Kuran’da Beden Dili - Secde

Elmuh

Kuran’da Beden Dili ve Secde

Kuran’da şekilsel ibadet var mıdır, yok mudur tartışmasına girmeden önce yine Kuran’ın kendisine başvuralım bakalım neler göreceğiz:

Fetih 29. Muhammed Allâh’ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kâfirlere karşı katı, birbirlerine karşı merhametlidirler. Onların, rükû’ ve secde ederek Allâh’ın lutuf ve rızâsını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır.

Burada yüzdeki nişan mecaz anlamda yorumlanmaya müsait olmakla birlikte, bu mecaz anlam secde’nin uygulanışı ile doğrudan bağlantılıdır. Alnın yere konulmasına atıf yapmaktadır.

Bu arada bir kavramın altını çizmek gerekiyor:

Bir sözde mecaz anlam arandığında karinesine bakılmalıdır. Karine olmadan her şeye kendi keyfimize göre mecaz demek kelimeleri yerinden kaydırmakla eş anlamlıdır.

İsra 107: De ki: “İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar.”

Bu ayet son derece açık bir şekilde, kendilerine daha önce ilim verilmiş olan bir toplumun Kuran’a nasıl saygıyla teslim olduğunu gösteren bir işarettir. O kadar ki, o topluluk, Kuran’ı kendileri tarafından bilinen secde hareketiyle karşılamaktadır. Çeneleri yere gelecek şekilde secde etmektedirler. Burada anlatılanın, o topluluğun o günkü davranışı olduğunu akıldan çıkartmamak gerektiğidir. Yoksa her Kuran duyduğunda hemen yüz üstü secde et anlamında bir ayet değildir.

Secdenin anlamı sadece şekli bir davranış olarak mı algılanmalı ? Tabii ki hayır. Nasıl ki bir takım hareketlerimiz vardır ve bunların bir anlamı vardır, örneğin elini belli bir biçimde kaldırmanın selam anlamına gelmesi gibi, secdenin de bir anlamı vardır.

Secde teslim olmaktır ve bunun beden diliyle ifadesidir.

İnsanlar (ve hatta hayvanlar) düşünce ve duygularının çok az bir kısmını kelimelerle ifade ederler. Kelimelerdeki anlam, ses tonuyla, bakışlarla, vücudun çeşitli organlarının aldığı pozisyonlarla bütünleşerek karşı tarafa aktarılmaktadır. Beden zihinsel mesaja uyumlu işaretler vermektedir. Öte yandan bunun tersi de doğrudur. Yani bedeninizi kasıtlı olarak belirli pozisyonlara soktuğunuzda kendi duygu, düşünce ve yetenekleriniz, eyleminiz ona göre değişebilmektedir.

Secde durumu, insan vücudunun en savunmasız en teslim olmuş pozisyonudur. Başınızı eğmiş, yere bakmaktasınız. Zihin bilinçaltı olarak veya bilinçli olarak bu durumu algılamakta ve buna uygun ruhsal durumu yaratmaktadır. Secde pozisyonu teslimiyetinize katkıda bulunmaktadır ve sadece İslam dininde değil diğer dinlerde de birbirine yakın diyebileceğimiz şekillerde secde hareketi vardır. Secde şekli bir anlatım aracı olarak kullanılmıştır.

Fussilet 37: Gece, gündüz, güneş ve ay O’nun âyetlerindendir. Eğer Allah’a tapıyorsanız, güneşe ve aya secde etmeyin; onları yaratan Allah’a secde edin.

Vahiy kendisini anlayacak bir topluma indi. O toplumun diliyle, o toplumun sahip olduğu paradigma göz önüne alınarak inmiştir, ancak inişiyle birlikte mevcut kavramların bir kısmını değiştirmiştir. Örneğin putlar aracılığı ile Allah’a inanmak yerine, şirksiz bir Allah inancı getirmiştir. Yukarıdaki ayette görmüş olduğumuz gibi secde’nin anlamını da değiştirerek içeriğini Allaha teslimiyet olarak doldurmuştur.

Secde de diğer beden diliyle yapılan ibadetler, yöneliş biçimleri de Allah tarafından kabul gören ibadetlerdir. Yeter ki içeriği doğru olsun, sınırları Allahın sınırları olsun. Kuran bunun örnekleriyle doludur, birkaçını bir kez daha hatırlatalım:

Bakara 125: Hatırla o zamanı ki, biz Beytullah’ı insanlar için sevap kazanmaya yönelik bir toplantı yeri ve güvenli bir sığınak yaptık. Siz de İbrahim’in makamından bir dua yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şu sözü ulaştırmıştık; “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû-secde edenler için evimi temizleyin!”

Hac 26: Bir zamanlar İbrahim için, o evin yerini, şöyle diyerek hazırlamıştık: Bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükû-secde edenler için temizle.

Ali İmran 43: “Ey Meryem, Rabbinin huzurunda saygıyla el bağla. Secdeye kapan ve rükû edenlerle birlikte rükû et.”

Ali İmran 113: Ama hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece sâatlerinde ayakta durup Allâh’ın âyetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır.

Meryem 58: İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet lütfettiği peygamberlerdendir: Âdem’in soyundan, Nûh’la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in soyundan, kılavuzluk edip seçtiğimiz kimselerden. Kendilerine Rahman’ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı.

Furkan 64: Geceyi Rab’lerine secde ve kıyam ile, ibadetle geçirirler.

Maide 55: Sizin veliniz, ancak Allâh, Elçisi ve namazlarını kılan, zekâtlarını veren, rükû’a varan mü’minlerdir.

Kuran’dan görüldüğü gibi, secde, rüku, kıyam bunların hepsi kabul gören farklı ibadet biçimleridir. Birlikte uygulanabileceği gibi, farklı farklı ibadetler olarak ta uygulanabilir. Örneğin Kıyam edip Allaha yönelebilirsiniz, örneğin rüku edip Allaha yönelebilirsiniz, örneğin secde edip Allaha yönelebilirsiniz. Bunların hepsini bir arada yapıp yine Allaha yönelebilirsiniz. Yeter ki içlerini doğru dolduralım. İçeriğinin doğru yerine getirilip getirilmediği tartışmaya açık olmakla beraber, İslam alemi bu üç ibadet şeklini salat ederken birlikte kullanmıştır. Ancak bu salat’ı kıyam, rüku secde ile yerine getirmenin yanlış olduğu anlamına gelmez. Bu yöndeki yorumlar, dinin içeriğini yavaş yavaş boşaltma olarak algılanmalıdır.

Meryem 58: İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet lütfettiği peygamberlerdendir: Âdem’in soyundan, Nûh’la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in soyundan, kılavuzluk edip seçtiğimiz kimselerden. Kendilerine Rahman’ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı.

İçeriği Allaha yönelme olduğu halde, bu hareketleri medeniyetsizlik, beyinsizlik, cahillik olarak görmek ise ancak “cehl” kavramı ile açıklanabilir. Allaha karşı büyüklük taslamaktır, gurur ile diklenmektir. Sonu hüsrandır.

Furkan 60: Onlara, “Rahman’a secde edin” dendiğinde şöyle derler: “Rahman da neymiş? Senin emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç?” Ve bu söz onların nefretini artırdı.

Secde 15: Bizim ayetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamt ile tespih ederler.

Kalem 42-43: Baldırın çıplak kalacağı, secdelere çağrılacakları gün, onu da yapamayacaklar. Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır. Onlar, sapasağlam oldukları zaman da secde etmeye çağrılıyorlardı.

Allah bizi Kalem 42-43’ün muhatabı olmaktan korusun

Secde’nin içerik olarak teslimiyet anlamını kazandığını yukarıda belirtmiştik. Bu anlamından hareketle Kuran’da mecazi anlamda kullanıldığı yerlerde vardır. Örneğin:

Rad 15: Göklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez Allah’a secde ederler. Gölgeleri de sabah akşam

Sad 73: Meleklerin hepsi secde ettiler.….

Burada bahsedilen insanların dışındaki varlıklar için yere kapaklanma biçimindeki bir secdeyi anlamak olanaksızdır. Gölgelerden bahsedilerek insan secdesine çağrışım yapılmıştır. Açıktır ki buradaki secde mecaz anlamında kullanılmaktadır. Toplumun buradaki secdeden anlayacağı Allah’a teslimiyettir.

Kıyam ve Rüku’dan bahsetmeyeceğim. Yukarıdaki mantıkla anlaşılacağını umuyorum.

Birkaç ayet daha:

Tevbe 112: Tevbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men’edenler ve Allâh’ın sınırlarını koruyanlar… İşte o mü’minleri müjdele

Hac 77: Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin; Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtulabilesiniz.

Necm 62: Haydi Allah’a secde edin ve kulluk edin!

Ben anladıklarımı Kuran bütünlüğü içinde ortaya koydum. Dinin bir tarafında insan bir tarafında Allah var. Allah’ı ve insanı, Allah-insan ilişkisini anlamanın yolu vahye teslimiyetten geçiyor. Bu ilişkiye anlam verirken insan denilen varlığı, yaşadığı ortamı da iyi tanımak doğru anlamlandırmak gerekiyor. Bunun yolu yaratılıştan bize verileni, fıtratımızı tanımaktan geçiyor. Nefsimizi ve yaşadığımız evrenle ilişkimizi doğru kavramaktan geçiyor. Allah akledebilme becerisi vermiş, zan ve hevadan uzak duralım ki kurtuluşa erelim.

Sad 29 : Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.


Toplam Okunma: 871 | Bugunku Okunma: 5 | En Son Okunma: 07.01.2009 - 19:32
Şu anda bu yazıyı okuyanlar: 1 (0 Üye, 1 Misafir and 0 Bots)

“Kuran’da Beden Dili - Secde” için 16 Yorum

  1. Neyzen_Semazen diyor ki:

    Değerli Elmuh,

    Kullandığınız başlık hakikaten çok yerinde.. İçerik, bir o kadar aydınlatıcı.. Çok teşekkürler..

    Maalesef ve maalesef, deli zırvasına denk sözde Kurân araştırmaları (!) türedi… Bu insancıklar, bilerek (taammüden, kasden) belki de bilmeyerek Kurân’ı içinden tahrif etme cürmünü işliyorlar… Söylediklerinin ve söyleyeceklerinin hiçbir ilmî, aklî ve aslî derinliği bulunmuyor.. Söylediklerinin çürütülmesine bile gerek yok aslında.. Çünkü, zâten çürük olanı tedâvüle sunuyorlar… Bugüne kadar bunlara “safsatacı” diyordum; bundan sonra “kalpazan” demenin daha anlamlı olduğunu düşünmeye başladım…

    Bu öylesine iğrenç bir kalpazanlık ki çürük metalarının kokusu burunları deliyor… “Kurân yorumu” diye piyasa sürdükleri ile cehennem, şirk, küfür, nifak, fitne ve fesattan gayrısını satın almak mümkün değil…

    Yarım hocaların dinden ettiği bir dönemde Kurân kalpazanlığı yapanların şerrine karşı teyakkuz hâlinde olmak gerekli…

    Maalesef, ayakta uyuyanların ve dînini bir kalpazana teslim etmenin sakıncasından habersiz insanların çığ gibi çoğaldığı bir zeminde size secdeyi târif etmek ve hatta varlığını ispat etmek külfeti düşüyor.. :)

    Bendeniz, kalpazanlardan ziyâde onlara müşteri olmaya daha dünden râzı düşüncesizlerden korkarım… Çünkü, bu düşüncesizlik özünde müzmin bir sakarlık barındırır… Sakarlar ise kaş yapayım derken çook göz çıkarmışlardır… Cenâbı Allah, Kurânımızı kalpazanların ve sakar düşüncesizlerin şerrinden dâima korusun!! Âmin!

    Selamlarımla,

    N_S

    İleti moderatör tarafından editlenmiştir.

  2. Neyzen_Semazen diyor ki:

    Tekrar Merhaba, :)

    Moderatör arkadaşlarımızın işi gerçekten zor!

    Benim mesajımda yer alan bir kelimeyi (salaklar) “düşüncesizler” olarak tashih etmişler.. :)

    Tebessüm ediyorum; kusura bakılmasın tamamen sâfiyâne bir tebessüm.. Bu tashih şu yönden hoşuma gitti.. Mesajımda, hiçbir şahsı hedef göstermemiştim.. Buna rağmen, bizim “düşüncesizler”in o kelimeden üstlerine alınabilecekleri düşünülmüş olsa gerek.. :)

    Şimdi, burada -yine tebessüm ederek- ama ciddi ve yapıcı bir eleştiri getireyim…

    Değerli Arkadaşlar,

    Hiçbir şahsı hedef almadan kullanılan “salak” kelimesini “düşüncesiz” olarak tashih edecek bir kontrol mekanizmasına sahipsek, bu mekanizma o “deli zırvalarını” da en başta ayıklayabilmeli.. Çünkü, bahsi geçen safsatalarla Kurân’ın mânevi şahsiyetine en ağır hakaretleri yağdırmış oluyorlar…

    Tahmin ediyorum bana hak vereceksiniz…

    Başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

    N_S

  3. yalnız_kürt diyor ki:

    değerli neyzen_semazen,
    ”Bendeniz, kalpazanlardan ziyâde onlara müşteri olmaya daha dünden râzı düşüncesizlerden korkarım” demişsiniz.Ben arapçası olmayan,bu konularda derinliği,ilmi olmayan bir okuyucuyum.Andığınız kesimlerin düşüncelerini ister istemez okumaktayız.Belki donanımlı olmadığımızdan etkilenmekteyiz.Zihnen allak bullak olmaktayız.Onları ciddiye almıyorsunuz.Donanımınızdan dolayı belki de haklı gerekçeleriniz olabilir.Ancak donanımlı olmadığı için etkilenen okuyucuları aydınlatmak için vakit buldukça ilgili başlıklara iştirak etmenizi etmenizi rica ediyorum.Bu ricamı şurda da belirttim http://www.hanifdostlar.net/fo.....amp;TPN=68
    Eğer mümkünse bu konularda foruma iştirak edin ya da bu blogda düşüncelerinizi makaleye dökün.Allahın selamıyla selamlarım

  4. elmuh diyor ki:

    Aleyküm Selam Semazen Kardeşim,

    Baştan bende geçer, kimse ilgi göstermez dedim ama en küçük yara bile müdahale edilmediğinde kangren olabiliyor, vahim sonuçlar doğurabiliyor. Bunu düşünerek birazda çala kalem yazdım ama, sağolsunlar, dostlardan olumu tepkiler aldım.

    Sevgi ve Dostlukla.

  5. saim diyor ki:

    Ayrıca secde halinde kan beyne daha fazla gelmekte, daha güçlü bir konsantrasyon sağlanmaktadır.

  6. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Değerli Yalnız_Kürt,

    Mesajınızı almak beni bir konuda açıklama fırsatı verdiğiniz için özellikle memnun etti.. Muhtemelen bilmiyorsunuz; ben forumdan “geri dönüşsüz” ayrıldım.. Tabii, çok acele olduğu ve heyheylerim üzerimde olduğu için kimseye vedâ edemedim… Bu yüzden, sizden ve okur olarak bizi tâkip etme lutfunda bulunan diğer forum üyelerinden özür diliyorum..

    Şu anda, kendi isteğimle yasaklıyım.. Benim artık foruma ne SEMAZEN olarak ne de başka bir rumuzla geri dönmem KATIYYEN mümkün değil.. Artık, fırsat buldukça bu blogda eski yazılarımın derlemelerini ve yeni yazılarımı sunmayı planlıyorum…

    İzninizle, “kalpazanlık” ve “sakar sa…..lık” :) üzerine bir kaç söz ilâve edeyim…

    O da şudur…

    Kurân’a yöneliş her müslümanın aslî ihtiyaçlarındandır.. Buna mukabil, her müslümanın Kurân’dan hüküm çıkarması mümkün değildir; gerekli de değildir…

    Bu münâsebetle, gönülden tavsiyem şudur.. Lütfen, merakımıza yenilmeyelim ve “domuz eti haram değildir” diyeni anında refüze edelim.. Kurân’da bildiğimiz şekli unsurları olan namaz yoktur, rükû, secde şeklî değildir; mecazidir diyenleri hiç tereddütsüz topun ağzına koyalım… Zekât yoktur, hac yoktur, oruç yoktur, Ramazan yoktur, Kâbe puttur diyenleri de…. Topun ağzına koymaktan kastımı anlamışsınızdır… Yâni, asla ve asla okumayalım….

    Diğer taraftan, Kurân’a yönelişin meyvelerini yemenin zamana yayılacağını çok tabii bir süreç olarak algılayıp, konum değiştirmekten itmi’nan hasıl oluncaya kadar sakınalım.. Yâni, 5 vakit namaz kılıyorsanız ama okuduklarınız karşısında 3-5 tereddütü yaşıyorsanız; 5′e devam edin hem de ihlasla… Başörtüsün emrinden emin olamayan başörtülü kız, başörtüsüne sahip çıksın hem de ihlasla… Tâki itmi’nan hasıl oluncaya kadar…

    Unutmayalım ki, Kurân’a yöneliş sâdece namaz-hac-orucun hükümlerini bilmek için değil… Kendimizi ve Rabbimizi bilme-tanıma yolculuğu aslında… Kendimizi, insan olarak islam olarak tamamlama yolculuğu….

    Bu yüzden, ihlas işin başı.. İlmimiz olmayabilir; ancak ihlasımız muhakkak olmalı… Eğer, Kurân’a yönelişi kendi çaplarımıza uygun olmayan yerlerinden tutarsak, ne ilmen ne ihlâsen kârlı çıkamayız… Bâzı şeyler, bizlerin sınırlarını zorlayabilir.. Zorlandığımız yerde frene basmaz isek, maalesef ya “kalpazan” oluruz ya da “sakar sa…”….. Ancak, görüyorum ki forumda ehliyetsiz şoförler hız rekorları kırıyorlar… Neden bu kadar acele ediyorlar?!!!

    Bu şoförler içinde sözde ehliyetli olanlar da var… Filanca okulu bitirmişler, Arapçaları da tammış!!! Ancak, onlar da safsata üretmekte maharet sergiliyorlar…

    Bu keşmekeşten ancak dalâlet çıkar..

    Okuyucuya tavsiyem şudur.. Bir takım mesajları merakınıza yenilip okumaya başlamadan önce Allah’a sığınarak dualar edin.. Basiretinize keskinlik vermesini ve Kurân’a yönelişinizin dünyada ve âhirette hayrını görmeyi dileyin.. Çürük metaın kokusunu alacak bir feraset niyaz edin.. Feraset ilimden ayrıdır.. İlim sahibi olmayanlarda da -Allah dilerse- bulunur.. Ferasetin böylesi imanları kurtarır…

    Aman efendim! İlim peşinde koşarken imanlarımıza halel gelmesin..

    Evet! Sizin de söylediğiniz gibi “kalpazan” dediklerimin söylediklerine safsata diyorum.. Söylediklerini çürütmek için kelam etmeyi bile lüzumsuz görüyorum.. Söylediklerine bakınca, bunun bir çeşit akıl hastalığı olabileceğini düşünüyorum…

    Diğer taraftan, forumdan ayrılış sebebime gelince…

    Hani, sizin gibi değerli ama az sayıda üyenin isteklerine uygun olarak herhangi bir delinin zırvalarını savuştururken şunu gördüm.. Delilere söz söylemesi gerekenler benim başıma musallat oluyorlar.. Hem de ne musallat.. Tam manasıyla bana abone olmuşlar…

    Şimdi, forumu dışarıdan tâkip ediyorum.. Görüyorum ki, bana musallat olan zevâtı kirâm, Kurân üzerinde âdetâ kendi kitabı üzerinde tasarrufta bulunur gibi tasarrufta bulunmaya cüret eden bazı kepâzelere karşı en ufak bir infial göstermiyorlar… Pardon! Bu arkadaşlar, Kurân’ı içinden tahrif etme sürecinde infial göstermeyeceklerse, bunların Kurân’a yönelişten aslında anladıkları nedir????

    Aslında, bir şey anladıkları yok!! Neye kükreyeceklerini ve neden ürkeceklerini bilmeyecek bir zihinsel dumur yaşıyorlar!!

    Hal böyle olunca, kalpazanlara ve onları bağrına basan sakar sa…lara ve haksızlık zuhur ettiğinde sizin bize destek verdiğiniz gibi destek vermeyip “dilsiz şeytan sessizliğini” tercih edenlere HARAM OLDUK.. :)

    Bu insanlara artık bizim bir KARGA olmadığımızı ve fakat Kurân’a yöneliyoruz derken KARGALAR âleminden birçok kılavuz edindiklerini söylemeye devam etmemizin ne onlara ne de bize bir faydası var…

    Sizin gibi az sayıda ama çok değerli güzel insanları gönülden selamlıyorum.. İnşaALLAH, sizler kıvamından basiret ve feraset sahipleri çoğalır…

    Saygılarımla,

    N_S

    neyzen_semazen@yahoo.com

  7. ZAFER diyor ki:

    selam…

    Semazen kardeşim…sana bir kaç çift lafım olacak…güzel kardeşim foruma fikirlerinle neden destek olmuyorsunuz…muhliskul taaa bilmem kaç sene namaz yok demiş…sonrasında ise olduğunu fark etmiş ve forumda mücadele vermiş..siz neden yazmadınız…yazmıyorsunuz…
    inanıp ayakların kaydırılabileceğini hiç düşünmediniz mi?sana serzenişimin nedeni bilmendir…bilmek sorumluluk gerektirir…bildiğin halde susmak dolayı karlı değilsin…ayağı kayan yada o tarafa meyleden varsa onu tutamadığın için değil…bilipte söylemediğin için sorumlusun…bunu sana hatırlatma ihtiyacı duydum

    kal sağlıcakla ama suskun olarak değil…

  8. ZAFER diyor ki:

    selam…yukardaki serzenişim bilipte susan tüm sorumlularadır…
    haydi şimdi selametle kalın

  9. saim diyor ki:

    Neyzen Semazen bence doğrusunu yapmış.Freni patlamış bir arabaya binmenin bir mantığı var mı?!..İnternette din konusunda herkese açık farklı yorumlara sahip çok sayıda site var.Dileyen dilediği siteye takılabilir.Fikirlerinin uyuşmadığını farkeder, kendi fikirlerini dile getirir, kabul görmezse kendi fikirlerine uyan sitelere takılır.Peygamberlere bile “sen sadece bir uyarıcısın; zorlayıcı, zorba değilsin” denirken, hangimizin haddine ısrarla zorlayıcı olalım!…Allah kimseye kaldıramıyacağı yükü yüklemez.Nasihat nasibinde olanlara fayda sağlar, olmayanlara ısrarla yapılırsa sahibine zarar verir, amacından saptırır, Hakka değil benliğe hizmete yöneltir…

  10. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Sn. Zafer,

    Bu yorum zincirinde Yalnız_Kürt rumuzlu kardeşimize verdiğim uzun cevabı okursanız -tahmin ediyorum- bana yönelttiğiniz yapıcı eleştirinin cevaplarını bulacaksınız…

    Hassasiyetiniz ve samimiyetiniz için gönülden teşekkürler…

    N_S

  11. admin diyor ki:

    Selam;

    “… Her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.” (Yusuf,76)

    “O bilir gözlerin hain bakışını ve göğüslerin sakladığını.” (Mümin,19)

    “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa,36)

    “Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın/kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbinize lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kötü şeydir! Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.” (Hucurat,11)

    “O insana bilmediği şeyleri öğretti” (Alak,5)

    “Allah, kendilerine kitap verilenlerden şu yolda mîsak almıştı: “Onu insanlara mutlaka açık-seçik bildireceksiniz, onu saklamayacaksınız.” (Ali İmran,187)

    “… Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.” (Zümer,7)

    “Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.” (Zümer,27)

    Selam…

  12. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Merhaba,

    Kurannesli Forumun’da Sn. Haşmet Babaoğlu’na ait 7.10.2006 tarihli bir köşe yazısının alıntılandığını gördüm; okudum.. Çok ilham verici bir yazı olduğunu düşünüyorum.. Paylaşmak istedim.. Aşağıdaki linkten ulaşılabilir..

    http://w10.gazetevatan.com/roo.....&wid=9

    Selam,

    N_S

  13. muhiddin diyor ki:

    SEYTAN YADA SEYTANIN AVUKATI OLMAK iSTERMiSiNiZ?ALLAH’A SECDE ETMEYIN!!!

    Saygideger Semazen,

    Yukarida linkini verdiginiz sn.Hasmet Babaogluna ait yazida yazar, insanin secde etmesini engelleyenin “enaniyet” oldugunu gozlemlerine dayanarak gayet sade bir sekilde ifade etmis.

    “Benlik”duygusunun insana getirisi/insandan goturusu “kibir”.Allah ise buyuklenenleri sevmez.Buyukluk/kibriya Allah’a mahsustur.

    Emri ilahiye uymayip secde etmeyenlerin en buyuk yoldaslari iblis’de secde edenlerden degildi.

    Bakara 34.Ayet-i Kerime”O vakit biz meleklere, “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.”

    ACI SON!!!

    A’raf 18.Ayet-i Kerime”Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım! ”

    A’raf 206.Ayet-i Kerime “Kuşkusuz Rabbin katındakiler O’na kulluk etmekten kibirlenmezler, O’nu tesbih eder ve yalnız O’na secde ederler.”

    Bu Ayet-i Kerimede onu tesbih etmeyenler ve O’na secde etmeyenlerin kibirliler/buyuklenenler oldugu beyan edilmis.Tesbihimizin ve secdemizin Rabbimize Kullugumuzun bir geregi oldugunuda Ayet-i Kerimeden anliyoruz.Bu Ayet-i Kerimede dikkat edilmesi gereken bir hususta,onu tesbih edip,ona secde edenlerin “Rabbin katindakiler”olarak beyan edilmesi.Allah’i tesbih edip,ona secde edenlerin bulunduklari makama ve kim ile birlikte olduklarina bakiniz.Rabbimizin biz kullarina verdigi deger ve yucelige bakiniz.Rabbin kulu olmanin serefine bakiniz.Rabbimize Hamd-u senalar olsun,sukurler olsun.

    Saygideger Semazen sizinde degindiginiz gibi ancak kendini bilenler Rablerini bilirler ve yuzlerini ona donerler.Kendini bilmezden baskasi,Rabbinin dininden,dolayisiylada Rabbinden yuz cevirmez.Bakara 130.Ayet-i Kerime”İbrahim’in dininden kendini bilmezlerden başka kim yüz çevirir?…”

    Din-i islamdan baska din mi arayalim?Bizde iblis gibi Recm mi edilelim?kendimize insan degil seytan mi dedirtelim?Yetmezmis gibi birde seytanin Avukatligini mi yapalim?Ne seytan olalim nede seytanin Avukati saygi ve sevgilerimle Allah’a emanet olunuz.

  14. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Sevgili Muhiddin,

    Sizi seviyoruz! Size saygımız büyük! Feyziniz âlî olsun..

    Selam,

    N_S

  15. Neyzen SEMAZEN diyor ki:

    Değerli Elmuh,

    Şu linkdeki makalenizi biraz önce okudum…

    http://63.231.71.139/forum_posts.asp?TID=4546

    O kadar mutedil, o kadar mâkul ve o kadar seviyeli bir inceleme ki, ömrünüze bereket!

    Gerçek anlamda mutedil ve mâkul müslüman bulmanın güç olduğu bir devirde, sizin varlığınızdan duyduğum sevinçle ve saygıyla ellerinizden öpüyorum…

    Elleri öpülesi her müslüman kardeşimizin elinden ilk öpen olmak şerefi bize dünyada ve âhirette yeter inşaALLAH!!

    En güzel dileklerimle,

    Neyzen SEMAZEN

  16. elmuh diyor ki:

    Selam Neyzen Semazen Kardeşim,

    Allah razı olsun. Güzel dilekleriniz yeterdi. Ne diyeceğimi şaşırdım, beni mahcup ettiniz. Sevincinizden mutluluk duydum. Allaha emanet olunuz.

    Muhabbetle

    Elmuh

Yorum Yapın

Related Posts from the Past: