Yazar Arşivi

AYET KAVRAMI HAKKINDA

Pazar, 13 Nisan 2008

Elmuh

Ayet kelimesi  Kuran’da en çok geçen kelimelerden biri , temel bir kavram  olmasına rağmen maalesef yeteri kadar anlaşılmamıştır. Bakın, Diyanet’in sayfasında “Ayet Nedir” başlığı altında nasıl tarif edilmektedir.

“Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir”

Tamamen şekilsel, kavramın ne ifade etmesi gerektiğine uzaktan yakından değinmeyen bir mantıkla yapılmış bir tarif.

Ayet  kelimesinin bu tarifinin yarattığı zihinsel karışıklık ise her boyutta kendini göstermekte, Kuran’ın gerektiği gibi anlaşılmasında oldukça problem çıkarmakta, ayet kelimesinin geçtiği yerde zihinde uyanması gereken karşılık değil son derece dar, şekilsel bir kavram oluşmaktadır.

Kuran’da tekil olarak ayet, çoğul olarak ayat olarak geçen bu kelimenin sözlük anlamı “açık alamet” demektir.  Açık alamet açıkça duyularla kavranabildiği gibi, akli kıstaslar ile de ulaşılabilirliği kapsayan bir kavram, mantıksal bir çıkarım olabilir.

Alamet kavramı , kendiliğinden görünen, belli olan anlamını içermektedir. Ayet (Açık Alamet )ise kendiliğnden görünenin, belli olanın daha açık anlamlandırılmasına, tanımlanmasına yardım etmektedir. Örneğin duman bir alamet ise ateş onun bir yangın olduğunu daha açıkça ortaya koyar.

Sözlük anlamına bu şekilde değindikten sonra Kuran’daki kullanımına bakar isek, Allah kendi vahyi olan sözleri için bu kelimeyi sık sık kullanmıştır. Yukarıdaki Diyanetin tarifi bu özü belirtmiş olmasa da aslında bu tarife değinmekte, ancak zihinde ortaya çıkarması gereken anlam zenginliğini oluşturmakta yetersiz kalmaktadır.  

Ayet kelimesi meallerde yerine göre ve çeviriyi yapana göre farklı Türkçe kavramlarla dile getirilmiş bu da çok yerde asıl anlamını kaydırmıştır. Anlam kayması belki çoğunlukla meal yazarının kasdı nedeniyle değil ama okuyanın bu kavramı iyi bilmemesi  nedeniyle asıl kastedilen anlamı dışında anlaşılmasına neden olmaktadır. Meallerde ayet kelimesi, mucize, delil, ayet, işaret gibi geçtiği yere, çeviriyi yapanın görüşüne göre  farklı kelimelerle ifade edilmiştir.

Ayet sözcüğü etrafında yapılan en bilindik sınıflama, ayetleri  Kelami Ayetler (Kuran ayetleri) ve Kevni Ayetler (Doğadaki ayetler) şeklinde ikiye ayırmaktadır.

Kişisel görüşüm, herhangi bir konuda sınıflama, kategorik yaklaşım yapmak her ne kadar anlaşılabilirliği kolaylaştıran bir soyutlama metodu ise de, bu metodun, kategorik tanımlamanın yarattığı kısıtlamaları da, daha doğrusu zihinsel yönlendirme, anlam daraltma tehlikesini de  göz ardı etmemek gerekir. Bu nedenle çeşitli örnekler üzerinden giderek bu kavram üzerinde çalışmayı daha uygun buluyorum.

(more…)

KURAN’DA NAMAZ/SALAT

Cuma, 04 Nisan 2008

Elmuh

Her şeyden önce belirtmek isterim ki bu yazı kapsamında Kuran’da bizim namaz olarak andığımız ibadet incelenmiştir. Bu ibadet Kuran’da salat olarak geçmekle birlikte, salat kelimesinin namaz dışında farklı anlamlarda kullanıldığı ayetler bu yazıda konu edinilmemiştir.

Kuran’da salat/namaz neden tarif edilmemiştir, yok mudur, Kuran dışı kaynaklardan mı öğrenmeliyiz, gibi soruların cevabına geçmeden önce Kuran’ı nasıl anlamalıyız sorusunun cevabını, kısaca, bir kez daha hatırlamamız gerektiği kanısındayım.

Kuran’ın her şeyden önce sıradan insanlara hitap ettiğini kabul etmemiz gerekiyor. Yani Kuran indiği zaman toplumda onu anlamak konusunda bir sıkıntı yoktu. Kuran o toplumdaki tüm insanlara hitap ettiğine göre o toplumdaki belli bir kesime özgü bir dil değil, herkesin kolayca anlayabileceği bir dil kullanması gerekiyordu. Zaten Kuran’ın kendisine baktığımızda da bu mantığı kolaylıkla görebiliyoruz. Rabbimiz bize zar zor anlaşılabilen, kelimelerinin, ayetlerinin zar zor anlaşılabildiği bir kitap göndermemiştir. Ancak Kuran’ı bütüncül bir mantıkla ele almadan, arka planı görmek için yeterli çabayı harcamadan ele alıp, acele hükümlere varmak kolaylıkla hatalara yol açabiliyor.

Zümer 28

Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur’an indirdik.

Neml 1-2-3

Tâ, Sîn. İşte bunlar Kur’an’ın ve açık seçik beyanda bulunan Kitap’ın ayetleridir.

Müminlere bir kılavuz ve muştudur o.

O müminler ki, namazı kılar, zekâtı verirler. Ve âhirete tam bir biçimde inananlar da onlardır.

Burada tekrarlamaya lüzum görmediğim pek çok ayette de, Kuran kendisini kolaylaştırılmış bir öğüt, çelişkisiz, apaçık, eksiksiz-fazlasız, yeterli, örnekler veren bir kitap olarak tanımlamaktadır. Buradan çıkarılabilecek en temel önermelerden birisi de Kuran’ın bir yol gösterici olarak bize yeterli olmasıdır.

Ancak bu yeterli olmanın mantığı da Kuran’ın kendi ifade ettiği tarzda bir yeterliktir. Yani Kuran hiçbir zaman dış dünyadan elde ettiğimiz verileri değerlendirmemize sınır koymaz. Zaten veriler olmadıkça aklın kullanımı diye bir şey söz konusu değildir. Ancak Allah bizden verileri vahiy temelinde ele almamızı incelememizi, düşünmemizi, öğüt almamızı, akletmemizi istemektedir. Yani “Tek Kuran” demenin mantığı, anlaşılması için gerekli verilerin kullanılması gerektiğini dışlamaz. Önemli olan, verilere yaklaşım, ele alınış biçimi ve inceleme metotlarının doğru olması, veriler üzerinde zan ve heva’dan uzak bir çalışma yapılmasıdır. Unutmamak gerekir ki Kuran 23 sene süren bir vahiy sürecinin ürünü olarak elimizde bulunmaktadır ve ilahi vahiy sürecinde son kitaptır. Bir anda inmiş bir ilmihal Kitabı değildir.

(more…)

Kuran’da Beden Dili - Secde

Pazar, 10 Şubat 2008

Elmuh

Kuran’da Beden Dili ve Secde

Kuran’da şekilsel ibadet var mıdır, yok mudur tartışmasına girmeden önce yine Kuran’ın kendisine başvuralım bakalım neler göreceğiz:

Fetih 29. Muhammed Allâh’ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kâfirlere karşı katı, birbirlerine karşı merhametlidirler. Onların, rükû’ ve secde ederek Allâh’ın lutuf ve rızâsını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır.

Burada yüzdeki nişan mecaz anlamda yorumlanmaya müsait olmakla birlikte, bu mecaz anlam secde’nin uygulanışı ile doğrudan bağlantılıdır. Alnın yere konulmasına atıf yapmaktadır.

Bu arada bir kavramın altını çizmek gerekiyor:

Bir sözde mecaz anlam arandığında karinesine bakılmalıdır. Karine olmadan her şeye kendi keyfimize göre mecaz demek kelimeleri yerinden kaydırmakla eş anlamlıdır.

İsra 107: De ki: “İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar.”

Bu ayet son derece açık bir şekilde, kendilerine daha önce ilim verilmiş olan bir toplumun Kuran’a nasıl saygıyla teslim olduğunu gösteren bir işarettir. O kadar ki, o topluluk, Kuran’ı kendileri tarafından bilinen secde hareketiyle karşılamaktadır. Çeneleri yere gelecek şekilde secde etmektedirler. Burada anlatılanın, o topluluğun o günkü davranışı olduğunu akıldan çıkartmamak gerektiğidir. Yoksa her Kuran duyduğunda hemen yüz üstü secde et anlamında bir ayet değildir.

Secdenin anlamı sadece şekli bir davranış olarak mı algılanmalı ? Tabii ki hayır. Nasıl ki bir takım hareketlerimiz vardır ve bunların bir anlamı vardır, örneğin elini belli bir biçimde kaldırmanın selam anlamına gelmesi gibi, secdenin de bir anlamı vardır.

(more…)

Allah Akıl Fikir Versin

Pazar, 25 Kasım 2007

Elmuh

“Allah akıl fikir versin”. Halk arasında hatalı işler yapanlar için bir temenni olarak kullanılan bu söz aslında çok temel bir gerçeğe işaret etmekte. Bu özdeyiş, bir insanın doğru olanı yapması için Allahın verdiği aklı kullanması ve doğru fikirlere, doğru düşüncelere sahip olması gerektiğini ifade eder. Allahın verdiği aklın fikrin en güzeli olduğunu ifade eder.

Akıl kavramı nedir, akıl saptırıcımıdır, Kuran’da nasıl geçmektedir, vahiy açısından aklın önemi nedir bunları inceleyelim istedim.

Bakara 73: … Size ayetlerini gösteriyor ki, aklınızı işletebilesiniz.

Bakara 242: Aklınızı işletmeniz ümidiyle Allah, ayetlerini size işte böyle açıklıyor

Ali Imran 118: … Eğer aklınızı işletirseniz Allah size ayetlerini açık-seçik göstermiştir.

Nur 61: .. Allah size ayetleri işte böyle ayan-beyan bildiriyor ki, aklınızı çalıştırabilesiniz.

Bakara 44: İnsanlara iyiyi ve güzeli emredip de öz benliklerinizi unutuyor musunuz? Üstelik de Kitap’ı okuyup durmaktasınız. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

(more…)