Sayın Ateş’in ikinci ve son bölümde yazdıklarını, virgülüne dokunmadan, alıntılıyorum. Lütfen okuyun. Sonra üç sorum olacak:
Hazreti Ayşe, kadının yüzü ve elleri dışındaki kısmı örtmeleri gerektiğini söylemiş, Hz. Peygamber baldızı Esma’nın ince bir giysi giydiğini görünce, kadının yüzü ve ellerinden başka yerlerini de örtmesi gerektiğini buyurmuştur (Bkz. Kurtubî, Tefsir: 18/229-230). “Bu zamanda ben bunu kullanamıyorum, toplumsal şartlar buna engel” diyebilirsiniz. O mesele sizinle Allah arasında. Ama “baş örtüsü yoktur, Müslüman bilginler hep çarpıttılar” derseniz bu sav büyük cürettir, sırf birilerinin hoşuna gitsin diye söylenmiş bir sözdür. İslâm’ı bilen bir kimsenin hatta bir müsteşrikin (doğu bilimci) dahi bu savı kabul edeceğini sanmam.
1400 yıldan beri Müslüman kadınlar başlarını örterler. Siz Peygamber’in hanımlarının başı açık gezdiklerini mi düşünüyorsunuz? Bundan 50 yıl öncesine kadar analarımız, bacılarımız, kızlarımız hep başı örtülüydü. Bunlar hep yanlış mı yaptılar? Ayrıca Kur’ân kadınların, ziynetlerini yabancı erkeklere göstermemelerini de emrediyor. Saç kadının ziyneti değil mi? Eğer ziynet değilse niçin kadınlar hemen her hafta kuaföre gider, saçlarını türlü biçimlere sokarlar? Şunu bilin ki baş örtüsü Kur’ân’ın emri olduğu gibi İncil’in de Tevrat’ın da emridir. Hiç kimse kendi keyfi için dinin hükümlerini çarpıtmamalı. Baş örtüsü takmayacaksan takma ama inkâr etme. Çünkü inkâr vebaldir, günahtır.
Siz nasıl isterseniz öyle gezersiniz, özgürsünüz. Şunu her zaman belirtiyorum: Müslümanlık elbette sadece baş örtüsünden ibaret değildir. Baş örtüsü de Kur’ân’ın emirlerinden biridir. Ama ondan çok daha vurgulu emirler vardır. Mesela yalan söylememek, doğruluk, gıybet etmemek, kalbi kötü düşüncelerden, kinden nefretten korumak, kimsenin kusurunu araştırmamak, nefsi için istediğini başkası için de istemek gibi… Bunlar hep Kur’ân ve hadisin vurgulu emirleridir. Herhangi bir sebeple başını kapatmadı diye kadın dinden çıkmaz. Ancak “Kur’ân’da böyle bir şey yoktur” demek kanaatime göre büyük yanlıştır. “Var ama ben bunu uygulayamıyorum” derseniz o sizinle Allah arasındadır. Başınızı örtmeseniz de elinizden geldiğince Kur’ân’ın doğruluk, dürüstlük, dedikodudan uzak durma, kalbi kötü düşüncelerden koruma, haksızlıktan uzak durma gibi vurgulu emirlerini uygulamaya çalışın. Bunlar sizin uhrevi kurtuluşunuza yardım eder.
Üç soru:
-Tefsirlerinizde açıkladığınıza göre kadınların, erkek kölelerine ziynetlerini açması caizdir. Mevdudi’nin anlattığına göre de Hz Fatıma, üstü başı açıkken, babası kölesiyle birlikte çıkıp geliverince utanıp paniklemiş. Hz Peygamber, “Zararı yok; yalnızca baban ve kölen var!” demiş. Doğru olabilir mi bu?
-Size göre inanan hanımların kölelerine, ERKEK korumalarına ve hizmetçilerine vücut denen ziynetlerini açması caizdir. Peki, günümüzde ERKEK hizmetçiler ve korumalar istese hanımları onlara vücutlarını açar mı? Örneğin Hayrunnisa Hanımefendi sizin Allah adına verdiğiniz icazete uyup göğsünü, saçını erkek korumalarına açar mı?
-Hocam! Soruyorsunuz: “Saç kadının ziyneti değil mi?” Ah güzel hocam! Bu, öykünün yalnızca “Namaza yaklaşmayın!” kısmı. Lütfen devamını da görün! Evet, saç kadının ziyneti, tıpkı göğsü gibi. O yüzden ikisinin üstünde de khimar var… da sonra? Kadının, ziynetlerini şu şu şu erkeklere açması caizdir. Hiç akletmez misiniz; o iş orda kalır mı?
(more…)