KETEBE (I)

Kuran, yazmaktan ziyade Oku’mayı emreder. Biz de bu sebeple tartışmak istediğimiz konuları uzun makaleler yerine daha kısa ifadelerle anlatmayı tercih ediyoruz. Şimdi lafı uzatmadan konuya girelim.

Arapça’ya az çok ilgi duyan herkes yukarıda konu başlığındaki fiilin ne manaya geldiğini bilir. Bu fiilden türeyen kelimelerden birisi de “Kitab”tır. Burada neyi anlatmak istediğimizi iki ayet vererek açıklamaya çalışalım.

1-Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı (ktb) gibi, oruç, size de yazıldı. (ktb) umulur ki sakınırsınız. 2-183

2-Hacc, bilinen aylardır. Böylelikle kim onlarda haccı farz (frz) ederse,hacda kadına yaklaşmak,fısk yapmak ve kavgaya girişmek yoktur.. 2-197

Dikkat edilirse meallerde genellikle ‘ktb’ geçen yerlerde “farz” kılındı şeklinde çevrilir. Yani onlara göre “oruç da hac da farzdır” oysa bu çok büyük bir yanlıştır. Her iki kavram da dikkatlice okunduğunda birbirinden çok farklı olduğu görülecektir.

Şayet Allah,bir konuyu” (ktb) yaptık” demişse, orada insana hiçbir müdahale hakkı vermemiş konuyu tamamen bütünüyle kendisi belirlemiş demektir. Örneğin; oruçla ilgili tüm düzenlemeleri Allah yapmış insana hiçbir müdahale alanı bırakmamıştır. Yine, salatın vakitleri de yazılmış (ktb) kayıt altına alınmıştır. Kimse kendi kafasından ilave vakit türetemez. 4-103

Haccda durum farklıdır. İnsana bırakılan bir alan vardır. Hacca katılıp katılmayacağına ya da ne zaman katılacağına kendisi karar verir. Yine, sadaka da farzdır, Kuranda. Çünkü, miktarını ve zamanını kendisi belirler.

Sonuç olarak,

Yüce Allah, herhangi bir konuda (ktb) yapmışsa insan o verilenle yetinmek zorundadır. Kuran’da (ktb) yani “KiTaB” olduğuna göre hiçbir eksiği yoktur. İnsana düşen sadece onunla amel etmesidir. Kitabı yeterli görmeyip dışarıdan hadis, sünnet, siret, mezheb vs.vs. herhangi bir şeyi kitaba yamayamaz. Kitap (ktb) yapılıp tamamlanmıştır.

Sadece ‘bir kelime’ bile “Kuran bize yeter” iddiası için mükemmel bir kanıttır, tabi ki akleden kalplere!

Şüphesiz üzerinde düşünüldüğünde muazzam yeni açılımlar gelecektir. Şunu da itiraf etmeliyiz ki, binlerce kavramı kendi içinde tutarlı, yanındaki kavramla uyumlu hale getirmek bir ‘beşer’in işi olmasa gerek. O yüzden Kuran bir Huda’dır, iman edilmesi gereken.

Sultan


Toplam Okunma: 567 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 06.01.2009 - 10:42
Şu anda bu yazıyı okuyanlar: 1 (0 Üye, 1 Misafir and 0 Bots)

“KETEBE (I)” için 3 Yorum

  1. orhan diyor ki:

    yani siz insanların dine bir takım ekleme ve çıkarma yaptıklarınımı söylüyorsunuz resul’ün(sav)sünnetide buna dahilmi?hurafelere eyvallah ama onun hayatı apaçık ortadayken nasıl olur?

  2. sultan diyor ki:

    “yani siz insanların dine bir takım ekleme ve çıkarma yaptıklarınımı söylüyorsunuz resul’ün(sav)sünnetide buna dahilmi?hurafelere eyvallah ama onun hayatı apaçık ortadayken nasıl olur?”

    Sevgili Arkadaşım!

    Ben,Kuran’daki Ktb kavramından hareketle bir sonuca varmaya çalışıyorum ve diyorum ki:

    Bu kavram öyle müthiş bir kapsama sahip ki,Allah bunu nerede kullanıyorsa orada başkasına hiçbir inisiyatif vermiyor.Kitab’ta aynı kökten geldiği için Allah bu alanda da hiç kimseye konumu ne olursa olsun başka bir alan açmıyor.Yani,uyulacak ve uygulanacak herşey kitabın içinde olmuş oluyor.Çarpıcı bir örnek verelim:Salatı İkame etmek vakitlice yazılmıştır.4/103(KiTaBen mevkuten) Burada vakit olarak Fecr ve İşa (24/58) vakitleri kesin olarak kayıt altına alınmıştır.Hiç kimse başka vakit türetemez.Şayet “Var” denirse o’da Kuran’dan bulunmak zorundadır.Eğer, Salatı ikame etmek farz kılınsaydı o zaman “bize hareket alanı bırakılmıştır” diyerek farklı zamanlar da ilave edebilirdik.Örneğin sadaka amelinde miktarın ve zamanın bize bırakılmış olması gibi.Çünkü sadaka farz’dır.

    Sadece bu kavram bile “Kuran Yetmez” diyenlerin sözde iddialarını yerle bir etmeye yetecektir,İnşaallah.Biz burdayız ve “iddiacıların” karşı ‘delililerini’(!) bekliyoruz.

    Selametle.

  3. Yunus Emre Gündoğdu diyor ki:

    Selam Orhan…

    Çarpıtılan bir iki kelimeye deyineyim…

    İhram: Yasaklı demek.. Ama nedense hacıların giydiği dikişsiz kumaşın adı olmuş..

    Tesbih: Yörüngede gitmek, emir doğrultusunda hareket etmek, “تسبيح Tesbih” kelimesinin; sözlük anlamı ile “havada ve suda hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmek” demek olan “سبح sebh” kökünden türemiş bir kelime olduğunu ve Kur`an`daki anlamının da, Allah`ı O`na yakışmayan şeylerden uzak tutmak, Allah`ı yüceltmek, O`nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu iyi kavramak ve Allah’ın emrettiği şekilde hareket etmektir.

    “تسبيح Tesbih”, kısaca yaratanı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmak demektir ve “tesbih”in otuz üçlük, doksan dokuzluk imameli tespihlerle ve Ebu Hüreyre`nin namazlardan sonra otuz üç kere “Sübhanellah” dedirtmesiyle hiç alâkası yoktur.

    Hikmet: hikmet kelimesi için bkz: www.istekuran.com Hakkı Yılmaz’ın Hikmet kelimesi üzerine Kur’ansal açıklamaları..

    Zikr: Zikr kelimesi için bkz: www.istekuran.com Hakkı Yılmaz’ın zikr kelimesi üzerine Kur’ansal açıklamaları..

Yorum Yapın

Related Posts from the Past: