Resimli Namaz Hocası

Hocaların hocası “Resimli Namaz Hocası”!!!

Kıyâm, kaade, kıraat, rükû, sücûd, tekbir ve niyet…..

İşte bunları arayıp da Kurân’da bulamamak; resimli namaz hocalarına duyulan ihtiyacın alâmeti?!

“Namaz kılıyorum ve peygamberimizden zamanımıza kadar uygulamalı olarak ulaşan pratiğin yeterli, geçerli ve kat’î olduğunu (istisnalar kaideyi bozmaz) düşünüyor ve biliyorum” diyenlerin pratikten dercettikleri resimli namaz hocasına –aslında- “rükûyu, secdeyi ve bilindik namazı Kurân’da bulamadık” diyenler de ihtiyaç duyuyorlar… Ne çâre ki Kurân onların istedikleri fotoğrafları (resimleri) “Kerim” olmasına rağmen onlara vermiyor… Dolayısıyla, arada ezilip kalıyorlar…

Diyorlar ki “ille de resim-fotoğraf isteriz”…..

“Biz, ashâbı kirâmın çektiği resimlerle yetinmeyi tercih ettik; size de bu yolla hazırlanmış bir namaz hocası takdim etsek olmaz mı” teklifine hiç sıcak değiller!! Gerekçeleri var…???

Gerekçelerinden o kadar eminler ki, bunun Kurân incelemelerinde her kapıyı açacak bir anahtar olduğunu düşünüyorlar… Bu yüzden, her kapıyı açan “sihirli” anahtarlarını kullandıklarında, namaz kapısının ardında koca(?) bir boşluk buluyorlar????

Bu boşluğu onlar yokluk şeklinde yorumluyorlar.. Yâni, onlara göre bildik namaz YOK?!

Dolayısıyla, istedikleri resimli namaz hocasına ulaşamayınca, büyük komplo teorisini fırına veriyorlar… Yemeyip de yanında yatmak için…..

“Resimli namaz hocası bulamadık; bir adet “namaz komplo teorisi” verelim mi?”…. !!!

Şöyle bir inceliyorsunuz…… Acaba, hangisini satın alsam diye…? (Tüketim toplumu her şey “satış” üzerine…)

……………………………………………………………………..

Umarım, bu alışverişte bendenizden yardım beklemiyorsunuzdur???

Yoksa, kararsızlık mı yaşıyorsunuz???

Yoksa, kıldığınız namazı bırakmayı mı düşünüyorsunuz???

Ya da, bu ikilem siz tam namaza başlayacakken mi karşısınıza dikiliverdi???

Hayırdır; bu alışverişi yapacak kadar ilme sahip değil misiniz???

Pekiii, bu alışverişi gündeminize paraşütle indirenlerin ilmini tartacak kadar da mı ilminiz yok ???

Pekiii, kazıklanmadığınızdan nasıl emin olacaksınız????

Ne yani, sizin adınıza başkaları mı karar versin???

Siz, bu yola kendi reyinize sahip çıkmak için koyulmadınız mı???

İşte Kurân! İşte resimli namaz hocası! İşte namaz komplo teorisi! Ve işte SİZ!!

“Bakkal Amca! Ne duruyorsun; helva yapsana!???”

Neyzen SEMAZEN

Not: Kurân-ı Kerîm’de bir namaz kapısı var.. O kapının ardında bazılarına görünen ve çoğunluğa görünmeyen bir Resulü Ekrem var… O Resul, rükûlu-secdeli-kıyamlı-kıraatlı namaz kılıyor… Resullullah’ın yaptığı helvaya burun kıvırmayın; kendi yaptığınız helvayı -siz bile- yemezsiniz!!!


Toplam Okunma: 1614 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 07.01.2009 - 14:35
Şu anda bu yazıyı okuyanlar: 1 (0 Üye, 1 Misafir and 0 Bots)

“Resimli Namaz Hocası” için 39 Yorum

  1. Ali Aksoy diyor ki:

    Selam sevgili Semazen;

    “En iyi savunma saldırıdır” temelli bir çok yazını okuyorum ve gerçekten istifade ediyorum.

    Hatta bunların içinden “safsata” , “SÜM:safsata üretim merkezi” , “Kuran’ın oku emrini ahkam kes olarak anlama” gibi tabirlerini de gerçekten beğendim ve bunların gerçek karşılıklarını bulup ortaya çıkarıyorum.

    http://www.hanifdostlar.net/fo.....&TPN=3

    Gördüm ki, “safsata” bir tane değilmiş… Her ne kadar sen pek ses çıkarmasan da forum “safsata” dan yıkılıyormuş…

    “Safsata” karşısındaki dikkat çekici “seçiciliğin” müstesna olmak üzere, senin yazdıklarının hiç birine “safsata” demem. Çünkü sen tutarlısın.

    Tutarlı insanlar “safsatacı” olmazlar.

    Nasıl oluyor bu iş ?

    Şöyle oluyor:

    Kişi diyor ki, ben namaz kılacağım. Bakıyor Kuran’a “resimli namaz hocası” yok. Zaten Allah illaki “şekilli” bir şeyler anlatmayı dilese idi, Resulü “çoklu multimedya oynatıcıların” icad edilip yaygınlık kazandığı bir çağda gönderir, Kuran da “sesli-görüntülü” bir Kuran olurdu…

    Neyse, Kuran’da bu olmayınca ne yapacak ? Senin az önce yukarıda işaret ettiğin kaynaklara gidecek elbette. Açacak hadis kitaplarını… Aaaa.. Bir de ne görsün, tekmili birden çeşit çeşit “resimli namaz hocası” var. Var olmasına var da hiç biri birbirini tutmuyor. “Seçilen ile seçilmeyen” birbirine karışmış.

    Ne yapacak ?

    Elbette kendisini mezheplere teslim edecek. Çünkü onlar, çelişkili tutarsız şeyleri “Muhammed’e ait olmayan akılları ile ama -Muhammedi- bir okuyuşla” ayırıp seçmişler. Fırka fırka da olmuşlar. Fırka fırka resimli namaz hocası yani.

    Seçer birini kurtulur bu tutarsızlıktan ama, okuyan bir adamsa bakacak ki, aynı mezhebin içindeki hocaların da birinin bir dediği diğerini tutmuyor. Hatta, mezhebin en derin kitaplarına dalarsa “maazallah” namazı hiç kılamama ihtimali bile doğabilir.

    Ne yapsın ? Diyor ki, bana mezhebin de “seçilmiş” i lazım. Koşuyor, dine hıyanet işleri başkanlığına… Çünkü onlar, mezheplerinin asra hoş gelen yönlerini açığa çıkarıp, asra hoş gelmeyen yönlerini saklayan insanlardan müteşekkil…

    Ne var ki, onlar da dün var dediklerine bu gün yok, dün yok dediklerine bu gün var diyorlar. Kafası karışıyor garibin. Diyor ki, “Yahu amma da çok Muhammedi okuyuş varmış…”

    Sözün özü, bu adamın yapacağı en güzel şey, camiye cemaate gitmektir. Yani, kıyamet günü herbirini azaptan kurtulmak için feda etmekten çekinmeyeceği, anasına, babasına, kardeşlerine, amcalarına, dayılarına, dedelerine… İnsanları çoğuna… Atalarına…

    Uy işte insanlara… En yakınındaki “medine pazarı” ve benzeri isimli bir dükkana git ve iste:

    “Helva işini bıraktım, namaz kılacağım. Ne buyurursun ?”

    Seriversin önüne 15-20 çeşit “resimli namaz hocası” nı…

    Hanif Dostlar forumu, Kuran Müslümanı sitesi de neymiş ?

    Seni tebrik ediyorum. Çünkü sen tutarlısın. Bizim hukukçuların tabiri ile “kaçamaklı / tevilli ikrar” ile insanları atalar dinine klavuzladığın için.

    Amma….

    Şöyle bir sorun var sevgili Semazen.

    Ortada iki imam var. Biri Kuran, diğeri Atalar Dini…

    Sen eğer “ben bu iki imama birden uyarak namaz kılacağım / salat edeceğim” dersen;

    İşte bu ne salat olur, ne de namaz !

    Olsa olsa “safsata” olur.

    Muhabbetlerimle…

  2. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Değerli Ali Aksoy,

    Uzun bir yorum kaleme almışsınız.. Ancak ve maalesef baştan sona yanılgı!!

    Nereden bildiğime gelince… Elbette, atalar dininden değil! :)

    Siz belki inanmayacaksınız ama -tamamen- Kurân’a sizden, Gerçek Bilgi’den, Haktansapmaz’dan ve benzerlerinden daha ziyâde vakıf olmamdan… Nereden mi biliyorum..?! Terazinin bir kefesine kendi yetkinliğimi diğer kefesine rumuzlarını saydıklarımın yetkinliklerini koydum ve tarttım da mı biliyorum…??? Öyle de diyebilirsiniz…

    Şimdi size zehir gibi bir soru soracağım.. :)

    Siz, neden benim yazılarımdan üstünüze alınmaya devam ediyor ve yaranız var da gocunuyormuşsunuz intibaı veriyorsunuz..??? Bırakın da benim yazılarıma biraz önce rumuzlarını saydığım türden şaklabanlar cevap versin…

    Şaklaban, kalpazan, safsatacı demek hakkını nereden mi alıyorum???

    İşte “bir bilen” olmak buna deniyor efendim! :) Elbette, bazı şeyleri bildiğim için utanacak değilim.. Hele hele yaptığım uyarılardaki derinliği küçümseyecek değilim..

    HanifDostlar forumu bu gibi insanlara -sadece ve sadece Kuran’dan-aradıkları karşılıkların verildiği, iddialarının tek tek çürütüldüğü ve fakat bu şaklabanların tevbekâr olamadığı yazışmalarla dolu… Bizim de o çorbada çok tuzumuz var… Şimdi, söyleyin bana lütfen; bunların ne mal olduklarını biliyorsak ve bunların gündeme getirdikleri yeni saçmalıklara hep aynı kulvardan mukabele etme mecburiyetimiz mi var??? Daha önce, Kâbe’ye en büyük put diyenlere böyle yaptık da ne oldu??? Apaçık ve tartışılması mümkün olmayan deliller karşısında -zannediyor musunuz ki- deliler “eyvallah efendim” diyecekler??? Peki, siz -zannediyor musunuz ki- bizim yapabileceğimiz açıklamaları layıkıyla anlayabileceksiniz??? Delilleri ortaya koymak kadar, deliller zâhir olduğunda onların değerini idrak etmekte ayrıca vukufiyet ister; yoksa üstüne basıp geçersiniz… Bağışlayın ama ben sizde bu vukufiyeti göremiyorum… Böyle olduğu içindir ki elinizdeki sahtenin bana savunmasını yapıyorsunuz… Ben ise sadece şunu söylüyorum… Net ve tereddütsüz biçimde söylüyorum.. İlim+İman gereği söylüyorum.. Biz o sahteyi bir görüşte tanırız; onu piyasaya süren kalpazanları da… Siz bu işlerden anlamıyorsanız, ben bildiğimden vaz mı geçeceğim???!!!

    Ama görüyorum ki Merkez Bankasının adresini doğru biçimde tarif etmek ve kalpazanlara karşı bilgilendirici yazılar kaleme almak herkesin ındinde değer taşımıyor… Varsın öyle olsun… :)

    Sevgilerle,

    N_S

  3. faik diyor ki:

    Kur’an-ı Kerim evrensel kitaptır, Hz. Muhammed(sav) evrensel Resuldür…Namaz da dahil olmak üzere bir çok ibadet hakkında verdiği değişik hükümler, dinimizin esnek olması, tüm zamanlara, tüm coğrafyalara, tüm insanlara, tüm koşullara hitap etmei dolayısıyladır…Kişi Kur’an-ın rehberliğinde hadisleride dikkate alarak koşullarına en uygun yöntemi kendi belirler…Hiç bir hüküm, bir diğeriyle çelişmemektedir… GÖRene!..KÖRe ne?..Çelişkili olan aynada çelişki görür…Güzel gören güzeli görür…Din iman üzerine kurulu, inkar üzerine değil…Şu an aklın yetmesede Kur’an-ın hükmü imanla uygulanır, gerekçeside akıl geliştiği nispette araştırılır…Allah bizi iman ve akıldan yoksul etmesin…Ali Aksoy gibi aklına güvenen akılsızlardan korusun…

  4. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Sn. Faik, Merhaba!

    Katkınız ve ilginiz içen teşekkürler! İzninizle, bir konuda daha katkınızı ve anlayışınızı rica edeceğim.. Lütfen, Ali Bey için kullandığınız yukarıda geçen o tabirden vazgeçin ve hatta moderatörden o tabirin silinmesini isteyin…

    Neden derseniz?!

    Evet! Arkadaşımız çok ama çok vahim neticeler doğurabilecek bir akıl yürütme sürecinin içinde… Bunu sizin kullandığınız tabirle tavsif etmek elbette mümkündür.. Ancak, bu nevi tabirlerle isimleri bir arada anmak takdir edersiniz ki alenen tahkir olur… Tahkir ise “tahrik” getirir…

    Tabii, dinden imandan bahsettiğimiz için ve bu alanda söylenenlerin ve yazılanların yapabileceği tahribatın ve tahrifatın büyüklüğünü hesap ederek infial gösterebiliriz.. Bu infiali ortaya koyabilecek “sert” ifadeler, tanımlamalar da kullanabiliriz.. Ancak, bunları da özenle seçmeli ve mümkün olduğu kadar isimle-ağır tanımlamaları bir arada telaffuz etmekten kaçınmalıyız…

    Bu görüşüme hak vereceğinizi ve gerekli düzeltmeyi yapacağınızı ümit ediyorum…

    Aklımızın yüksek rakımlarında, bizi akıl tutulmalarından koruyacak iman kuvvetine duyduğumuz ihtiyacı önce kendime ve sonra bu yazışmaları okuyacak her müslümana bir kere daha önemine binaen hatırlatıyorum..

    Selam ve Saygılarımla,

    N_S

  5. Ali Aksoy diyor ki:

    Selam;

    Arkadaşımızın kullandığı kelimeyi geri almasına yahut herhangi bir moderatör arkadaşımızın silmesine gerek yok. Bahsi geçen yorumun yayınlanmasına onay veren zaten benim.

    Bahsi geçen itham az kalır. Bunun yanına, “beyinsiz” , “bayağı” , “büyülenmiş” gibi klasik ithamları ekleyebileceğiniz gibi bunların yerine “beyni yıkanmış” gibi modern versiyonlarını da yazabilirsiniz. Bunların tümü benim imanımdan başka bir şeyi arttırmaz.

    Allah’tan başka kınayıcıların kınamasından çekinecek de değilim. Kuran’dan bildiği ile öğüt verenler başka…

    “Selam”

  6. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Pekii, Efendim!

    Hayırlı olsun!!

    N_S

    Not: Faik Bey! Siz, yine de Ali Bey’in kopya verdiği tabirlerle lütfen kendilerine hitap etmeyin… :)

  7. faik diyor ki:

    Neyzen SEMAZEN size olan saygım bir kat daha arttı…Tavsiyenize uyacağım:)
    Teşekkürler…

  8. hasanoktem diyor ki:

    Faik yazdı :
    Allah bizi iman ve akıldan yoksul etmesin…Ali Aksoy gibi aklına güvenen akılsızlardan korusun…
    Selam Faik,
    birinci cümlenize hepimizi de ve herkesi de içine alacak şekilde ” Amin ” diyorum.
    ikinci cümleniz için düzeltme ile ilgili tavsiyeye uymalıydın. şunu unutmayınız ki ” istediğini söyleyen, istemediğini işitir. ”
    sözü akıl konusuna getirdiğine göre, bende sana bir özdeyişi hatırlatayım : aklın üç belirtisi vardır : iyi düşünmek, iyi söylemek, iyi yapmak. bu belirtileri üstünüzde taşıdığınızı bu durumda söyleyemeyeceksiniz herhalde…
    selam

  9. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Selam.

    Neyzen Semazen, gelin sizinle Kur’an’ı kaynak alarak Resimli Yoga Hocası yapalım, ne dersiniz? Yoksa Kur’an’da “yoga” yok mu diyorsunuz? Ama bakın Yoga’da da ayakta durma ( kıyam ), eğilme ( rüku) ve oturarak alnı/yüzü yere değidirme ( secde ) şeklinde pozisyonlar var…

    Yoksa “biz atalarımızda yoga görmedik” mi diyorsunuz? E ama biz de Kur’an’da namazı görmedik!!!!?

    Dipnot olarak; Geçenlerde uyduda bir Arap TV kanalında namazdaki oturuşun!!! erkekler için olanının nasıl yapılacağı gösteriliyordu. iki ayak dik şekilde ve bitişik olup popomuzu ayaklarımızın üzerine koyacakmışız. İki ayağımız ayrık olup popomuz yere değmiyecekmiş. Bu yanlış olan oturuş şekli imiş.

    Şimdi ilk olarak namazda oturmak var mı, varsa bu yanlış şekilde namazda oturursak namazımız kabul olmaz mı? İkinci olarak da tevatüren uygulamalı olarak geldiğini iddaa ettiğiniz namaza hangi ayet/ler baz alınarak oturma şekli dahil edilmiştir?

  10. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Sn. Yunus Emre,

    Size, son derece tatlı dille hitap edebilir ve mantık hatanızı delilleri ile ortaya koyabilirdim.. Ancak, böyle yapmayacağım; size ve sizin gibi düşünenlere son derece “ağır” bir karşılık vereceğim!

    Cevabım şudur!

    Zevzeklik etmekle ilim üretmeyi birbirine karıştırmayın!

    Bu sözüm nefsinize ağır gelecektir! Ancak, sizin nefsinize “ağır” gelecek şeyi söylemeye mecburum! Çünkü, “ilim” yerine muhatap bırakıldığım “zevzeklik” de benim nefsime “ağır” geliyor!!!

    Selametle Efendim!

    Kurân’da namazı arayıp da bulamama konforunuzu sonuna kadar yaşayabilirsiniz ve bu konforun (!) propagandasını yapmaya devam edebilirsiniz!! Sizi kim tutabilir; kim durdurabilir!! Elbette, ilim üretmek kadar zevzeklik yapmak da serbesttir!! :)

    N_S

  11. hasanoktem diyor ki:

    Selam arkadaşlar,
    içeriğinde 3. şahısları da ilgilendiren hakaret-amiz ifadelerin bulunduğu, tezyifkar mesajların, rencide edici olduğu açık olmasına rağmen bundan kaçınılmadığını taaccüb ederek izlemekteyim. bu konuda ve her konuda bu tür mesajlar yoluyla bana ve hanif kardeşlerime isabet eden / payımıza düşürülen bir tahkir var ise , şunun bilinmesini isterim ki, o hakaret ve çirkin kelimeleri ne eksik nede fazlasıyla, ” tıpkısının aynısıyla ” hakaret sahiplerine iade ediyorum. tabiki, bunu söylerken şunu da söylemek durumundayım : ben de farkında olmadan herhangi bir mesajımda ( münazara ortamından çıkıp) kimi kırmış veya üzmüş isem lütfen bildirsin, derhal gereğini yapacağımdan kimsenin kuşkusu olmasın.
    selam

  12. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Selam Sn. Semazen.

    İlk ilkini tercih etmediniz de karşınızdakini hakir gördünüz ve zevzeklik yapmakla suçladınız? Lütfen mantık hatamı delilleri ile ortaya koyunuz. Koyunuz ki haklılığınız artsın…

    Ama hem sorularıma vermediğiniz cevaplar ile hem de bu tür bir hitap şekli ile asla bir konuya varamazsınız. Size yukarda bir öneri ve sorular sordum ki ilmi siz üretin!!

    Selametle..

  13. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Hasan Bey, Merhaba!

    Acaba, bu sözlerinizi benim son mesajım üzerine mi yazdınız? Eğer, böyle değilse memnuniyet duyarım.. Ancak, bizim mesajımızdan etkilendiyseniz, mesajımızın muhatabı siz değilsiniz! Aslında, muhataplarımın kimler olduğu -zannediyorum- makaleye verdiğim başlıktan ve bugüne kadar yazdıklarımızdan rahatça anlaşılabilir…

    Bu vesileyle, büyük bir özgüven içinde şunu ifade etmeliyim.. Kelimelerini titizlikle seçen bir insanım! Beşer olmanın getirdiği “şaşar ve sakar” yönlerimin ve buna bağlı hatalarımın olabileceğini peşine kabul ederim! Ancak, bendeniz HanifDostlar’da ve KuranMüslümanı forumlarındaki mesajlarım için -içerik ve üslup açısından- son derece müsterihim!! Dolayısıyla, mesajlarımla birilerini üzdü isem bunu bilerek yapmışımdır!! Ancak, bu durumun benim üzerime uhrevi bir yük getireceğini düşünmüyorum!! Bildiğiniz safsatalar ve zevzeklikler karşısında kendimi sütten çıkmış ak kaşık gibi görüyorum.. :)

    Bizim duygu ve düşüncelerimiz bundan ibarettir.. Maksadımız temizdir…

    Selam ve Saygılarımla,

    N_S

  14. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Sn. Yunus Emre,

    Dediğiniz gibi olmadı ve öyle yapmadım!

    Mevcut namaz delillerinin (Kuran’da ve Kuran dışında) yoga olarak da anlaşılabilmesi mümkündür önermesini(!) getirdiniz!! Bu önermeniz, ilim dünyasındaki karşılığını zevzeklik önermesi ile buldu.. :) Olan budur!!

    Sorularınızı karşılamamayı tercih ettiğim doğrudur!! Bu cevabımızın olmayışından değildir!! Sizin o cevabın kıymetini anlayacak vukûfiyetde olmayışınızdandır… Biz o cevabı yazarız!! Siz, o cevap bütün yeterliliği ile ortada dururken kalkıp bir daha ben burada namazı göremedim derseniz; korkarım o dakikadan sonra size mümin- müslüman demek imkânımız kalmaz!! Öte tarafta da (Âhiret) size bir müslüman nazarıyla bakılması pek mümkün olmaz!! Bunun ne acı bir âkıbet olacağını siz zevzeklik yapanlar düşünemezsiniz belki ama biz ilim üretenler pek âlâ düşünürüz…

    Selam,

    N_S

    Not: Firene bas kardeşim, firene!! Son gaz gidiyorsunuz!! İstikâmetiniz sıratı müstakıym değil!! Bu uyarı Allah rızası için yapılan uyarılardandır..

  15. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Selam..

    Nerede bu ürettiğiniz ilim? Namaz delilleri dediniz de nasıl kılınır bu namaz bir türlü Kur’an’dan anlatamadınız!! Çünkü Kur’an’da namazın nasıl kılınacağının anlatılmadığını siz de itiraf ediyorsunuz.

    Kur’an’da ” ekamüs salat” geçen yere “namaz kılın” yazmakla Kur’an’da namaz olduğu iddaa edilemez. Yine Kur’an’da “ekamüs salat” geçen yere ” yoga yapın” yazmakla Kur’an’da yoga olduğu iddaa edilemez. Önce salat’ın nasıl yapılacağını ilminizle ve delille açıklamanız lazım.

    Yoksa, “ben sizden bilgiliyim, bildiğimi de sizlere açıklamam, ne haliniz varsa görün” türünden demeçlerle kendinizi sevimsiz gösteriyorsunuz, bu hal ve tavrınızı Kur’an’daki ayetler nezdinde düzltmenizi istirham ediyorum.

    Bu istirhamımı da zevzeklik olarak algılarsanız kendiniz bilirsiniz. Tabiki de siz bileceksiniz değil mi :D..

  16. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Merhaba,

    Bir arkadaşın şöyle dediğine tanık olmuştum.. “Bir şey varsa ve siz bu iddiada iseniz bunu ispatlamak size düşer.. Biz neden namaz diye bir ibadetin yokluğunu ispat edelim ki…?”…..

    Anlaşılıyor ki, biz namaz kılanlar bu muhakeme(!) karşısında gerçekten köşeye sıkışmışız… Hay Allah, bunu nasıl ispat etsek…?!

    Yanımıza bir fotoğraf makinesi alsak da 1400 sene öncesine bir zaman yolculuğu mu yapsak?? Peygamberimizin ve ashabının namaz kılarken fotoğraflarını mı çeksek..?? Hazır gitmişken, Peygamberimizle “şu kıldığınız namazın Kurân’dan delilini gösterir misiniz” diye sual ederek başlayan bir röportaj mı gerçekleştirsek… ?? Bu röportajın ses kayıtlarını alarak zamanımıza mı getirsek??? Bütün bunları yapabilsek ne muazzam olur!!:) Ancak, geri dönüşte o ses kaydının ve fotoğrafların Resulullah’a ait olduğunu nasıl ispat ederiz???

    İşimiz zooor!! Çoook zor!! İspat etmek ne kadar zor!!! :)

    Oysa, namazın olmadığını ne kadar kolay(!) “ispat” ediyorlar!!! Kâbe’nin de “en büyük put” olduğunu işte böyle kolaylıkla (!) ispat (!) etmişlerdi…

    (!!!!!!!!!!!!!!!)

    N_S

  17. Ali Aksoy diyor ki:

    Selam;

    Hanifler.com sitesinde sayın Dost1′in “Kuran yeter mi, yetmez mi” başlığı altında topladığı ayetleri yazmak gerekli. Şöyle diyor Dost1;

    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    Kur’an Yeterli midir? Kur’an yeterli Değil midir?

    Bakara;2:” Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap’dır.”

    Âl-i İmran; 138:” Bu Kuran, insanlara bir açıklama, sakınanlara yol gösterme ve bir öğüttür.”

    Nisa; 175:” Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine kavuşturacak, onları Kendisine götüren doğru yola eriştirecektir.”

    Maide; 15:” Ey Kitap ehli! Kitap’dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah’tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir.”

    Maide; 16:” Allah, rızasını gözetenleri onunla, selamet yollarına eriştirir ve onları, izni ile, karanlıklardan aydynlığa çıkarır. Onları doğru yola iletir.”

    En’am; 38:” Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlaryyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap’da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.”

    En’am; 51:” Rablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O’ndan başka bir dost ve aracıları yoktur. Umulur ki Allah’tan sakınalar.”

    En’am; 106:” Rabbin’den sana vahyolunana uy, O’ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.”

    En’am;153:” Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır.”

    En’am;155:” İşte bu (Kur’an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin.”

    A’raf;3:” Rabbinizden size indirilen Kitap’a uyun, O’ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.

    A’raf; 52:”And olsun ki Biz onlara bir Kitap getirdik, inanan bir millet için yol gösterici ve rahmet olarak onu bilgiyle uzun uzun açıkladık.”

    A’raf; 203:” Onlara bir ayet getirmediğin zaman, «Sen bir tane yapsaydın ya» derler. De ki: «Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir.»”

    Yunus; 57:” Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalblerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.”

    Yunus; 58:”De ki: «Bunlar, Allah’ın bol nimeti ve rahmetiyledir.» Buna sevinsinler. O, onlaryn topladıklarından daha hayırlıdır.”

    Yusuf;111:” And olsun ki, peygamberlerin kıssalarında, aklı olanlar için ibretler vardır. Kuran uydurulabilen bir söz değildir. Fakat kendinden önceki Kitapları tasdik eden, inanan millete her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir.”

    İbrahim;52:” Bu Kuran, onunla uyarılsınlar ve tek bir Tanrı bulunduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir.”

    Nahl;64:” Sana Kitap’ı, ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için, inanan kimselere de doğru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik.”

    Nahl;89:”O gün her ümmetten bir kişiyi onlara şahit tutarız. Seni de ümmetine şahit getiririz. Sana her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kuran’ı indirdik.”

    Ysra;9:” Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.”

    İsra; 41:” Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran’da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.”

    İsra;82:” Kuran’dan inananlara rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır.”

    [018.027] [DI] Rabbinin Kitap’ından sana vahyolunanı oku; O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.

    Kehf;54:” And olsun ki, Biz bu Kuran’da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır.”

    Enbiya;10:” And olsun ki,size şerefiniz ve öğüt veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz?”

    Nur;34:” And olsun ki, size apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden misal ve sakınanlara öğüt indirdik.”

    Nur;46:” And olsun ki, açıklayıcı ayetler indirmişizdir. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.”

    Neml;77:” Doğrusu Kuran, inananlara doğruluk rehberi ve rahmettir”

    Neml;79:” Allah’a güven, şüphesiz sen apaçık gerçek üzerindesin.”

    Ankebut;51:” Kendilerine okunan bir Kitap’ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.”

    Ahzab;2:” Sana Rabbinden vahyolunana uy; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”

    [034.006] [DI] Kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hak olduğunu, güçlü ve hamde layık olanın yolunu gösterdiğini bilirler.

    Sebe;4:” Doğru yol üzerindesin.”

    Yasin;5:” (Bu Kur’an) üstün ve çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir”

    Sâd;29:” Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.”

    Zuhruf;43:” Sana vahyolunana sarıl, sen, şüphesiz doğru yol üzerindesin.”

    Zuhruf;44:” Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız.”

    Câsiye;11:” İşte bu Kuran doğruluk rehberidir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır.”

    Kaf;45:” Onların dediklerini Biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; söz verdiğim günden korkanlara Kuran’la öğüt ver.”

    Kalem;52:” Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir”

    Hâkka;48:” Doğrusu Kuran Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.”

    Hâkka; 69:” O,şüphesiz kesin gerçektir.”

    Müddessir 54:” Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.”

    Müddessir 55: Dileyen kimse öğüt alır.”

    Tekvir;27:” O hâlis bir zikirdir âlemin için”

    Tekvir; 28:” İçinizden müstekîm olmak dileyenler için.”

    Bu kadar açık delilden sonra “Kur’an yeterli değildir.” diyenlere ne diyeyim?”

    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    Allah razı olsun.

    Evet, şimdi bu soruya sizin mantığınızla cevap verelim: Y E T M E Z !!!

    Kuran’ın yanına 1400 sene öncesinde çekilmiş fotoğraflar koymalısınız.

    Bir kısım arkadaşlar, Peygamber namaz kılarken yanı başında “hazır” oldukları için bize gaibten bilgiler aktarıyor, bunun da adını “ilim” koyuyorlar.

    İtiraz edenler de “zevzek” oluyor.

    O halde “haşa” müşriklere “Allah atalarınıza bunları emrederken siz oradamıydınız” diye soran Allah da size göre aynı “cürmü” işlemiş mi oluyor ?

    Onların (müşriklerin) “rivayetleri” neden güvenilmez söz yığınıdır ?

    Yoksa onların, meleklerin Allah’ın kızları olduğu hususunda ellerinde fotoğraflanmış belgeler mi vardı ?

    Yahut din edindikleri her şeyi dayandırdıkları rivayetler koruma altındamıydı ?

    Sizin bu gün Kuran’dan başka “delil” diye yapıştığınız şeyler, Peygamber’in muhatabı olan müşriklerin yapıştığı delillerden hangi bakımdan farklıdır ?

    Allah salatı emretmiş te, bunun nasıl uygulanacağını resule bırakmışmış… Abdesti neden resule bırakmamış ? Yahut Kuran’da anlatılan onca detaylı meseleyi…

    Üstelik bütün bunlar “Kuran yeter” sloganı ile yola çıkmış insanlar arasında tartışılıyor.

    “Kuran yeter” diyenler “zevzek - akılsız” oluyor, yetmez diyenler alim…

    Bravo yahu !

    İçlerinden “evet Kuran yeter, bak şu şu ayetlerde namazın nasıl kılınacağı anlatılıyor” diyen / demeye çalışan çok az.

    Neymiş ? Biz onlara da itiraz ediyormuşuz. Tabi. İtirazsız her buyurduğunuzu kabul zorunluluğumuz var…

    Konuş(a)mamanın, hakaret etmenin, kendi savunduğu ilkelerle çelişkiye düşmenin adı ilim olmuş.

    Bu tartışmanın akıbeti bellidir.

    Bir grup diğer gruba; “Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” der ve konu kapanır.

    Ancak…

    Bundan böyle, “Kuran yeter” mantığı ile yaklaştığınız her konuda “hayır yetmez, çünkü bu konudaki sahabe / tevatür uygulaması şöyledir, siz olsa olsa safsatacıların elebaşlarısınız” deme hakkımız doğmuştur.

    Siz, kendi kendinizi geçersiz ilan ettiniz. Açığa vuramadıklarınızı biz açığa vurmasını biliriz. Ne hakaretleriniz sindirir bizi ne de neyi düyü belli olmayan kendinden menkul ilminiz.

    “İstisnalar(!)” kaideyi bozmayacağı için “muhabbetlerimle” diyerek bitiriyorum.

    Muhabbetlerimle…

  18. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    A_A_Evet, şimdi bu soruya sizin mantığınızla cevap verelim: Y E T M E Z !!!

    N_S_Benim mantığımla, Kurân bana YETER AMA SİZE YETMEZ! :) (Çap meselesi!)

    A_A_Bir kısım arkadaşlar, Peygamber namaz kılarken yanı başında “hazır” oldukları için bize gaibten bilgiler aktarıyor, bunun da adını “ilim” koyuyorlar. İtiraz edenler de “zevzek” oluyor.

    N_S_Hayır, gaipten bilgi aktarmıyoruz; ancak siz henüz yolun başında olduğunuz için ve emekleyerek ve hatta sürünerek yol almaya çalıştığınız için; biz sizin üzerinde bulunduğunuz yolun kilometrelerce ilerisini gökyüzünden kuşbakışıyla rasat ettiğimiz için, bize “ilim” olan size “ğayb” gelebilir!! Ancak, kimleri zevzeklik etmekten sakındırdığımıza vâkıf olmuşsunuz! Bu sizin için “ilim” olmuş!!

    A_A_O halde “haşa” müşriklere “Allah atalarınıza bunları emrederken siz oradamıydınız” diye soran Allah da size göre aynı “cürmü” işlemiş mi oluyor ?Onların (müşriklerin) “rivayetleri” neden güvenilmez söz yığınıdır ?
    Yoksa onların, meleklerin Allah’ın kızları olduğu hususunda ellerinde fotoğraflanmış belgeler mi vardı ? Yahut din edindikleri her şeyi dayandırdıkları rivayetler koruma altındamıydı ?Sizin bu gün Kuran’dan başka “delil” diye yapıştığınız şeyler, Peygamber’in muhatabı olan müşriklerin yapıştığı delillerden hangi bakımdan farklıdır ?

    N_S_Şu mukayesenizi alın ve bu paragrafı okumaya tahammül edecek profesör seviyesinde 3 adet ilâhiyat hocası bulun da onlar sizi zevzeklikten sakındırmak yerine “anlamlı” bir şeyler söylesinler… Bendeniz, bu “mukayese”(!) karşısında anlamlı bir şeyler söylemeye muktedir değilim!! Çünkü, benim nazarımda bu mukayeseye mukabil anlamlı bir şeyler söylemeye çalışmak çok anlamsız olacak… Bunu hakikaten yapamam!! Kendimi çok zorlamış olurum…

    A_A_Allah salatı emretmiş te, bunun nasıl uygulanacağını resule bırakmışmış… Abdesti neden resule bırakmamış ? Yahut Kuran’da anlatılan onca detaylı meseleyi…

    N_S_Haa, güzel soru!! Cevabı -biiznillah- bizde!! Her hakkı mahfuz! :) Sizin için yeterli ve geçerli olmaz ama sizin bulduğunuz cevap CEVAP DEĞİL! Hani, şu yukarıda geçen yol benzetmesi… Hani biz gökyüzünden baktığımız benzetmesini yapmıştık ya… İşte öyle bir şey!!

    A_A_“Kuran yeter” diyenler “zevzek - akılsız” oluyor, yetmez diyenler alim…

    N_S_Hayır! Siz “Kurân Yeter” demiyorsunuz! Zâten diyemezsiniz!! Siz, ne Kurân Yeter ne de yetmez diyemezsiniz!! Bu iki şıktan birini diyebilmek için kırk fırın ekmek yemelisiniz… Bunu Dost1 söyleyebilir; siz söyleyemezsiniz!! Söyleseniz de hükmü olmaz!!

    Safsatacı, kalpazan, safsatasever diyerek tanımladıklarımız “Kurân Yeter”i slogan düzeyinde söyleyip; sloganların ötesine geçemeyenlerdir!! Slogan atmakla ahkâm kesmeyi karıştıranlardır…

    A_A_Konuş(a)mamanın, hakaret etmenin, kendi savunduğu ilkelerle çelişkiye düşmenin adı ilim olmuş.

    N_S_Hayır Efendim; öyle olmamış!! Safsatalarla mücadeleyi -geçmişte- örnekleyerek BELGELEYEBİLMEK iktidarının adı ilmî ehliyet-ilmî liyakat olmuş!! Ehliyetimizi bir de sizin onayınıza sunmaya mecbur muyuz??

    A_A_Siz, kendi kendinizi geçersiz ilan ettiniz.

    N_S_Öyle mi?! Yâni, tedavülden kalktığımı söylüyorsunuz!! Kötü para iyi parayı kovarmış, ne çâre!

    A_A_Açığa vuramadıklarınızı biz açığa vurmasını biliriz.

    N_S_Özelime n’olur müdahil olmayın!! Özel hayatın -mâlumunuz- dokunulmazlığı var!! Bunun dışında bendeniz de şeffaflıkdan yanayım!! :)

    A_A_Ne hakaretleriniz sindirir bizi ne de neyi düyü belli olmayan kendinden menkul ilminiz.

    N_S_Sindirim sorunu yaşamanız beni şaşırtmadı! Çünkü, verdiğim acı ilaçları siz zehir olarak algılıyorsunuz.. Bendeniz, hakaret etmiyorum.. Kurân için ama Kurân’a rağmen üretilen lüzumsuz, fuzûlî, absürd düşüncelerin tasnifini yapıyorum.. Yerine göre “safsata” diyorum; yerine göre “zırva”…

    A_A_“İstisnalar(!)” kaideyi bozmayacağı için “muhabbetlerimle” diyerek bitiriyorum. Muhabbetlerimle…

    N_S_Kurân’ın muhabbetine mazhar olacak seviyede ilim konuştuğunuz gün biz de sizin muhabbetinizden kâm alacağız.. O vakte kadar muhabbetiniz olmasa da idare ederiz…

    Safsatanız az; ilminiz ziyâde olsun…

    N_S

  19. muhiddin diyor ki:

    1. “Neyzen Semazen, gelin sizinle Kur’an’ı kaynak alarak Resimli Yoga Hocası yapalım, ne dersiniz? Yoksa Kur’an’da “yoga” yok mu diyorsunuz? Ama bakın Yoga’da da ayakta durma ( kıyam ), eğilme ( rüku) ve oturarak alnı/yüzü yere değidirme ( secde ) şeklinde pozisyonlar var… “
    Kiyam: Ayakta durmak
    Ruku: Egilmek
    Secde: Yuzunu yere koyma, yere kapanma

    Yunus emre Gundogdu, oncelikle “Namaz” konusundaki katkilariniz icin tesekkur ederim.Fakat, tum muslumanlar kiyam, ruku ve secde’yi sizin de anladiginiz gibi anlayip geregini yapiyorlar.Takdir edersiniz ki, Allah(c.c)’da Kuran’da ki Kiyam, Ruku ve Secde kelimelerinin arapca lugat manalarindan en az sizin kadar haberdardir.:)Size mantik hatalarinizi kimse gosteremez,bunu siz gormelisiniz ki size bir faydasi olsun. Anlayacaginiz kimseden fayda yok.

    Bu arada Y.Emre Gundogdu, “domuz eti” Haram mi? Helal mi?Bu konuya henuz bir aciklik getirmediniz kamuoyu sabirsizlikla bekliyor, yesinler mi? yemesinler mi?malumunuz bu konu da 14 asirdir muslumanlarin cozemedikleri onemli bir konu.:)Biz 14 asir onceki domuzla gunumuz domuz’unun ayni olup olmadigini yanlarinda olmadigimiz icin bilemiyoruz?Tabi sira deve keci koyun at,maymun …v.s’ye de gelecek.:)Bu paragrafi okuyanlarin benim de “zevzeklik” yaptigimi dusunmelerini istemiyorum cunku ne bu paragrafla ne de bu tarz yaklasimlarla benim bir ilgim yok efendim,sadece ilgilenenler icin yazdim,ufacik bir katki selamlar.

    Not:sn Hasan oktem, hatir icin ne namaz’I terk ederiz ne oruc’u yeriz,ne de size Hatir icin kizabiliriz.Bizim kardesligimizde Allah(c.c)’in Hatiri, diger hatirlarin her zaman ustundedir.Allah’in Hatiri’ni ustun tutani ustun tutariz, tutmayani kardesimiz saymayiz.Saygi ve sevgilerimi sunarim.

  20. Ali Aksoy diyor ki:

    Selam Muhiddin;

    Çoğunluğun tatbikatını ne zamandan beri din edindiğinizi bilemiyorum.

    Ancak, sizin Yunus kardeşimiz için tespit ettiğiniz “mantık hatasının” aynısını, “namaz 3 yahut 2 vakittir ve tüm vakitler iki rekattır” diyenler için de tespit etmiş olduğunuzu duymak istiyorum.

    Malum, “tutarlılık” mantık hatalarından kurtulmak için elzem bir duruştur.

    Domuz etine gelince;

    Anlaşılan o ki, sizin dininizi Buhari ve emsallerinin yazıya geçirdiği ve Peygamberimizin sağlığında şahit olmadığınız rivayetler belirlerse sorun yok ama Kuran belirlerse sorun var.

    “Kardeşlik” mevzuunda sana cidden katılıyorum ve Allah’ın tanıklığını, yüzünü bile görmediği insanların tanıklığına tercih eden her kimseden ebedi bir düşmanlık ve buğz ile ayrılıyorum.

    Muhabbetlerimle…

  21. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Selam Muhiddin…

    Lehmü hınzır ile ilgili soruyu bana değil Naci Çelik’e sorun. Ben sorunun cevabını zaten biliyordum.

    Gelelim namaza…

    Bu üç fiili ( yahut üç kavramı - ki lügatlarda başka anlamları da var ) hangi ayette salatın içinde ard arda yapılması gereken şekilsel hareketler zinciri olarak algılıyorsunuz?

    İsra 105 ve 111. ayetlere bakın;

    “Biz onu hak ile indirdik ve o hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.”

    “Onu insanlara yavaş yavaş/ dura dura/uzun bir zaman dilimi içinde okuyasın diye”

    “Kur’an kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda/okunduğu zaman yüzüstü/çeneleri üstü kapanıp secde ederler/secdeye kapanırlar”

    “ve şöyle derler: “Sınırsız kudretiyle ne yücedir Rabbimiz! İşte Rabbimizin vaadi apaçık gerçekleşti!”

    “Ağlayarak çeneleri/yüz üstü yere kapanırlar”

    Ve “SALAT’ında sesini fazla yükseltme, alçaltma da, ikisi ortası bir yol tut”

    Elçi müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiliyor. Yani başka ayetlerde açıkça belirtildiği gibi görevi sadece Kur’an’ı tebliğ etmek. Tabiki Elçi kendisi de Kur’an’dan sorumlu..

    Bu ayetlerde kendilerini ilim verilmiş olanlar namaz kılarken çeneleri üstü secdeye kapanmıyorlar. Kendilerine Kur’an okunduğunda çeneleri üstü kapanıp secde ediyorlar.. Bu husus çok önemli.

    İkinci husus da elbette Peygamberin salat ederken ki ses tonunun nasıl olması gerektiğinin Allah tarafından belirtilmiş olması.

    Ben bazı okuduğum yazılardan ve bu ayetten buradaki salatın Kur’an okuması/tebliğ/dersi olduğunu düşünüyorum.

    Muhabbetle…

  22. muhiddin diyor ki:

    Ali Aksoy,

    Kiyam=?,Ruku=?, Secde=? kelimeleri’nin lugat anlamlarini Allah(c.c) bilmiyormuydu? Bu kelimelerin anlamlarini neye gore inkar ediyorsunuz? Kafaniza gore mi?

    Namaz icin su ile abdest almiyormusunuz? Su bulamayinca, Toprak ile teyemmum Yapmiyormusunuz? Yoksa bunlarin da kelime anlamlarini inkar mi ediyorsunuz? Gecmisteki atalariniz “Batiniler”‘e gore mi?

    Namaz’a “Kuran dersi” diyorsunuz buda bir Kuran dersi, abdestiniz var mi? Su ile mi aldiniz? Toprak ile mi? yoksa abdestsiz Kuran dersine mi katiliyorsunuz?

    Allah’in sadece “Batin” ismi mi var? “Zahir” ismini ne yapacaksiniz? inkar mi?Yoksa Allah’in kendisine yakistirdigini siz ona yakistiramayacakmisiniz?

    Batiniler diyor ki; Biz ne yana donersek donelim vechullah oradadir.Yuzumuzu istedigimiz yere cevirsek olmaz mi?OLMAZ!
    “Biz senin, yüzünün habire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir.” Gok yuzune de olmaz baska bir yerede, sadece emir olundugun yere!

    Batiniler diyor ki;Biz ne yana donersek vechullah oradadir. Tastan Kabe’ye niye donelim? Tasa Secde edilir mi hic? Hatta Kabe Buyuk Put! (hasa)Ben insanim elbette ki tastan ustunum.(İblis:) “Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim,” dedi. Ne buyuk tesaduf!

    YA HU! Hani nereye donerseniz donun Vechullah oradaydi Batiniler? Kabe’ye donunce Vechullah Orada degil mi? Ey ALLAH’in Tanikligini tercih edenler?! Bugune kadar tas,put diye hakeret ettiginiz Saygiya layik ev KABE PUT mu? TAS mi? VECHULLAH mi?

    Not:Biz Herseyi severiz,insanlari, hayvanlari herseyi.Ama Akrebi alip koynuma sevmem uzaktan severim. Ali Aksoy dusmanliginiz sizin bileceginiz is, bizim zaten sizi bagrimiza basmaya niyetimiz yok,sizi de uzaktan severiz.

  23. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Selam Muhiddin.

    Kıblenin salatın şartlarından biri olduğunu nereden biliyorsunuz?

    Kıyam, Rüku ve Secdenin yine salatın şartlarından olduğuna dair deliliniz nedir?

    Mescid-i Haram’ın Kabe olduğunu nereden biliyorsunuz?

    Velevki Mescid-i Haram = Kabe olsun, nerede olursak olalım oraya dönmemiz emrediliyor. Siz tuvaletinizi yaparken niye oraya dönmüyorsunuz? Tuvaletinizi yaparken dönmeyin diye bir istisna mı var? Neden evlerinizdeki tuvaleti Kabe’ye doğru yapmazsınız?

    Lütfen biraz tutarlı olun…

  24. hasanoktem diyor ki:

    Muhiddin yazdı :
    Not:sn Hasan oktem, hatir icin ne namaz’I terk ederiz ne oruc’u yeriz,ne de size Hatir icin kizabiliriz.Bizim kardesligimizde Allah(c.c)’in Hatiri, diger hatirlarin her zaman ustundedir.Allah’in Hatiri’ni ustun tutani ustun tutariz, tutmayani kardesimiz saymayiz.Saygi ve sevgilerimi sunarim.

    Selam Muhiddin Kardeş,
    ilginiz için teşekkür ederim, ben de görüşlerimi aktarayım :
    benim namaz, oruç ile ilgili ” yalnız Kur’an ”diyerek edinmiş olduğum kanaatlerim hanifdostlarda mevcuttur. kaynağını hadis iddialarından , mezhep görüşlerinden değil, yalnızca Kur’an’dan alarak, günde 3 vakit namaz kıldığım gibi orucumu da tutarım. bir yerde sözü edildiği için söylüyorum, domuz etinin de haram olduğuna kesinkes inanırım.
    yanlış anlamadıysam tarafınızdan eleştirilmiş / suçlanmış olduğum hatır mevzuuna gelince, şu anda bu satırları bana yazdıran Yüce Rabbim’e şükürler olsun ki, yalnız ve ancak Kurân’a olan inancım, bana yalnız ve ancak O’NUN hatırını her hatırın fevkinde tutmam gerektiğini, hiç kimsenin değil yalnızca O’NUN bana kızmasının bana hakiki bir zararı vereceğini , kat’i / şeksiz ve şüphesiz bir şekilde öğretmiştir. Halık’a isyan mevzuunda mahlukata itaat olmadığı gibi, Halık’ın sözünün yanında (O’NUN sözleriyle çelişen) mahluk kulların sözlerinin de bir değeri yoktur. çünkü, bu ilahi dinin kurucusu / sahibi tek’tir ve yalnız’dır. Sevgili son Rasul Hz.Muhammed’in, hatır için bile olsa Yüce Allah’ın kendisine helal kıldığı bir şeyi na-hoş veya kerih göremiyeceğini yine O’NUN mahfuz kitabından öğreniyoruz :
    Ya eyyuhennebiyyu lime tuharrimu ma ehallellahu leke tebteğıy merdate ezvacike vallahu ğafurun rahıymun.
    Tahrim1 Ey peygamber niçin, Allâh’ın sana helâl kıldığı şeyi, eşlerinin HATIRI için harâm kılıyorsun? Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
    açıkça görülüyor ki, sevgili son Rasül, yalnız ve ancak Kur’an’a tabi olmakla mükelleftir, hatır’a veya Ayetle çatışan kul düşüncelerine yer yoktur. Peygamber’de onu yapmıştır. Rasül olmak, o’na haram veya helal koyma yetkisi getirmemiştir. aksi yönde haberler / hadis iddiaları varsa bunlar uydurmadan, ilahi dine beşeri unsurlar katarak sulandırmaktan başka bir şey değildir. ( siz öyle yapıyorsunuz demiyorum, genel olarak görüşlerimi aktarmaya çalışıyorum kardeşim)

    bize de düşen bence şudur :
    kimsenin değil yalnızca O’NUN hatırını tüm hatırların üstünde tutmak ve ahsenül hadis olarak tek korunmuş bilgi olan Kur’an’ı , bize intikal eden korunmamış tüm bilgilerin / hadis iddialarının / mezhep, fırka görüşlerinin mihengi yapmak. tabiki Ayetlerle çakışan bilgiler varsa ( Kur’an’ın nakıs / eksik / ma’lül olduğu şeklinde bir yanılgıya düşmeden ) onları da tasdik etmek. çünkü Ayet ile çakışan bir bilginin reddi, ilgili Ayet’in reddi gibi olacaktır.
    işte başta kendim için sonrada hepimize yol gösterecek gerçek bir hadis :

    En’am15 De ki: “Eğer Rabbime isyân edersem, büyük bir günün azâbından korkarım!”

    Sevgilerimle

  25. hasanoktem diyor ki:

    Yunus Emre GÜNDOĞDU yazdı :
    Kıblenin salatın şartlarından biri olduğunu nereden biliyorsunuz?

    Kıyam, Rüku ve Secdenin yine salatın şartlarından olduğuna dair deliliniz nedir?

    Mescid-i Haram’ın Kabe olduğunu nereden biliyorsunuz?

    Velevki Mescid-i Haram = Kabe olsun, nerede olursak olalım oraya dönmemiz emrediliyor. Siz tuvaletinizi yaparken niye oraya dönmüyorsunuz? Tuvaletinizi yaparken dönmeyin diye bir istisna mı var? Neden evlerinizdeki tuvaleti Kabe’ye doğru yapmazsınız?

    Selam Yunus Emre,
    yanlış düşünüyorsun.
    kıble, salatın şartlarındandır :
    Bakara 144
    (Ey Muhammed), biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu (gökten haber beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Nerede olursanız, yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap verilenler, bunun Rableri tarafından bir gerçek olduğunu bilirler. Allâh onların yaptıklarından habersiz değildir. S.Ateş

    Bakara 144 :
    144 Biz, [ey Peygamber,] senin sık sık yüzünü [bir kılavuz arayışı içinde] göğe çevirdiğini görüyoruz: ve şimdi seni tam tatmin edecek bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm’a çevir; ve siz, hepiniz, nerede olursanız olun, yüzünüzü [namaz esnasında] o yöne döndürün.
    Doğrusu, daha önce kendilerine vahiy tevdî edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu çok iyi bilirler; ve Allah onların yaptıklarından habersiz değildir M.Esed

    Mescid-i Haram’ın kabe olduğu konusu hanifdostlar forumunda çok miktarda tartışıldı.tekrar tekrar ısıtıp yeniden tartışmanın gereği olmadığını düşünüyorum. Mescid-i Haram’ın Kabe olmadığını iddia ediyorsan aksini ispatlaman gerekir.

    kıyam,rüku ve sücud ta kıyamlı salatın şartlarındandır. bu Ayetlerle sabittir :

    kıyam :
    3/39, 22/26, 25/ 64, 2/238

    rüku :
    22/77, 3/43

    sücud :
    53/62, 2/125
    şimdilik tespit edebildiklerim bunlar…

    en sondaki 3 cümlene ise cevap vermiyeceğim diyordum ama yine de kısa bir yanıt vereyim. Yüce Allah’ın Sevgili son Rasüle yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir diyerek namazını o yönde kılmasını istediği ve önemini vurguladığı ” Kabe ” için, senin ” tuvaletinizi yaparken dönmeyin diye bir istisna mı var ? ” sorusunu yöneltmeni Yüce Allah’ın önem verdiğine karşı bir Müslüman’ın göstermesi gereken bir saygı ifadesi olarak göremiyorum maalesef. her iyi niyetli kişinin bu kadarını akletmesi gerekir. sizin önem verdiğiniz bir şeye doğru ben tuvaletimi yapabilir miyim diyen bir insana nasıl cevap vereceksiniz onu düşünün, cevabını bulacaksınız. bu olumsuz düşünceni gözden geçirmeni ve tekrar tekrar değerlendirmeni temenni ederim.
    selam

  26. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Selam Hasan Öktem…

    [ namaz esnasında ] ???????????????????????????

    Ayetin orjinalinde salat yazıyor mu???????????????????

    Kıyam, rüku ve secde..

    Lütfen üçünün de bir arada olduğu ve bu fiillerin salatta mutlaka yapılması gereken şekiller olduğunu belirten bir ayet varsa buraya yazar mısınız? Bana lütfen yap-boz ya da bulmaca çözdürmeyiniz.

    Tuvaletle ilgili cevabınız beni tatmin etmedi. Dediğim gibi ayette herhangi bir istisna yok. Ne tuvalet yaparken, ne yatarken, ne de insana hoş gelmeyen başka bir işlev yaparken.

  27. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Sn. Yunus Emre Sn. Hasan Öktem’e hitaben şöyle demiş:

    “Tuvaletle ilgili cevabınız beni tatmin etmedi. Dediğim gibi ayette herhangi bir istisna yok. Ne tuvalet yaparken, ne yatarken, ne de insana hoş gelmeyen başka bir işlev yaparken.”

    Tüylerimi diken diken eden şu satırlar karşısında Yunus Bey’e söyleyecek bir sözüm olmaz!! Sözümü, zevzeklikten sakındırmak üzere sakınmadan söylemiştim.. Şu geçen satırlar haklılığımı belgeliyor…

    Dolayısıyla, sözüm sessiz çoğunluğa….

    Değerli Dostlar,

    Çok büyük bir söz söylüyorum! Lütfen dikkat! Pür dikkat!!

    Esası söylüyorum; sonucu söylüyorum!!!

    Kurân’a dönüş veya yöneliş -ancak ve ancak- Kurân’ı tanıdığımızda mümkün olur!!

    Kurân’a dönüş şeklinde tanımlanan her etkinlik Kurân’ın boyutlarını anlama ve kavramakla karşılığını bulacak diye bir kaide veya taahhüt yoktur… Bu yüzden, maalesef ve maalesef sâdece Kurân diyerek lafazanlık yapanların çoğu dinden imandan olacaklardır!!

    Dolayısıyla, meselâ “Kurân’a döndüm ve gördüm ki aslında Hz. Meryem Hz. Harun’un kardeşi imiş” diyerek zevzeklik etmekten korunabilmenin yolu önce Kurân ile tanışmaktır… Yoksa, kendinizi aldatırsınız!!

    Yâni, eğer her sorunuzun karşılığını sâdece Kurân’dan almak niyeti benliğinizi kuşatıyorsa, bu ihtiyacı karşılayacak bir “okuma” seviyesini yakalamak hedefiniz olmalıdır.. Aksi takdirde, Hz. Meryem Hz. Hârun’un kızkardeşiymiş der ve çıkarsınız… Ya da aklınızı Kurân araştırmaları yaparken tuvaletin deliğine düşürürsünüz!!!

    Unutmayın ki Kurân 6 bin küsur şu kadar âyet!! Bu kadar âyetin sizinle 6 yüzbin ya da 6 trilyon ya da 6 katrilyon âyetmişçesine konuşmasına tâlip iseniz, sizin ilk soracağınız soru “resimli namaz hocası”nın Kurân’daki adresi olmamalıdır!! Çünkü, bu soruyla Kurân karşısında çapınızı aşmakta ve zorlamaktasınız… Bu yüzden, çap sorununuz halloluncaya veya uygun biri tarafından sizin önünüze tam tekmil ve aksi iddia edilemez bir tafsilat sunuluncaya kadar Kurân dışı kaynakların verilerini de dikkate almalı ve Kurân’a dönüşünüzü bu verilerin denetlenmesini yapmakla sınırlı tutmalısınız…

    “Ama efendim; Kurân abdest alışın tarifini bir âyette vermişse, namazın nasıl kılınacağını da bir âyette -dağınık olarak değil- açık seçik ortaya koymuş olmalıydı!! Böyle değilse, demekki namaz diye bir şey olamaz; uydurmadır!” Dİ-YE-MEZ-Sİ-NİZ!!

    Çünkü, Kurân’ın sonsuz boyutlarından henüz haberdâr değiliz!!!

    Netice olarak, 21. asrın İslâm dini ve dünyası açısından önemi Kurân ile tanışmak itibariyle olmalıdır.. Bu “tanışma faslı” bir gün tekemmül ettiğinde “sâdece Kurân” diyebilmek mümkün olacaktır! Bu seyir belki de yüzyıllar alacaktır!?

    O vakte kadar, aklımıza mukayyet olalım da helâ çukurlarında bize ziyân olmasın… Çünkü, zâyi ettiğimiz şey aklımızdan önce imanımız olacaktır!! Kurân, bizim akıllarımızın üstündeki bir boyuttan bizlere seslenmektedir. İşte bu yüzden vahiy aklın efendisidir!! Efendimize sevgimizi gösterirken, kaburgalarını kırmamız herhalde mâkul değildir di’mi???

    Selam,

    N_S

    Not: Bu sözlerim, birilerine tesir etmeyecektir! Onlar, bu nasihati değersiz bulacaklardır! Çünkü, onlar farkında olmadan Kurân’ın üstündeki bir boyuta akılları ile terfi ettikleri vehmini taşımaktadırlar.. Bu vehim onları mutlu etmektedir… Ne diyebiliriz; mutlu olmak delilerin de hakkıdır!

  28. Ali Aksoy diyor ki:

    Selam Semazen;

    “uygun biri tarafından sizin önünüze tam tekmil ve aksi iddia edilemez bir tafsilat sunuluncaya kadar Kurân dışı kaynakların verilerini de dikkate almalı ve Kurân’a dönüşünüzü bu verilerin denetlenmesini yapmakla sınırlı tutmalısınız…”

    Bu, temkinli ve titiz bir mantıktır.

    En baştan beri söylüyorum / soruyorum:

    Kuran dışı kaynakların bağıra çağıra beyan eylediği bir çok meselede (özellikle namazın vakitlerinde ve bu vakitlerin rekat sayılarında) Kuran’a dayanarak “reddiyeler” düzen kardeşlerimiz için de aynı şeyi söyledin mi / söylüyor musun?

    Muhabbetlerimle…

  29. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Oooo! Sizinle hâlen online mıyız?! :)

    Benimle iletişim kurma merakınız beni şaşırtıyor!! Oysa, söyleyeceklerimin sizin için ne kıymeti olabilir ki??? :)

    Kıymete geçmeyeceğini bile bile “en baştan beri söyleyip sorduğunuz” şeye cevap vereyim….

    Namaz vakitlerinin uygulamadaki bilinirliği ile Kurân’daki eşdeğerliğini kavramaya çalışan EHLİYETLİ araştırmacılara benim bir itirazım olmamıştır; olamaz! Çünkü, bu isâbetli ve faydalı bir çalışmadır… NEDEN??

    ÇÜNKÜ!!!!!!!

    Burada, temel kavram tartışılmamaktadır! Burada, esas tartışılmamaktadır!! Burada, öz tartışılmamaktadır!! Burada, varlığı tescil edilmiş bir kavramın uygulamaya yansıyan teferruatları incelenmektedir!!!

    Söz yerini bulsun diye şöyle söyleyelim…

    Kurân’da namazın varlığını tartışılabilir görmek; Kurân Allah tarafından peygambere mi indirilmiştir yoksa Kurân peygamber olduğunu iddia eden bir dâhinin kendi sözü müdür tartışması ile eşdeğerdir…

    Lamı cimi yok!! Bir insan, hayır ben namazın varlığını, orucun varlığını, haccın varlığını ve Kâbe’nin ayrıcalığını tartışırım iddiasına GİRERSE, İslâm-İman dairesinden ÇIKAR!!!

    BÖYLE BİR TARTIŞMA MÜSLÜMAN-MÜMİN OLARAK YAPILAMAZ!

    Elbette, ben yaptım oldu diyecekler çıkacaktır!! :) Hayal gücü sınır tanımaz!!!

    Ah be, Ali Bey! Bakın mesajın yine sonuna geldim ve maalesef yine muhabbetlerinizi kabul edemeyeceğim!! Çok mu duygusal davranıyorum?!

    N_S

    Not: Siz, beni okumuyorsunuz Ali Bey! Okur gibi yapıyorsunuz!!

  30. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Hızımı alamadım! Umuma hitâben bir iki cümle daha! :)

    Senaryo şöyle işliyor…. İlk cümle şu!!

    “Bir bilmecem var, çocuklar!” :)

    Şöyle devam ediyor!!!

    *Kurân’da bir Kâbe var; acaba bu bizim Kâbe’midir?
    *Kurân’da bir namaz var; acaba bu kıldığımız namaz mıdır?
    *Kurân’da bir oruç var; acaba bu tuttuğumuz oruç mudur?
    *Kurân’da bir Ramazan var; acaba bu bildiğimiz Ramazan mıdır, yoksa bizim sokaktaki manav Ramazan mıdır?
    *Kurân’da bir hınzır var, ama bu bizim yemediğimiz domuz mudur?
    *Kurân’da bir Muhammed var amma bu bizim bildiğimiz Muhammed midir??
    *Elimizde ismi Kurân olan bir kitap var AMMA bu gerçekten Hakk katından mıdır???

    Senaryonun, bu sorularla belirlenmiş bitiş cümlesi şöyle…..

    “Akşama babacığım, unutma ÜL…. (reklam olmasın) getir!” :)

    N_S

  31. Ali Aksoy diyor ki:

    Selam;

    Neyzen, harbi komiksin.

    Bu tartışmada amacım “lakırdı” dinlemek değildi.

    Yazılan, çizilen her şey ortada… Senin “ucube ilmin” de ortada… (Pardon, göklerde…)

    İş inada gittiği için, senin yaklaşımın buna layık / uygunsa da benimki değil kardeşim.

    Selametle…

  32. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    E be Sevgili Kardeşim,

    Bizden daha fazla ne bekliyordunuz ki….?! Bizde lakırdıdan başka bir şey yoktur ki…?! Sizi, üstelik önceki mesajımda uyarmıştım; benim sözlerimin sizin için ne kıymeti olabilir diyerek…

    Bizdeki ilmin “ucûbe” oluşuna çok geç kanaat getirdiniz! Bu kanaate ulaşmak için ziyadesiyle zaman harcadınız… Yazık oldu zamanınıza… Sizin gibi ve sizin kadar “mâkul” arkadaşların boşa zaman harcamaktan sakınması lâzımdır ki biz ucûbeler de sizden ilhâm alalım…

    Aramızdaki hatların koptuğu böylece kesinleştiğine göre herkes kendi yoluna…

    N_S

    Not: Size, sizin istediğiniz içerikte, formatta; sizin aklınıza, hevâü hevesinize ve de nefsinize hitap edecek ve bunları tatmin edecek cevaplar veremediğim için özür dilerim…

  33. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Selam N_S

    Kur’an dışı kaynaklarınıza baktım da hangisi doğru bilemedim. :) Zevzeklik olmasın ama işin içinden Namazınızın resmini çizenler de çıkamamışlar.

    TUVALET HANGİ YÖNLERE KARŞI YAPILABİLİR?

    1. Çelişik Hadis: “Gerek küçük, gerek büyük tuvaletinizi yaparken kıbleye dönmeyin.” Hanbel 3/12

    2. Çelişik Hadis: “Peygamber’imiz bir takım insanların küçük ve büyük tuvaletleri için kıbleye dönmeyi hoş karşılamadıklarından, bu bidatı (hurafeyi) kaldırmak için tuvaletini kıbleye doğru yaptırdı.” Buhari 4/11

    İkisi de birbirinden çelişkili ve bu dönülecek kıble acaba neresi? Tahminen Ka’be olsa gerek. Buhari’ye bakılırsa sizin gösterdiğiniz saygıyı! Peygamber göstermemiş.

    Buradaki bu iletim belki sondur. Size, sizin istediğiniz içerikte, formatta; sizin aklınıza, hevâü hevesinize ve de nefsinize hitap edecek ve bunları tatmin edecek sorular soramadığım için özür dilerim…

  34. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Merhaba Yunus Bey,

    Özrünüzü kabul ediyorum.. :)

    Kıble konusunda hadislerde gördüğünüz çelişkiye mukabil Kurân ile Kurân’ın işaret ettiği dünya-coğrafya-adresler-referanslar arasında da çelişki bulabildiniz mi??

    Yoksa, hadislerde yakaladığınız zaafiyetler sizin Kurân’daki kıbleyi ve yeryüzündeki Kâbe’yi harcamanıza yeterli olacak mı?????

    Siz önce kıbleniz ve Kâbe’niz hakkındaki itikadınızı tashih ediniz; bilâhare o istikâmete salâtınızla mı yoksa bevl ederek mi yöneleceksiniz sonra karar verirsiniz!!!

    Size, firene basmanızı telkin etmiştim…

    N_S

    Not: Size dostane nasihatım olsun; Semazen ile aşık atmaya kalkışmayın…

  35. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Merhaba.

    Valla Kur’an’da salatınızda şu tarafa dönün! diye bir ayet görmedim. Siz gördünüzde mi salatta yönelicek yerin Ka’be olduğunu söylüyorsunuz. “[ ]” ya da “( )” yani parantez içlerinde Allah’ın söylemediği bir kelimeyi - ki zamir de değil - yazmakla neye/nereye/ne sonuca varılacak? Ayrıca Mescid-i Haram = Ka’be mi? Ka’be mescid mi, ev mi?

    Allah’ın konu hakkında hiçbirşey belirtmediği, yani Ka’be’nin salatta mutlak dönülmesi istenen bir yer olup-olmadığının belirtilmediği ve de insana hoş gelmeyen bazı fiillerin bir diktörtgen yapıya doğru yapılıp-yapılmaması hakkında hiçbir yasaklama konmadığını kendiniz de Kur’an’da GÖRmenize rağmen niye yasakçı/haramcı zihniyet tavrını güdüyorsunuz.

    “Salatında sesini yükseltme” diyen Allah, bittabi “salatında Ka’be’ye dön/yönel” diyebilirdi ( Var da ben mi okumadım? ). Allah’ın kelimeleri tükenmez değil mi?

    Aşık atmak, benim tarzım değil. Konu hakkında tartışıyoruz değil mi? Yoksa ben kendi kendime mi tartışıyorum? :)

    Frenlerim sağlam olmayabilir ama direksiyonum elimde. Merak etmeyin siz, kimseye zarar vermem. Zararım kendime olur.

  36. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Y_E_Aşık atmak, benim tarzım değil. Konu hakkında tartışıyoruz değil mi? Yoksa ben kendi kendime mi tartışıyorum?

    N_S_Tabiiki kendi kendine tartışıyorsun! Kendi kendine gelin güvey oluyorsun!!! Zâten, Semazen ile tartışamazsın!! Semazen ders verir ve sen de ihtiyaç duyuyorsan ders alırsın…

    Bizim bu konuyu müzâkere veya münazara veya münakaşa etmeye -baştan- hevesimiz olsaydı; bunun uygun ortamı olan HanifDostlar’dan çekilmezdik.. Kendimize yasaklı konuma -isteyerek- getirmezdik!!

    Kuran Müslümanı bloguna geçtik ki makalemizi yazıp asmakla ve çok gerekli görürsek bazı tavzihler yapmakla yetinelim.. Dahası, zevzeklikten daha fazla çekmeyelim.. Ancak, sizlere Hanif Dostlar yetmedi; görüşlerimi bildiğiniz halde benimle iddialaşmaya devam ettiniz…

    Mâdemki bildiklerinizden bu kadar eminsiniz; neden etrafımda dolanıyorsunuz???? Kendinden emin olmanın getireceği konforu neden sizlerde göremiyorum?? Bildikleriniz hakkında telaffuz etmediğiniz ve fakat hissettirdiğiniz bu tereddüt neden??? Benim Kurân’dan vereceğim ve sizleri bu vehim ve vesvelerden kurtaracak cevaplara mı muhtaç kaldınız???

    Güreşe doymamak sûretiyle yenilen pehlivan olduğunuzu âleme ilan etmeyin… Ben sizleri saplandığınız bataklıktan sipariş verdiğiniz ölçekte cevaplarla kurtarmaya hiç niyetli değilim…

    Evet, dediğin gibi direksiyon elinizde! O kadar hız yapmışsınız ki gövdeniz bataklıkta ve direksiyon elinizde!!!

    Kendimden başka kimseye zararımız dokunmaz diyorsun… Bana zararınız dokunuyor… İkide bir düştüğünüz bataklıktan bana sesleniyor ve benim iltifat etmemi bekliyorsunuz… İltifat etmeyeceğim…. (Altında yazıştığımız makalenin sahibi bendeniz olduğuma göre elbette kendimden bahsedeceğim..)

    Matah bi’ şey zannederek üç kuruşluk bir soru sormuşsun… Sadakam olsun cevap vereyim… Mescidi Haram Kâbe’nin eşiti değildir! Kâbe de mescid değildir!!

    Sen şimdi bu iki satırdan kendi kendine ne deliller(!) bularak ne tartışmalar(!) yaparsın… :) Hadi, mal bulmuş Mağribî gibi sarıl bu iki satıra ve İslam dünyasını aydınlatmak suretiyle ayağa kaldıracak muhteşem buluşlarını arz eyle kâinata…. FESÜBHANALLAH!

    N_S

  37. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Merhaba,

    Meğer, iki sene önce Hanif Dostlar’da “Resimli Namaz Hocası” başlığı ile bir konu açmışız. Bunu yeni hatırladım.

    İlgilenecek arkadaşlarımız için münazaranın geçtiği adresi veriyorum…

    http://www.hanifdostlar.net/fo.....&TPN=1

    Selam,

    N_S

    Not: Bu münazara benim için ilmî olmaktan ziyâde mizâhî bir değer taşıyor… :)

  38. elmuh diyor ki:

    Selam,

    Merakla okudum, “tarih tekerrürden ibarettir” sözünü hatırladım ister istemez. Aynı saçma iddiaları biri bırakıp diğeri almış.

    KıBLesi şeytanın KaBiLesi olanlar aslında o kadar da yeni değil,

    Hakkı Batıl’a karıştırıp servis etmek o kadar yeni değil.

    Hakka açıktan karşı çıkamayan Batıl ile karıştırıp yumuşatarak servis yapıyor.

    Yersen…

    Bakara 41-42-43-44:

    Beraberinizdekini doğrulayıcı olarak indirmiş bulunduğuma inanın. Onu ilk inkar eden siz olmayın. Benim ayetlerimi az bir bedel karşılığı satmayın. Ve yalnız benden sakının.

    Batılı hakka karıştırmayın, bile bile gerçeği gizlemeyin

    Namazı kılın, zekâtı verin; rükû edenlerle birlikte rükû edin.

    Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz

    Elmuh

  39. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Merhaba,

    29 Şubat 2008′de Sn. Ali Aksoy ile bu başlık altında hararetli yazışmalarımız olmuş..

    Bugün 11 Aralık 2008… Sn. Aksoy’un şu linkte yer alan mesajını da diğer mesajlarla birlikte okudum…

    http://63.231.71.139/forum_pos.....#038;TPN=2

    Şu pasaj, üstüme alınacak derecede dikkatimi çekti!

    Yahut, “ağır abi” modunda kenara çekilip “ben size dediydim” edebiyatında, kendin Muhammed olmadığın halde “Muhammedi okuyuşlar” öğretsene !

    İnceden inceden atalar dinine çağırsana bizi !

    Sana, “öğrenecek hiç bir şeyi kalmamış” öğretmen rolü daha güzel yakışmazmıydı ?

    Hakikaten şaşırıyorum!

    Sanal dünyadaki mütevazı varlığımın bu kadar “gıcık edici” olması çok tuhaf geliyor bana!??

    Yazdıklarımız, söylediklerimiz ve kullandığımız üslup bu kadar “gıcık edici” mi??!!

    İlginç! Çok ilginç!!!

    Selam,

    N_S

Yorum Yapın

Related Posts from the Past: