KURBAN
Ömer UYSAL
“Kurban” kişiyi Allaha yaklaştıran araç demektir. Amaç Allaha yaklaşmaktır. Buda aşk ile olur ve niyet ile şekillenir.
Kurana baktığımızda kurbanın Hz. Âdem zamanında bile söz konusu olduğunu görürüz: “Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. “Seni mutlaka öldüreceğim.” dedi. Öteki: “Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder.” dedi.” MAİDE,27
*Buradaki kurban (kurbanen) kelimesi daha çok fidye anlamı taşımaktadır. Ki “kurbanen” kelimesi ahkaf 28 de “yakınlık sağlamak” anlamında geçmektedir.(Fe lev la nesarahümlezinettehazu min dunillahi KURBANEN aliheh bel dallu anhüm ve zalike ifkühüm ve ma kanu yefterun: Allah’ın yanında YAKINLIK SAĞLAMAK için edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya! Tam aksine, onlardan uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanları, uydurup durduklarıydı. AHKAF,28 ). “kurb” kökü ise kuranda “akrabalar, yakınlar” anlamlarında kullanılmıştır (nisa 8,36; maide 106; enam 152… ayetlerine bakılabilir)
Kuranda hacda yani belirli günlerde Allahın adını anmak için kurban kesmek anılmaktadır. Buradaki amacın Allah’ı anmak dışında yemek ve fakirlere yedirmek olduğu belirtilmiştir: ”Ki Kendilerine ait bir takım yararlara tanık olsunlar. Kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerinde belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun” HAC,28.
Hac suresi 34. ayette çok muhalif çeviriler vardır. (Ve li külli ümmetin cealna mensekel li yezkürüsmellahi ala ma razekahüm mim behimetil en’am fe ilahüküm ilahüv vahidün fe lehu eslimu ve beşşiril muhbitin. HAC,34). Diyanet, Yaşar Nuri, Elmalılı veya Edip Yüksel… Hepsi farklı meal etmiş. Bu konuda “mensekel” kelimesiyle anlatılmak istenenin “bir ibadet yolu” olduğunu kelimenin kullanıldığı diğer ayet olan hac,67 den çıkarabiliriz. (Li külli ümmetin cealna menseken hüm nasikuhü fe la yünaziunneke fil emri ved’u ila rabbik inneke le ala hüdem mustekiym: Biz her ümmet için BİR IBADET YOLU yapmışızdır ki onlar onun âbidleridir, binaenaleyh emirde sana asla münazea etmesinler ve rabbına da’vet et, çünkü sen cidden hakka götüren doğru bir yol üzerindesin. HAC,67). Bu durumda ayetten (hac 34), rızk olarak verilen “enam”ların (yani davarlar, çiftlik hayvanları, dört ayaklı davar ve hayvanlar) kesilmesinin bir ibadet yolu olarak Allah’a yakınlık aracı olarak kullanılabileceği anlaşılmaktadır. Ayete dikkatli bakarsak amacın nimet üzerinde Allah’ı anmak, saygılı, alçak gönüllü olmak ve verdiği nimetlerden dolayı Allaha şükretmek olduğu açıktır.
Böylece “enam”lar Allaha bir ibadet yolu olarak belirlenebileceği belirli bir işaret olarak konulduktan sonra nasıl kesileceği ayetlerde açıktır: “Biz o büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın kutsallık nişanları arasına koyduk. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar sıralanmış halde ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah’ın ismini anın. Yanları yere yaslandığı zaman da onlardan yiyin; isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun. Allah o hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, şükredebilesiniz.” HAC,36
Kurbanın bir ibadet yolu olarak seçilmesindeki amaç Allah‘ı anmaktır, verdiği nimetlerden dolayı şükretmektir, yoksulları doyurmak ve takvadır. Yüce rabbimizin rızk olarak hizmetimize sunduğu değerlerin farkına varmamız ve faydalarından yararlanmamızdır: “Onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır. Onları size bu şekilde boyun eğdirtir ki, sizi hidayete erdirdiği için Allah’ı yücelterek anasınız. Güzel düşünüp güzel davrananlara müjde ver.” HAC,37
Yine Saffat 102 ila 107. ayetler arasında Hz İbrahim’in bir rüya üzerine evladı ile denendiği anlatılmaktadır.
SAFFAT 102-107: Çocuk onunla birlikte koşacak yaşa gelince, İbrahim dedi: “Yavrucuğum, uykuda/düşte görüyorum ki ben seni boğazlıyorum. Bak bakalım sen ne görürsün/sen ne dersin?” “Babacığım, dedi, emrolduğun şeyi yap! Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın.” Böylece ikisi de teslim olup İbrahim onu şakağı üzerine yatırınca, Biz şöyle seslendik: “Ey İbrahim! “Sen rüyayı gerçekleştirdin. İşte biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz. Bu, hiç kuşkusuz apaçık imtihanın ta kendisiydi.” Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
*Burada Hz İbrahim’in evladı ile denenmesi söz konusudur. Kurban kesmek değildir ve buradan yola çıkarak günümüz ile ilgili detaylara girilemez. Dikkat burada ne “enam” nede “kurbanen” kelimeleri kullanılmamıştır. “zibh” kelimesi kullanılmıştır ve “boğazlamak” anlamındadır.
“Kurban” konusunda hüküm verme yönünde karışıklık ise Kevser süresinin mealinden kaynaklanmaktadır. KEVSER,2: “Fe salli li rabbike venhar” ayeti meallerde “Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban kesiver” olarak belirtilmiş ve açık bir emir olduğu fakat “ey iman edenler” bütünü kapsayan kesin bir hüküm içermediği için peygambere hitap edildiği düşüncesiyle gelenekte “vacip” olarak adlandırılmıştır. Kevser suresinin bu ayetini iyi anlamak için “venhar” kelimesi ile belirtilenin ne olduğunu tespit etmek zorundayız.
“eNHaR” kökü genelde kuranda “akan ırmak” anlamında cenneti betimlemek için kullanılmıştır(bakara 25.74.266; aliimran 15.136.195, …). Yine “NeHaR” ise “gündüz” anlamında kullanılmıştır (hud 114…). Ki kurban ile ilgili ayetlerde bu kelime kökünün kullanılmaması ilginçtir.
Ayette “ve+nhar” öbeği fiil olarak kullanılmıştır. Fiil olarak “nhar” kelimesinin üç anlamı bulunmaktadır: elini göğsüne değdir; göğüslemek, göğüs göğse gelmek; deveyi göğsünden kesmek…
“elini göğsüne değdir” ifadesi namaz için yorumlanarak “kıyam” veya “tekbir” ifadesi çıkarılabilir. Fakat burada namazın şeklinden bahsedilmemesi ve peygamber efendimize yönelik direk bir emir içermesi direk şekil ifade eden bu anlamı da zayıflatıyor.“nhar” ifadesini kesmek kökünden alırsak “deve kes” gibi bir anlam çıkar ki bu kelimenin en uzak anlamıdır.
Öyleyse en kuvvetli anlam olarak KEVSER 2. ayeti şu şekilde meal edebiliriz: “Öyleyse Rabbin için salât et ve sadece O’na dayanarak her türlü zorluğa karşı göğüs ger.”
Bu durumda kurban kesmek; hac için (belirli günlerde) şart olduğu gibi nimetlerden yararlanma, ziyafet, isteyen veya istemeyen fakirleri doyurmak ve Allah’ı anmak için bir ibadet yolu olarak seçilebilir. Hac dışında farz ya da vacip olduğundan değil sadece Allah’a karşı bir ibadet yolu olarak seçilebileceğinden amacın Allaha yönelmek ve takva olduğundan, hizmetimize sunulan nimetlerden dolayı şükretmekten ve fakirlere yardımdan bahsedebiliriz. Yani bir tür infak söz konusu…“…Sizin için onlarda hayır vardır… Üzerlerine Allah’ın ismini anın… “ HAC,36.
Bayramları ise dini bir kaide olarak düşünmemiz anlamsızdır. Hiçbir dini hükmü yoktur. Kuranda hiçbir ayette bahsedilmez. Fakat bayramlar eşin dostun akrabanın hatırlanması için çok önemlidir. Birlik bilincini geliştiren en önemli faaliyetlerdendir. Kuranın genelinde bu mantık çok önemli bir yer tutar. “Allah’a kulluk edin. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetim ve öksüzlere, çaresizlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, size bağımlı olanlara iyi ve güzel davranın. Allah, kasılıp böbürlenen şımarıkları sevmez.” NİSA,36.
Pekâlâ, hayvanlar konusunda, yani ne keseceğimiz konusunda hüküm nedir;
1- “Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır…” BAKARA,173
2- “Şunlar size haram kılınmıştır: Boğazlanmayarak ölmüş hayvanın eti, kan, domuz eti, üzerine Allah’tan başkasının adı anılmış, boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, süsülmüş, canı üzerineyken yetişip kestikleriniz müstesna olmak üzere canavar tarafından yırtılmış…” MAİDE,3
Yukarıdaki iki madde yasak olan durumları kapsadığına göre bu durumların dışında kalan ve genelde kurban ayetlerinde anılan “enam”lar kurbanlık olarak seçilir. “enam” ; büyük baş hayvan, davar veya bu çeşit dört ayaklı çiftlik hayvanı gibi anlamlara gelmektedir. Kurban ayetlerinde anılan “enam” kelimesinin geçtiği diğer ayetlere bakarsak konuyu daha iyi anlayabiliriz:
“Davarları da O yaratmıştır. Onlarda sizin için bir ısıtıcı-koruyucu ve nice nice yararlar vardır. Onlardan bazı şeyleri/onlardan bazılarını yersiniz.” NAHL,5
“Hayvanlarda (davar ve sağmal hayvanlar) da sizin için kesin bir ibret vardır. Size onların karınlarından, fışkı ile kan arasından halis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazlarından kayar gider.” NAHL,66
“Davarlarda da sizin için elbette bir ibret vardır! Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz. Onlarda sizin için birçok yarar var. Onlardan yiyorsunuz da.” MÜMİNUN,21
Kuranda kurban kesmek için belirtilen zaman hac için geçerlidir. Normal zamanda kişisel olarak kurban kesmenin zamanından bahsedersek ibadeti biraz kalıba sokmuş oluruz. Oysa ibadetler içten gelerek yapılmalıdır. Fakat toplu bir bayram merasimi olarak ramazan ayından 70 gün sonra kurban bayramının olması belli bir topluluğa mâl olmuş hem Allah’ı anma hem de merasim günü ve gelenektir. AMA GELENEKTEN ÖTEYE GİTMEZ.
Önemli bir nokta ise, ister hacda kesilsin ister normal zamanda bayram veya başka vesileyle kurban kesilmek istensin “İSTEYEN VEYA İSTEMEYEN FAKİRLERİ DOYURMAK” ifadesi unutulmamalıdır. Kurbanların herhangi bir sebepten israf olacak şekilde kesilecek katliama yol açılması, telef edilmesi kesinlikle ne hac nede kurban tanımına uygun olmaz ve yapılması gerekenin aksine kurana ters düşen bir davranış şekli olur. Hacca gidip bahsi geçen kurbanı kesmek, bayramlaşmak, insanların birbirleriyle kaynaşması hoş ama amaç fakirlere yardımsa, fakirlere yedirmekse bir günde onca hayvanın kesilmesi fakirlerin yiyeceği et miktarını çoktan geçer. İsraf kaçınılmazdır. Fakat fakirlerin başka ihtiyaçlarına derman bulunamaz. Kurbanlık hayvanlardan yemek, yedirmek, şükretmek ve üzerlerinde Allah’ı anmak göz ardı edilmeden fakat israfa da yönelmeden fakirlerin diğer ihtiyaçlarına yönelik faaliyetlerde bulunmak bu noktada kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Tüpü olmayan fakire et vermek bir işe yaramayabilir!
“…Allah o hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, şükredebilesiniz…”
“…Güzel düşünüp güzel davrananlara müjde ver…”
En doğrusunu Allah bilir…