Mevlit Okuma Saçmalığı

Süleyman Çelebi Hz. Muhammed tapkını bir adam.  Öyle uydurmalar yazmış ki dikkatlice okuyan “bu kadar mı” demekten kendini alamıyor.

 

Bu adamın söylediklerinin Kur’ani hiçbir dayanağı yok. Hatta bazı söylediklerinin Siyerde ve Hadislerde bile kaydı yok. Bir bal dolusu şerbetin Amina Hatun’a Hurilerin eliyle sunulması, evinin melekler tarafından Kabe gibi tavaf edilmesi, Sündüs isimli bir meleğin havaya onun için döşek sermesi örneğinde olduğu gibi.

 

Bu Mevlid-i Şerif denilen şiir ne acıdır ki yalnız Allah’ın ululanması gereken mabetlere ibadet neşesiyle sokulmuştur. Ve ne trajikomiktir ki bu şiir Son Peygamberimizin doğum günü kabul edilen gün haricinde daha birçok alakasız günde de aynen ibadet havasında okunmaktadır. Bu şiir diğer kandil gecelerinde camilerde araya birkaç ayet, salavat sıkıştırılarak okunmaktadır. Ayrıca bu buram buram peygamber tapkınlığı kokan ve birsürü zırva içeren şiiri çocuğunun doğumunun şerefine, onu sünnet ettirirken, evlendirirken, askere gönderirken okutanları görebilirsiniz.  Hacc dönüşünde okutulacak mevlid hele bir de yemekliyse işte onun sevabı sizi cennete doğru kanatlandırıp uçurur.

 

Akşam düğünde göbek atıp eğlenen insanlar ertesi gün oturup mevlid okurlar. Neden acaba? Tabiki olaya kutsallık katmak için. İyi de bu safsata dolu şiiri abartılı bir makamla okumanın çocuğun sünnet olmasıyla yada gençlerin evlenip yuva kurmasıyla alakası nedir?

 

Saçma sapan bir şiir gelenekleştirilerek ta mabetlerimize kadar girmiş, alakasız faaliyetlerimizde ibadet coşkusuyla eda edilmiş ve bir nevi bu faaliyetlerimizi kutsama aracı olmuş.

 

İbadet coşkusu derken bir örnek vereyim. Mevlid isimli şiiri okurken biryerde (Geldi bir ak kuş kanâdiyle revan, Arkamı  sıvadı kuvvetle heman) ayağa kalkılır, kıbleye dönülür, eller aynen namazdaki gibi bağlanır ve mevlidin bir kısmı bu hal üzere okunur.

 

Gelin şimdi yüzyıllar boyu baş tacı edilen Süleyman Çelebi’nin yazdığı şiirdeki safsataların bir kısmına bakalım.

 

 

Varlığa sebep Hz. Muhammed’miş? O var edilmeseymiş hiçbirşey varedilmezmiş.

 

ALLAH - ADIN BAHRİ

 

“Ol!” dedi bir kere var oldu cihan
“Olma!” derse, mahv olur ol dem hemân

 

Haşre dek ger denilirse bu kelâm
Nice haşr ola, bu olmaya temâm

Pes Muhammeddir bu varlığa sebeb
Sıdk ile ânın rızasına kıl taleb

 

 

Hz. Muhammed’in nuru Hz. Ademin ve eşinin, Hz. Şit’in, Hz. İbrahim’in ve Hz. İsmail’in alnında belirmiş. Onların kutlu ve seçkin insanlar oluşuyla bu yaratılan ilk şey yani silsile yoluyla birbirlerine aktardıkları Nur-u Muhammedi arasında direkt bir bağ varmış.

 

HAK TEALA BAHRİ

 

Hak Teala çün yaratdı Ademi
Kıldı Ademle müzeyyen alemi

Ademe kıldı feriştehler sücud
Hem anâ çok kıldı ol lûtf issi cûd

 

Rabbimiz Hz. ademin alnına Nur-u Muhammediyi koyduğunda bakın ona neler de söylemiş.


Mustafa nurunu alnından kodu
“Bil habibim nurudur bû nur dedi”

 

Kıldı o nur anın alnında karar
Kaldı anın ile nice ruzigâr

 

Sonra Havva alnına nakletdi bil
Durdu anda dahi nice ayü yıl

Şit doğdu anâ nakletti bu nur
Anın alnında tecelli kıldı nur

Erdi İbrahimi İsmaile hem
Söz uzanûr eğer kalanın der isem

En sonunda bu nur, yaratılan ilk şey asıl sahibine aktarılmış.

 

İşbu resm ile müselsel muttasıl
Ta olunca Mustafa’ya müntekil

 

Safsatanın alası burada…

 

VİLADET BAHRİ

 

Ol gice kim doğdu ol hayrûl beşer
Anesi anda neler gördü neler

 

Bakalım Son Peygamberimizin PUTPEREST olan annesi neler görmüş neler.

Dedi gördüm ol Habibin ânesi
Bir acep nur kim güneş pervanesi

Berk urup çıktı evimden nagehan
Göklere dek nur ile doldu cihan

Gökler açıldı ve feth oldu zulem
Üç melek gördüm elinde üç alem

Biri meşrık biri mağribde anın
Biri damında dikildi Kâ’benin

 

Üç meleğin biri Doğuda, biri Batıda diğeri ise Kabe’nin damında belirmiş.

Bildim anlardan kim ol halkın yeği
Kim yakin oldu cihana gelmeği

 

Amina Hatun Cihana kimi getirdiğinden haberdar edilmiş.

İndiler gökten melekler saf ü saf
Kabe gibi kıldılar evim tavaf

Hem hava üzre döşendi bir döşek
Adı Sündüs, döşeyen anı melek

 

Çün göründü bana bu işler ayân
Hayret içre kalmış idim ben hemân

 

Bu zırvaların kaynağı nedir? Süleyman Çelebi bunları nereden ve neden uydurmuş?


Yarılıp çıktı divardan nagehan
Geldi üç huri banâ oldu ayan

Bazıları derler ki ol üç dilberin
Asiye’ydi biri ol meh-peykerin

Biri Meryem hatun idi aşikâr
Birisi hem hûrilerden bir nigâr

 

Firavunun eşi Asiye, Hz. Meryem ve bir de Hurilerden bir nigar doğuma eşlik etmişler.

Geldiler lutf ile ol üç mehcebin
Verdiler bana selam ol dem hemin

Çevre yanıma gelip oturdular
Mustafayı birbirine muştular

 

Bu üç Huri (tabiki Süleyman Çelebiye göre Huriler dişidir) Amina Hatun’un yanına gelmişler ve daha Peygamber olmayan bir insanın dünyaya gelişini birbirini müjdelemişler. Ve bu olaya yüzyıllar sonra dünyaya gelen Mevlid-i Şerif yazarı Süleyman Çelebi’den başka şahid de yok.

Üç alem dahi dikildi üç yere
Her birisin edeyim nerden nere

Dediler oğlun  gibi hiç bir oğul
Yaradılalı cihan gelmiş değil

Bu senin oğlun gibi kadri cemil
Bir anâya vermemiştir ol Celil

Ulu devlet buldun ey dildare sen
Doğuserdir senden ol hulki hasen

 

Huriler(!) Putperest bir insan olan Amina Hatunla gayet samimi bir diyaloğa girmişler. Bu diyaloğun varolduğuna dair ne gibi deliller var acaba? Bu zırvalar Son Peygamberimizi abartmanın ötesinde annesini de işin içine katmak değil de nedir? Son Peygamberimizin annesi o kadar mübarek bir insandı da neden Allah Kur’anda buna bir tek cümleyle bile değinmedi? Hz. Muhammed’in Peygamberlik öncesi hayatını bile kutsamayan Allah (Şura 52, Duha 7) nasıl olur da putperest olan annesini kutsar?

Bu gelen  ilm-i ledün sultanıdır
Bu gelen tehvid-i irfan kânıdır

Bu gelen aşkina devreyler felek
Yüzüne müştakdürür ins ü melek

 

****

Amine eder çü vakt oldu tamam
Kim vücuda gele ol hayrül enam

Susadım gayet hararetten kati
Sundular bir cam dolusu şerbeti

Şerbeti karşımda tutdu hûriler
Bunu sana verdi Allah dediler

 

Huriler Amina Hatun’a bir cam dolusu şerbeti “bunu sana Allah verdi” diyerek sunmuşlar. Üstte de değindiğimiz gibi olayı sanki oradaymış gibi anlatan Süleyman Çelebi’den başka bu hadiseye şahit olan yada konu hakkında bilgisi olan başka herhangi bir beşer yok.

Kardan ak idi ve hem soğuk idi
Lezzeti dahi şekerde yok idi

İçtim anı oldu cismim nura gark
Edemedim kendimi nurdan fark

Geldi bir ak kuş kanâdiyle revan
Arkamı  sıvadı kuvvetle heman

Doğdu ol saatte ol sultan-ı din
Nura gark oldu semavat ü zemin

 

Evvel Andık

Bakalım Rabbimiz en evvel neyi yaratmış?

Hak Tela ne yarattı evvela
Cümle mahlukattan kim evvel ola

Mustafa nurunu evvel kıldı var
Sevdi anı ol kerimü girgidar

Her kim saadet bulmuşsa bu Hz. Muhammed sayesinde olmuş.

Her ne türlü kim saadet vardürür
Yahşi hu, gerekli adet vardürür

Hak sanâ verdi mükemmel eyledi
Yaradılmıştan mufaddal eyledi

Yerde gökte aşikara çıkan her ne varsa Hz. Muhammed’in sayesinde varmış.

Andan oldu her nihan-ü aşikar
Arş-ü ferş-ü yerde gökte ne ki var

Ger Muhammed olmaya idi ayan
Olmayıserdi zemin ü asuman

Adem Babamız bile affolunmasını Hz. Muhammed’e borçluymuş.

Hem vesile  olduğu içün ol Resul
Ademin Hak tevbesini kıldı kabul

Ger Muhammed gelmeseydi aleme
Tac-i izzet ermez idi Ademe

Hz. Nuh bile tufanda boğulmamasını Hz. Muhammed’e borçluymuş.

Nuh anıçün buldu hem garktan necat
Daği doğmadan göründü mûcizat

Hakk ecdadına yapılan yardımların tamamı Rabbimizin Son Elçisine duyduğu sevgi dolayısıyla imiş.

Cümle anın dostluğuna adına
Bunca izzet kıldı Hak ecdadına

Ateş Hz. İbrahim’i yakmadı. Bilin bakalım kimin sayesinde? Tabiki Hz. Muhammed’in.

Ceddi olduğiçün anın hem Halil
Narı cennet kıldı anâ ol Celil

Hz. Musa’nın asasının Ejderhaya dönüşmesi bile Son Elçinin hürmetine…

Hem dahi Musa elindeki asa
Oldu anın hürmetine ejderha

Hz. İsa Son Peygamberimizin ümmetinden olabilme adına göklere yol bulmuşmuş.

Ölmeyip İsa gök’e buldu yol
Ümmetinden olmak için idi ol

Gerçi kim bunlar dahi mürseldürür
Lîk Ahmed ekmelü efdaldürür

Tüm Resullerimiz bakın nasıl dua buyurmuşlar: Ümmet-i Muhammed’den eyle bizleri ya Rabbi. Eee bu saadet herkese nasip olmaz, resul olsan bile…

Çün temenni kıldılar Haktan bular
Kim Muhammet ümmetinden olalar

Sünnetin tut ümmeti ol ümmeti
Ta nasip ola sanâ Hak rahmeti

Not: Lütfen Süleyman Çelebi’nin Mirac hakkındaki çarpıtmasını da aşağıdaki linkten okuyunuz. http://www.biriz.biz/ilahi/mevlidiserif.htm

 HanifDostlar - Alperen


Toplam Okunma: 580 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 21.11.2008 - 00:09
Şu anda bu yazıyı okuyanlar: 1 (0 Üye, 1 Misafir and 0 Bots)

“Mevlit Okuma Saçmalığı” için 6 Yorum

  1. haydar Akgeyik diyor ki:

    Sevgili Arkadaşım iş sadece mevlütle bitmiyor ki! sıra mevlüte gelene kadar akşam olur.Bizdeki islami anlayış Mezhep anlayışıdır.Mezhep anlayışlarından sadakat anlayışı hakimdir. Sadakat anlayışı kula kul olma anlayışın ta kendisidir. O yüzden bizler Kur’andan çok yorum sahiplerin peşinden sürükleyip gitmekteyiz. İşte mevlüt’te bu sadakat anlayışın bir parçasıdır. Selam ve muhabetle Haydar Akgeyik.

  2. francisco pizarro diyor ki:

    süleyman çelebi’nin iranlı bir vaizin: “islam peygamberiyle diğer peygamberler arasında bir fark yoktur.” demesi üzerine içerlediği ve kaleme aldığı belirli makamlar eşliğinde söylenen şiirdir. orhangazi döneminde yazılmıştır nerdeyse 600 yıllık bir gelenektir.
    1- kişinin peygamberini çok sevmesinin yerlere göklere sığdıramamasının sakıncası olduğunu düşünmüyorum. sakıncalıyla veysel karani ile başlayan ve uzayan bir listeye de saçmalık/sapkın damgası vurmak gerekir.

    2- 600 yıldır okunan ve kültürel bir değer haline gelmiştir bu şiir. sırf bu yönüyle bile önemlidir. Ayrıyeten ayet değildir hadis değildir. yıllar önce yaşamış bir kişinin şiiridir. peygamberi övme abartısı varsa peygamber dönemi islamiyeti seçen şairlerin şiirlerini tavsiye ederim.

    3-En basitinden Medine’ye hicret te peygamberi karşılarken söylenen şiiri hatırlatırım. peygamberin hoşuna gitmiş olan ne kadar sapkınca sapıkça bir şiir manası çıkar burdan sıkıntıya siz düşersiniz.
    “..sen güneşsin, sen aysın sen. nur üstüne nursun….”

  3. Alperen diyor ki:

    Selam Francisco

    1- Mevlid normal ve masum bir şiir değildir. O şiirden çok, ibadet tadıyla icra edilen bir olaydır. İcra yeri ise hatta camilerdir. Camiler Ali’nin Veli’nin şiirleriyle konser verilecek bir alan değildir.

    2- Kişinin peygamberini sevmesi tabiki normaldir. Fakat yalan yanlış bilgilerle kendisini ve milleti dolduraşa getirmesi normal değildir. Kişinin yalana iman ederek Muhammedcilik yapması da…

    3- 600 yıldır okunan ve malesef kültürel bir değer haline gelen bu şiirde anlatılanlar abartı değil yalandır. Tamamen uydurmadır. Peygamber sevgisinin göstergesi böyle hayal mahsulü şiirleri doğumda, ölümde, sünnette ağız burun yayarak okumak olamaz.

    4- Veysel Karani Süleyman Çelebi gibi Peygamber adına yalanlar uydurmuş mudur? Bu yalanları icra, ibadet edinilmiş midir? İnsanlar sevap zannediyor mevlit okutmayı… Ölmüşlerini ruhunun şad olduğuna inanılıyor.

    5- Medine’ye Hicretinde Resulü karşılayanların yaptığı “yalan uydurma” değil evet sadece abartıdır. Abartılı tasvirdir. Sevinç gösterisinin doğal sonucu olan taşkınlık. Hem onlar Süleyman Çelebi gibi ne “düzmece tarih” bilgisine ne de imani açıdan sakat düşüncelere yaslandılar.

    6- Son Peygamberimizin doğum yıldönümünde, böyle okunurken bile hiçkimsenin anlamadığı saçma şiirler okunması yerine Hz. Muhammed’in hayatı ve mücadelesi anlatılmalıdır. Kur’andaki Muhammed insanlara örnek olarak sunulmalıdır.

  4. francisco pizarro diyor ki:

    selam alperen

    1- süleyman çelebinin, yalan uydurma kısmını tam olarak anlamış değilim. Abartılı ve kurgulu be benzetmeli bir anlatımı var şüphesiz.

    2-senin de söylediğin gibi kardeşim camilerde kur’an dan başka herhangi bişeyin okunmasına, anlatılmasına, konuşulmasına elbette karşıyım.

    3- kani karaca’nın muhtemelen 1960-1980 arası kaydedilmiş 9 dakikalık mevlid okumasını dinlemiştim bir yerde. çok ta keyif almıştım açıkçası. Sorun mevlitten ziyade onun günümüzde ki kullanılış şeklinde.

  5. Alperen diyor ki:

    Selam

    Abartılı ve benzetmeli bir kurgu olduğu doğru. Kurgu, doğru tarihi verilere dayanmalı mıdır? Hz. Muhammed’in doğumu esnasında ve annesiyle ilgili anlatımlar örneğin. Eğer birileri bu anlatımları gerçekmiş gibi algılarsa, okunmasını sevap sayarsa, ölmüşlerine yararlı olduğunu kabul ederse, işlerine bereket getireceğini umarsa EVET. Hayır ama en azından evet…

    Mevlidi aslında kurgudan ziyade masal olarak isimlendirmek daha doğru olacaktır kanaatindeyim. Karakterleri de masal kahramanı…

    Saygılar, Alperen

  6. semen diyor ki:

    bazan gerçekleri göz önüne koyarken maalesef agresfleşiyor kaş yaparken göz çıkarıyoruz.
    kendinize hanif demişsiniz peygamberin annesine putperest…
    kesin bir kaynakta putperest olduğuna dair bir bilgi mevcut mu merak ediyorum.
    mevlütlerin ibadetmiş gibi algılanmasına herkes karşıdır helede bunu tekellerine almış kişileri düşünürsek.
    ama şu yazınızı yazarken biraz edeple yönelseniz bir samimi müslümanın ki kendisi süleyman çelebi olur, bu şekilde peygamberine eşsiz muhabbetine dayanarak yazdığı şiirine dayanarak onu sert eleştirilere maruz bırakmayın.
    bunu müslümanlığın gereği olarakta görün.

Yorum Yapın

Related Posts from the Past: