katışıksız ve yalın bir şekilde, ihlasla yönelinebilirse, Kur’an’daki Resul gerçeği tüm açıklığıyla ortaya çıkacaktır.
şöyleki :
1. Yes’eluneke anil enfal kulil enfalü lillahi ver rasul fettekullahe ve aslihu zate beyniküm ve etıy’ullahe ve rasulehu in küntüm mü’minın
2. İnnemel mü’minunellezıne iza zükirallahü vecilet kulubühüm ve iza tüliyet aleyhim ayatühu zadethüm ımanev ve ala rabbihim yetevekkelun
8 Enfal 1 :
1 Sana ganimetlerden sorarlar; de ki: “Ganimetler, Allâh’ın ve Elçi(si)nindir. Siz, (gerçekten) inananlar iseniz, Allah’tan korkun, aranızı düzeltin, Allah’a ve Elçisine itâ’at edin!”
2 Mü’minler o kimselerdir ki, Allâh anıldığı zaman yürekleri ürperir, O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler.
kardeşlerim, sadece bu Ayetlerden de açıkça anlaşılıyorki Yüce ALLAH’ın adı anıldığında inananların ” vecilet kulubühüm ” yürekleri ürperir ve AYET’leri ( HADİS iddiaları değil…) okunduğu zaman İMAN’ları artar ve RABB’lerine tevekkül ederler. yahu arkadaşlar hiç hadislerden bahsediliyor mu ne burada nede Kur’an’ın hiçbir yerinde. yalnız ve ancak ” ahsenül hadis ” olan Kur’an’a itaatten bahsediliyor. asla ” Ey kullarım, bakın sakın unutmayın Kur’an’ın yanında + olarak / İLÂVE olarak birde elçimin hadislerine uyacaksınız ) diye bir şey yok. tabi burada bazı arkadaşlar hemen şunu söyleyeceklerdir: ” etiy’ullahe ve rasulehu ” .
halbuki burada açıkça vurgulanan Yüce Allah’a itaat Kur’an’a itaat, Sevgili son Resulüne itaat ise hadis iddialarına itaat demek değildir kesinlikle… Resule itaatten Ayet’te kastedilen Resül’ün ilgili tüm konumlarıdır. hadislerle ilgisi yoktur bunun. yok eğer illaki ve billaki burada kastedilen bizzat Resül’ün kendisidir diye ısrar edecek olunacaksa eğer, o zaman ben de derimki ” hadi arkadaşım o halde götürün ganimetleri bizzat Resul’ün eline koyun ! / eline verin…bakalım bunu nasıl yapacaklar ? bugün elde ettiğimiz bir ganimeti, bizzat Sevgili Resul’ün eline koyabiliyorsanız, BİZZAT eline verebiliyorsanız, Ayet’te ” Resule itaat ” emri verilirken kastedilen’in kesinkes Sevgili Resulün BİZZAT kendisi olduğunu anlamış olacağız. ” Resule itaat ” ten kastedilen sizin kendinizi zorlayarak, Ayetleri eğip bükerek anlamak istediğiniz gibi hadislere itaat değildir kardeşim. Sevgili Resul’ün ” devlet başkanı ” , ” baş yargıç ” , ” baş kumandan ” vb. konumlarıdır. hadislerle ve hadislere uymakla asla ve kat’a ilgisi yoktur. var diyorsanız ve burada kastedilenin Resul’ün bizzat şahsiyeti ise o halde verin ganimetleri Sevgili Resul’ün bizzat eline, bizde size inanalım.
evet, ganimetleri Sevgili son Resul’ün eline nasıl koyacağız, eline nasıl vereceğiz ?
yine burda sünnet müdafiîleri tarafından , geçersiz bir çaba ile, sünneti savunma mekanizmaları limitsiz bir şekilde işletilip devreye sokularak, bu seferde belki de şu söylenecektir:
41. Va’lemu ennema ğanimtüm min şey’in fe enne lillahi humüsehu ve lir rasuli ve lizil kurba vel yetama vel mesakıni vebnis sebıli in küntüm amentüm billahi ve ma enzelna ala abdina yevmel fürkani yevmel tekal cem’an vallahü ala külli şey’in kadır
.8/41.
Ayırım gününde, iki ordunun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize ve ALLAH’a inanıyorsanız, bilin ki elinize geçen her ganimetin beşte biri ALLAH’ın ve Elçisinindir. Bu pay, akrabalar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışların hakkıdır. ALLAH her şeye Güç Yetirendir.
halbuki, burada da objektif bakıldığında açıkça görüldüğü gibi, ganimetin beşte birinin, Allah’ın ve Elçisi’nin olduğu görülmektedir.
Yüce Allah’a ganimetin beşte birini vermeyi, yetime, yoksula, yolda kalmışa, mağdur ve mazluma vb.vermek şeklinde açıklayabilmek mümkün iken,
ganimetin beşte birini , şayet Kur’an’da her Resul ismi geçtiğinde , sırf hadisleri ve sünneti vahyin bir parçası imiş gibi göstermek adına, illaki ve billaki Resulün BİZZAT KENDİSİ İMİŞ GİBİ göstermeye çalışacak olursak,
o halde ben de 2. defa sormak zorunda kalırım:
ganimetleri Sevgili son Resul’ün eline nasıl koyacağız, eline nasıl vereceğiz ?
Sevgilerimle
NOT :
ilgili konu :
KUR’AN’DA MUHAMMED VE PEYGAMBERLERİN MİSYONU
2. BÖLÜM :
“enfal, ganimet” kavramlarını,
a. mahiyet,
b. muhteva ve
c. keyfiyetini nasıl izaha kavuşturabiliriz :
a. mahiyet :
enfal = nefeller = ” nefel ” in çoğulu = kökü nefel demektir. hiçbir karşılık beklemeden hibe ve teberruda bulunmak, karşılıksız vermek, bağış ve hibeler anlamındadır.
b. muhteva :
bu kelimenin bu Ayet’lerdeki bağlamındaki muhtevası, içeriğine baktığımızda :
düşmandan kahr veya sulh ile ; ister savaş ister barış yoluyla zabtedilen emvâl (mallar), ganâimler, taşınır taşınmaz mülkler, çalışıp emek harcanmadan elde edilen emeksiz kazançlar… bunlar tarla, bağ, bostan gibi taşınmaz mülk olabileceği gibi, at, deve gibi taşınır en’âm veya kılıç, ok gibi taşınır mallar da olabilir.
c. keyfiyet :
Enfal suresinin bize intikal etmiş bulunan ve Ayet’ler ile çakışan tarihi bilgilere göre Bedr savaşında elde edilen ganimetlerin bölüşülmesinde, yani bölüşülme esnasında sahabe’ler arasında çıkmış bulunan ihtilaf ve muaraza, çekişme, birbirlerine ganimetler ile ilgili muhalefet ederek karşı karşıya gelmiş bulunmaları vaziyeti, yani ”o ” hâl ve ” o ” durum ile ilgilidir.
verilen Ayet’ler, ganimetlerin paylaşımdan önce, İslam devlet başkanı , baş kumandan , baş yargıç olan Sevgili Resule götürülmesi gerektiği, Sevgili Resul’ün devlet başkanlığı sıfatı ile Yüce Allah’ın hükmünü ” gelen Ayet mucibince , gereğince ” ifâ edeceğini , ” Allah ” anıldığı zaman yürekleri ürperen, Ayetler’ İ okunduğu zaman imanları pekişen ve böylelikle tevekkül katsayıları artan Mü’minlerin, Allah’a ve O’nun hükümlerini uygulayan Resul’e -konum
evlet Başkanına - İTAAT etmeleri gerektiğini buyurmaktadır kanaatimce…burada Sevgili Resulün devlet başkanlığı konumuna açık bir işaret vardır.
daha önce de söylediğim gibi, Sevgili Resul’ün Resul konumu dışında devlet başkanlığı, baş yargıç, baş komutan ve sosyal konumları vardır. Sevgili Elçi’nin her adının geçtiği yerde, adının karşılığı olan yere illaki ve billaki ” Peygamber ” kelimesinin oturtulması inananları açmaza sürüklemiş, hadis İDDİAlarının bir vahiy ürünü olduğu sonucuna ULAŞMAK İSTEYEN ön kabul sahibi olan arkadaşlara, bir mazeret , bir pay olmuştur…halbuki, Sevgili Elçi, Hz.Muhammed’in bahsettiğim tüm bu konumlarından Yüce Allah bize bahsetmektedir. ancak bu konumları görmezden gelinmektedir…
veddua
Muhabbetle
NOT :
ENFAL’İN GEÇTİĞİ AYETLER :
8/1 ( İKİ DEFA ) :
1. Yes’eluneke anil enfal kulil enfalü lillahi ver rasul fettekullahe ve aslihu zate beyniküm ve etıy’ullahe ve rasulehu in küntüm mü’minın
17/79 :
79. Ve minel leyli fe tehecced bihı nafiletel leke asa ey yeb’aseke rabbüke mekamem mahmuda
21/72 :
72. Ve vehebna lehu ishak ve ya’kube nafileh ve küllen cealna salihıyn
3. BÖLÜM :
Malları gibi “insanlarda” ganimete dahil midir?
değerli kardeşim,
bence, tüm insanlığa rahmet olsun diye gelen bir ” ilahi din ” in , yeryüzünde insanlığın kendi elleriyle ürettiği beşeri, tağuti dinlerden çok önemli bir farkının olması gerekir…ben naçizane olarak, hemen hemen tamamı insanoğlunu bir ” ekonomik hayvan ” ” bir mal ” derekesine düşüren yeryüzü fiavunî dinleri, Yüce Rahman’ın bize alın ve bu din’i yaşayın diye emir buyurduğu ilahi din ile özdeşleştiremeyeceğimizi , eşitleyemeyeceğimizi düşünüyorum. ilahi din’imizin yeryüzü beşeri dinlerinin hepsinden ama hepsinden çok daha asil , çok daha ahlakî, çok daha insancıl ve çok çok daha merhametli olduğunu biliyorum, biliyoruz ve Yüce Rabbime bize böyle mukaddes bir din gönderip, karanlık zulumatlar ve yeis içinde bırakmadığı için şükrediyorum. bir kardeşimin söylemiyle, ” şükründen aciziz ” gerçekten…
değerli kardeşim ,
konu ile ilgili Ayetlere birlikte bir bakarsak :
2/177 : ( rikâb )
bu Ayet’te Birr’in mahiyeti hakkında Yüce Allah tarafından açıklama getirilirken, bu açıklamalar içinde, sevdiği halde mal verilecekler arasında akrabalara, yetimlere……….kölelere diye sayılmıştır. yani köleler mal ise, kendilerine mal verilmesi emir buyurulmayacaktı diye inanıyorum…
4 / 92 : ( fetehriyru rakabetin )
hataen bir kişiyi öldürenin bir köle azad etmesi emir buyruluyor
5/ 89 : ( rakabetin ) :
” lağv ” ile edilen yeminlerin keffareti olarak yapılması gerekenler arasında köle azad etmeyi sayması
9 / 60 : ( rikâbi )
sadakaların kime verilmesinin farz kılındığı ile ilgili gruplar sayılırken köleler’in, kalpleri ısındırılacakların yani müellefetil kûlub’un hemen arkasında zikredilmeleri görülmeye şayan ve bence manidardır.
58 / 3 : ( fetahriyru rakabetin ) :
hanımlarından zıhar yapanların tekrar hanımlarıyla temas etmeden önce bir köle azad etmeleri koşulunun emir buyurulması…
90/ 13 : ( fekku rakabe ) :
iki şeyi birbirinden kopararak ayırmaya fekk denir. rakabe ise boyun demektir.
yani boyunlarından ellerinizi çekin demek oluyor, yani boyunlarını rahat bırakın…
gelen tarihî bilgilere göre, Hz.Ömer’in hayatına mal olmuş bir meseledir bu… fekku rakabe…
köleleri bir mal gibi gören, insanları bir mal diye tarif eden kireçleşmiş , kronikleşmiş firavunî tabiat sahibi insanlar (!) , fekku rakabe… yapmak isteyen Hz.Ömer’in şehadetine imza atmışlardır… ne mutlu O’na ve onun gibi olmaya layık olanlara, olabilenlere… Yüce Rabbim bizi de Kur’an hakikatleri yolunda şehadete layık ve muvafık kılsın inşaAllah.
Yüce Rahman’a emanet olunuz.
muhabbetle
hasanöktem