Kaynak: submission.org, Çeviren: Hasan AKÇAY, Link: Hanif Dostlar
Biz bir “ayet”i siler, unutturur ya da ertelersek ondan daha iyisini ya da onun dengini getiririz. Allah’ın her şeye kâdir olduğunu bilmiyor musun? (2:106)
Müfessirlerin iddiası:
Bu ayet Kuran’daki bazı ayetlerin öteki bazı ayetler tarafından neshedilmiş olduğunu onaylar. Çünkü onlara göre 2:106’daki ayet Kuran “ayet”i demektir.
Oysa ayet kelimesi, Kuran’daki kullanımına göre, dört değişik anlama gelir.
a-Mucize: Andolsun, Biz Musa’ya açık seçik dokuz mucize verdik –Velekad éteyna Musa tıs’a âyât…
b-ibret: Ve Nuh kavmi… elçileri yalanlayınca onları boğup insanlara ibret yaptık –Ve kavme nuhin… lemma kezzebû’r rusule ağrakna hum ve cealna hum li’n nai âyeta (25:37).
c-işaret: Dedi: “Rabbim! Bana bir işaret ver… -Kâle rabbi c’allî âyeta (819:10).
d-Kuran ayeti: Bu mubarek kitabı sana ayetlerini iyice düşünsünler diye indirdik -Kitabun enzelna hu ileyke mubarakun li yeddebberû âyâtihî… (38:29)
Şimdi 2:106’yı ele alırsak bu ayetteki ayet kelimesinin Kuran ayeti anlamına gelmediğini kolayca görürüz. Öteki üç anlamdan her hangi biridir. Yani mucize, ibret, işaret. Çünkü:
1-Eğer 2:106’daki ayet Kuran ayeti olsaydı unutturursak (ma nesneh) ifadesi ona uymazdı. Kuran’daki bir ayet nasıl unutulabilir? Müfessirlerin dayanaksız iddiası gereğince başka bir ayet tarafından neshedilmiş olsa bile hâla Kuran’da bulunmakta ve biz onu görüp durmaktayken?
2- Onun dengini getiririz (ne’ti bi hayrin minhé) hiçbir anlam ifade etmezdi çünkü bir Kuran ayetini onun dengiyle değiştirmek abes iştir. Allah abes iş yapmaz.
3-Ama eğer 2:106’daki ayet mucize, ibret ya da işaret ise ayetteki bütün kelimeler yerli yerine oturur. Örneğin unutturursak sözleri zamanın akışı içinde olup biten gerçeği dile getirir. Musa ve İsa’nın mucizeleri çoktan unutuldu. Biz onlara Kuran’ın anımsatması sayesinde iman ediyoruz.
Ondan daha iyisini ya da onun dengini getiririz (ne’ti bi hayrin minhé ev mislihé) de öyle. Aslında ilahî bir mucizedir olup biten. Allah bir mucizeyi kullandıktan sonra atıp ondan daha iyisini ya da onun dengini elbet getirir. Buyurun:
Andolsun, Musa’yı ayetlerimizle firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa onlara: “Ben alemlerin rabbinin elçisiyim,” dedi. Musa onlara ayeterimizi her getirişinde güldüler. Oysa gösterdiğimiz her ayet öncekinden daha büyüktü. Belki dönerler diye onları azapla da yakaladı (43:46, 47, 48).