Kuran neden hayatımızda yeterince yer etmiyor?
Din konusunda neden hem ‘’Bu Allah ‘ın katından indirilmiş bir Kitap’tır’’ deniyor hem de sözlerimize, davranışlarımıza, yaşam tarzımıza yön vermede bu Kitap yeterince önemsenmiyor? Neden bir kişi Kuran’dan bir ayet söylediği zaman sanki çok büyük bir suç işlemiş gibi dışlanıyor yada önyargıyla dinleniyor? Neden Kuran’ın Arapçasını sabah akşam okuduğu halde bir tek ayetten bile habersiz olan kişinin sözleri neredeyse hiç sorgulanmadan kabul ediliyor ve yaşama geçirilmeye çalışılıyor da; Allah’ın ayetleri daha mı değersiz ki ,sıradan sözler gibi değerlendiriliyor, yeterince önemsenmiyor, gözardı ediliyor yada tertemiz bir kalple ve gerçekten ibret ve öğüt almak amacıyla değil de önceden sahip olunan bakış açısını delillendirmek için kullanılıyor?
Ortada öyle bir durum var ki önce din konusunda hayatımıza yön vermede Kuran’ın yeterli olduğuna inandırmak gerekiyor karşındakini, ki ondan sonra birbirine karışmış haldeki doğrularla yanlışları, uydurmalarla Allah’ın Kitabı’nda olanları birbirinden ayırasın. Yoksa ayetleri yeterince önemsemeyecek, nasıl olsa din konusunda söylenmiş, yazılmış , nesilden nesile aktarılmış, bu ayetlere aykırı, onlara ek, hatta taban tabana zıt bir şeyler bulacak.
Bunları delil olarak görecek din konusunda hayatına yön vermede ama bir tek ayetin bile bunların toplamından daha değerli ve kesin delil olduğunu bilmeyecek yada önemsemeyecek. Bu bile bazen bir zaman kaybı gibi görünüyor, çünkü insanlarda öyle çok önyargılar var ki, biraz gizemli işler yapanların, kendilerini sorgulanmaz konuma getirenlerin pek çok yanlışı apaçık ortada iken , o kişileri zerre kadar sorgulamıyor da, siz ‘’Din konusunda hayatımıza yön vermede Kuran bize yeter’’ dediğinizde en çok kızılan, yadırganan, her sözünün ardında bir eksiklik, yanlışlık, sapma aranan kişi oluveriyorsunuz. Nereden geliyor bu zihniyet? Peygamberimiz insanlara hitap ederken sanki bu aynı ayetlerle insanlara ulaşmaya çalışmadı mı, Allah’ın mesajını en doğru, en açık, anlaşılır bir dille anlatmadı mı? Böyle bir mantık her şeyden çok bu ‘’bizler müslümanlarız, bu Kuran’a inanırız’’ diyenlere zarar vermiyor mu? Yoksa ayetlerin bir kısmına inanılıp bir kısmı inkar mı ediliyor?
Mesela Allah’ın kudretinin, gücünün sonsuz olduğu, her şeyi yarattığı ile ilgili bir tartışma içine girilmiyor çünkü çoğunluk buna gönülden inanıyor. Ama mesele O’nun ayetlerinin yeterli olmasına gelince nedense sanki Allah’ın ayetlerinin bu konuda bir eksikliği olabilirmiş gibi, bizler O’ndan daha iyi bilirmişiz gibi, O kendi dinini tamamlamamış gibi bir tavır içine giriliyor.
Bu çok büyük bir haddini bilmeme değil mi?
Bir de din konusunda Kuran’ı yeterli bulup da onun ana mesajından habersiz olan yada bunu yeterince önemsemeyenler var. Bu da başka bir ciddiyetsizlik örneği değil mi? Hani Kuran hayatımıza yön verecekti? Doğruları, yanlışları, önceliklerimizi, Rab’bimizin bizden istediklerini, ideal bir yaşam tarzı sürmemiz için gerekenleri bu Kuran’dan öğrenecektik?
İnsanların çoğunluğunun Kuran’dan zaten uzak olması bizi aldatmasın. Çünkü bu durum onların doğrudan uzaklaşmaları için yeterli bir sebeptir ama bizim kurtulmamız için, dosdoğru yaşamamız için etkili olacak bir şey değildir. Sınıfta kalan bir öğrencinin o sınıftaki bir başka öğrencinin başarısını arttırmayacağı gerçektir; kim ne yaparsa onun sonucunu elde edecek, ya kazananlardan yada kaybedenlerden olacak. ‘’İnsanların çoğu yalan söylüyor, hırsızlık yapıyor, birbirlerine haksızlık ediyor , ben nasılsa bunları yapmıyorum, onlardan daha iyi durumdayım, bu durumum bile kurtulmama yeter’’ mantığı var çoğumuzda.
Oysa Allah’a ortak edenlerin bağışlanmayacağı, yaptıklarının kendilerini kurtarmaya yetmeyeceği açıkça belirtiliyor Kuran’da. Kimse binbir zorluklarla yaptığı bir evin yıkılmasını, yıllarca çalıştığı fabrikasının iflas etmesini yada gözü gibi baktığı, bir sürü emek sarfettiği çocuğunun hiç de istemediği bir yaşam tarzı sürmesini istemez. Bu nedenle de adımlarını doğru atmak, evini sağlam temeller üzerine kurmak, fabrikasını doğru dürüst işletmek, çocuğunu da iyi yetiştirmek zorundadır. Yoksa gün gelir hiç de istemediği bir sonla karşılaşır. İşte buna benzer bir duruma düşmekle uyarılıyoruz Kuran’da.
Din adına yaptıklarımızın bizi yarı yolda bırakmasını istemiyorsak, kesin bir sonuca ulaşmak istiyorsak her şeyden çok önemsemeliyiz bu ‘’Allah’a hiçbirşeyi ve hiç kimseyi ortak etmeden inanmayı; O’ndan başka hiçbirşeyi kutsallaştırmamayı, O’nun dinini O’nun Kitabı’ndan öğrenmeyi, O’nun dinine eklemeler ve çıkarmalar yapmamayı, uydurmalardan uzak bir yaşam tarzı sürmeyi, ayetler bize hatırladığında yeterince önemsemeyi, ciddiye almayı, uygulamayı ve sözlerimizi ve davranışlarımızı onlara göre düzeltmeyi, ayetleri küçümsememeyi, onlarla alay etmemeyi, onları kendi çıkarlarımız için kullanmamayı, sadece ve sadece O’nu Rab edinmeyi, başka kimseden medet ummamayı … ‘’ Tüm bunları yeterince önemsemeliyiz ki hayatımız Rab’bimizin istediği şekilde değişsin. Bu işin sonunda kaybedenlerden olmak en acısı çünkü bu dünyaya geri dönüş, yeni bir fırsat olmayacak kaybedenler için.
Son karar verilmiş, kendi durumumuz da apaçık ortaya çıkmış olacak. Öyleyse ne diye hala kendi kafamıza göre din konusunda öncelikler belirliyor, Allah’ın ayetlerinde belirttiği affedilmez suç nedir, nasıl bu durumdan kurtuluruz gibi bir telaş içine düşmüyoruz? Onun yerine sanki bu sorun çoktan halledilmiş gibi din konusundaki pek çok şey tartışılıyor, araştırılıyor, gündemde tutuluyor ama en önemli konu genellikle gözardı ediliyor. Pek çok konuda sayfalar dolusu tartışmalar yapılıyor ama bu Allah’a ortak etme konusu en önemli konu olduğu halde önemsenmek açısından çok gerilerde kalıyor. Kuran’ı okumak, anlamak elbette çok çok önemli ama onu okuyup dururken bir taraftan da Allah’a ortak ederek yaşarsak kitap yüklü eşeklere döneriz, demek istedigim bu ! Önceliklerimizi tekrar gözden geçirmek, küçük büyük tüm yanlışlarımızdan biran önce kurtulmak dileğiyle…
11 Aralık 2007, 14:16 tarihinde.
çok güzel