Mehdi inancı nedir ? Mehdi gelecek midir ?

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.
Sözcük anlamı olarak; ”hidayet görmüş”, “hidayet edilmiş”, yani “doğru yol gösterilmiş”, “doğru yola kılavuzlanmış” demek olan ve Arapça bir sözcük olan “mehdi” sözcüğü, bir kısım Müslümanlar tarafından, ilerideki bir tarihte (kıyamete yakın bir zamanda) ortaya çıkacağı zannedilen belirli bir varlığa isim olarak verilmiştir.
İslâmiyet’in tek kaynağı Kur’an’da “Mehdi” ile ilgili bir tek ayet, bir tek işaret bulunmamasına rağmen, Müslümanlar arasında böyle bir inancın oluşması, Yahudi ve Hıristiyan inançlarındaki “Mesih” inancına dayanmaktadır. Bu husus, Ana Britannica tarafından da şu satırlarla saptanmıştır:
“mehdi, … İslâm’da kıyametten önce gelerek dünyayı adaletle dolduracağına inanılan kurtarıcı. Başta Yahudilik ve Hıristiyanlık olmak üzere hemen bütün din ve kültürlerde bulunan mesih inancının İslâm halk kültüründeki uzantısıdır. …”
Bu durumda, mehdi kavramının ayrıntılarına girmeden önce, İslâm’da yeri olmayan bu sapık inancın kaynağı olan mesih inancının ne olduğuna bakmakta yarar vardır. Kur’an’da İsa peygamberin lâkabı olarak geçen “Mesih” sözcüğü (Nisa; 157, Maide; 72, 75) hakkında Ana Britannica şu bilgileri vermektedir:
“mesih, (İbranice maşiah: meshedilmiş, kutsal yağla kutsanmış), geniş anlamda; dinsel düşüncede dünya tarihinin sonunda tanrısal bir görevi yerine getirerek insanlığı kötülük ve günahlardan kurtaracak kişi, dar anlamda; Yahudilikte Hz. Davud’un soyundan gelerek İsrailoğullarını geçmişteki altın çağına kavuşturacak kral. Hıristiyanlık, daha Yeni Ahit yazarlarından başlayarak “Mesih” adını (Yunanca Hristos; Lâtince Christus) Hz. İsa ile özdeşleştirmiş, insanoğlunu günahkârlığın boyunduruğundan çıkararak Tanrı’yla sonsuza değin barıştırdığına inanılan bu kurtarıcıyı İsa Mesih biçiminde adlandırmıştır. … Tevrat’ın hiçbir yerinde dünya tarihinin sonunda ortaya çıkacak bir mesihten söz edilmiyordu. Kusursuz bir kralın yönetimindeki bir çağın geleceğini öngören bölümlerde de hiçbir yerde mesih terimi kullanılmıyordu. Bununla birlikte günümüzdeki araştırmacıların çoğuna göre Yahudilerin mesih beklentisi krallık kavramı ile ilgili inançlardan türemişti. Buna göre meshedilmiş kral tanrısal kökenli olmadığı hâlde Tanrı’nın Oğlu olarak adlandırılacak, dünyanın kurtuluşu umutları ona yüklenecekti. … Kitab-ı Mukaddes geleneğinden etkilenmemiş dinlerin ahiret öğretilerinde de mesih benzeri inançlar ortaya çıktı. Budizm gibi mesihçiliğe oldukça uzak olan bir din bile, örneğin Mayahana grupları arasında, gelecekte gökten inerek inananları cennete götürecek Buda Maitreya inancını doğurdu. Bütünüyle ahiret yönelimli olan Zerdüşt dininde de, Zerdüşt’ün ölümünden sonra gelecek bir oğlunun, dünyayı sonsuz esenliğe getirmesi ve ölüleri diriltmesi bekleniyordu. …”
Görüldüğü gibi, sadece semavî dinlere mensup olanlar arasında değil, yeryüzündeki tüm ilkel dinlerde var olan inanca göre kötü gidişe dur diyecek olan bu BEKLENEN KURTARICI , aslında insanların zulüm ve işkence altında inlediği dönemlerde, ezilen ve baskı altında tutulan zavallı kitlelerin ürettiği bir HAYALÎ KAHRAMAN; ütopik bir SÜPERMAN’dir.
MÜSLÜMANLARDA MEHDİ İNANCI
İslâm tarihi ve İslâmî bilim kaynakları incelendiğinde, önceden Yahudi ve Hıristiyan olan bir çok kişinin Müslüman olduktan sonra, eski inanç ve kültürlerini İslâm dinine uyarlamaya çalıştıkları, yani kendi sapık inanç ve amellerini, İSLÂMÎLEŞTİRMEYE çalıştıkları görülmektedir. Nitekim tüm İslâm bilginleri, Kâ’bu-l Ahbar, Vehb b.Münebbih, Abdullah b.Selam, Temim-i Dari, İbn-i Cüreyc gibi kişilerin, bu icraatı çokça yaptıkları konusunda birleşmektedirler. İşte mehdi inancı da, bu gibi kişiler marifetiyle Müslümanlar arasına girmiş ve yayılmıştır. Çünkü zaten Kur’an’da bahsi geçmeyen bu kavrama, ne İslâm dinini en iyi anlamış ve bu sebeple sonradan mezhep imamı olarak kabul edilmiş İmam-ı Azam, İmam-ı Maturidî, İmam-ı Eş’arî gibi bilginlerin eserlerinde, ne de hadis kitaplarının en sağlamları olarak kabul edilen Sahih-i Buharî ve Müslim’deki rivayetlerde yer verilmiştir. Bu konudaki rivayetlerin tüm hadis bilginlerince “uydurma hadisler” listesine alınmasına ve güvenilir sayılmamasına rağmen, bir kesim tarafından “bilgin” sayılan bir çağımız insanı, bu rivayetleri “manen mütevater” olarak benimsemiş ve mehdi konusunda “inciler” döktürmüştür. Hayatta iken müritleri tarafından mehdi olarak kabul edilmiş olan bu zat, insanların Allah’tan yardım istemeyi unutacaklarını düşünmüş olmalı ki;
“Ümitsizliğe düşüldüğünde, kahredici, zalim idareciler, istilâlar, sürgünler, baskılar döneminde insanlar böyle bir ümide muhtaçtır. O sayede kötü şartlara sabredilir, tahammül edilir. Onun için Mehdi inancı gereklidir.”
diyebilmiştir.
Buharî ve Müslim dışındaki hadis kitaplarında MÜTEVATER olmayan, bir kaç zayıf rivayete konu edilen mehdi inancı; inançlarının temeli “rüya” ve “keşif” olan, aslında inanç ilkeleri ve amelleri itibari ile İslâm’dan çok farklı bir din olan tasavvuf ve tarikat çevreleri ile Şii mezhebinde revaç bulmuştur. Oysa İslâm’da ZANNA DAYALI İNANÇ OLUŞTURULMAZ:
Yunus; 36: Onların çoğu ZANDAN başka bir şeyin ardından gitmiyor. Doğrusu şu ki, ZAN HAKTAN HİÇBİR ŞEY İFADE ETMEZ. Allah onların yaptıklarını iyice bilmektedir.
MEHDİ KİMDİR ?
Şiilik’te mehdi, “yüce bir imam”dır. Onu kimse göremez, bilemez. Çünkü kendisini gözlerden saklamıştır. O ölmemiştir. Kıyamet yaklaştığında saklandığı yerden çıkacak, yeryüzünden her türlü kötülüğü kaldırarak herkesin mutluluğunu sağlayacak, böylece Allah tarafından kendisine verilen görevi yerine getirmiş olacaktır.
Şiilik’in İMAMİYYE ekolüne göre ise mehdi, Hasan Askerî’nin oğludur. Babası öldüğü zaman yaşı çok küçük olmasına rağmen babasının cenaze namazını kıldırmıştır. Sonra dünyadan el etek çekerek görünmez olmuştur. Topluma yolladığı mesajları, belirlediği dört temsilci ile iletmiş, kendisi ölünce bu temsilcilerin de görevleri bitmiştir.
Mehdi inancının, Şii ekolde Sünni ekole nazaran daha çok kabul edilmesinin sebebi, Emevi soyunun, Abbasi soyuna çektirdiği aşırı zulüm ve işkencedir.
Zayıf rivayetlere göre ise mehdi;
- Kıyamete yakın bir zamanda, Sünnetlerin unutulup bid’atlerin çoğaldığı, zulüm ve fesadın hüküm sürdüğü bir zamanda ortaya çıkacaktır.
- Peygamberimizin kızı Fatıma’nın oğlu Hüseyin’in neslinden gelecek (yani seyyit olacak), Medine’de doğacak ama kendisini Mekke’de tanıtacak, peygamberimiz gibi kendi adı Muhammed ve babasının adı da Abdullah olacaktır.
- Çok bilgin birisi olacak, kendi adına mezhep kuracak ve bütün Müslümanlar kendisine uyacaktır.
- Ashab-ı Kehf’in kendisine yardım edeceği bu mehdi, tüm dünyanın hükümdarı olacak ve dünyayı zulümden temizleyerek, adaleti hâkim kılacaktır.
- İsa peygamber onun zamanında gökten inecek, onun arkasında namaz kılacak ve Deccal’a karşı beraber mücadele edeceklerdir.
- Altı ilâ dokuz yıl arasında saltanat sürecek ve bu dönemde bol yağmur yağacak, toprak bol bereketli olacaktır.
İşte bu saçma inançlar, Tarih kitaplarında ve ansiklopedilerde görülebileceği gibi, tarihte bir çok şarlatan mehdinin çıkmasına yol açmıştır. Ama bu sapıklık tarihte kalmamış, tarikat şeyhlerinin mehdi olduğuna inanan insanlarca günümüzde kadar da getirilmiştir.
İSLÂM DİNİNDE MEHDİ İNANCI
Bu sapık inancın, İslâm dini ile, hiçbir aşamada örtüştüğü bir husus yoktur. Çünkü bu sapık inancın aşamalarında olacağı söylenen zırvalar şunlardır: Memleket zulüm ve fesada boğulduğu zaman, hiç kimsenin zahmet edip bir çabaya girmesine gerek kalmadan Allah insanlara Mesih ya da Mehdi’yi yollayacak, o da memleketi zulümden, baskıdan, fesattan kurtarıverecektir. İnsanların Mesih ya da Mehdi’nin dünyayı düzeltmesine yardım etmelerine de gerek kalmayacak, çünkü Mesih ya da Mehdi’ye yardımcı olarak Allah mağaradan Ashab-ı Kehf’i çıkaracak ve gökten İsa’yı indirecektir. Böylece insanlar tekkelerde, köşelerde, ellerinde doksan dokuzluk tespihler, lâklâk edecekler, ama memleket zulümden fesattan Mesih ya da Mehdi ve yardımcıları tarafından kurtarılacaktır.
Yukarıdaki tabloya göre, zulüm ve fesatla ölümüne mücadele etmiş peygamberler ve yandaşları sanki birer ENAYİ, Allah da bu mesihci ya da mehdici takımın hâşâ uşağı konumundadır.
Halbuki İslâm’ın öngördüğü, insanlardan beklediği ise şunlardır:
Müddessir; 1, 2: Ey örtüye bürünen!
Kalk, hemen UYAR.
Âl-i Imran; 104: İçinizden hayra çağıran, doğruyu-güzeli emreden, kötü-çirkinden alıkoyan bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere eren işte onlardır.
Fussılet; 33: Allah’a çağıran ve düzeltici işler yapan ve “ben Müslümanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır.
Enfal; 39: Fitne kalmayıncaya ve din tümüyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla SAVAŞ. Vazgeçerlerse kuşkusuz ki Allah, ne yaptıklarını iyice görendir.
Görüldüğü gibi İslâm dinine göre Müslüman, her kötülük karşısında şartlara göre tavır almak, kötülüklerle mücadele etmek zorundadır. Çünkü insanlar hak etmedikçe Allah, onların içine düştükleri perişanlığı değiştirmeyecektir:
Rad; 11: Her biri için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah’ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler. Gerçek şu ki Allah, BİR TOPLUMUN MARUZ KALDIĞI ŞEYLERİ, ONLAR, İÇ DÜNYALARINDAKİNİ DEĞİŞTİRMEDİKÇE, DEĞİŞTİRMEZ. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah dışında koruyucu bir dost da olmaz.
Sonuç olarak, Mehdi ve Mesih’i karşılaştırdığımızda, Mehdi denilen kişinin Yahudi ve Hıristiyanlık inancındaki Mesih olduğunu, diğer bir ifadeyle Mehdi’nin, Mesih’in İslâmîleştirilmişi olduğunu görmekteyiz. Orijinal İslâm’da böyle saçma bir inanç yoktur, olması da mümkün değildir.
Hakkı Yılmaz
hakkiyilmaz@istekuran.com
19 Aralık 2007, 14:11 tarihinde.
ben Alfa ve Omegayim, dedi Tanri (Isa) Efendi;
simdi var olan,
ve ezelde var olmus olan,
ve yakinda tekrar GELECEK olan. (Vahiy 1/8)
——————–
iste o adam benim, Yuhanna, butun bu seyleri duymus
ve isitmis olan,
ve ben bunlari isittigim ve gordugum zaman,
derhal bana bunlari gosteren Melegin ayaklarina kapanip
tapinmaya basladim.
fakat o Melek bana dedi: Yapma! ben sadece sizlerin,
ve sizin kardesleriniz olan peygamberlerin,
ve bu kitabin emirlerini gozeten diger butun kisilerin,
basit bir kuluyum.
o halde, sadece Tanri (Isa) ya kulluk edin.
sonra o Melek bana soyle dedi: bu “vahiysel” kitabin sozlerini
sakin muhurleme, cunki vadedilen zaman YAKINDIR.
o halde, haydi kotu olanlar kotu hareket etsinler,
pis olanlar pis hareket etsinler.
fakat salih olanlar salih hareket etmeliler,
ve kutsal olanlar kutsal hareket etmeliler.
_______
simdi dinleyin, ben (Isa) cok YAKINDA geliyorum.
ben yanimda cezalandirma yetkisi ile geliyorum;
ben herkese yaptiklari islere gore karsiliklarini verecegim.
ben Alfa ve Omegayim;
ezeli ve ebedi olan,
basta var olmus olan ve sonda var olacak olan.
o halde, bu Yasam Agacinin meyvasindan yemek
ve Kutsal Sehre kapilarindan girebilmek icin
elbiselerini yikayan butun insanlar kutlu olsunlar.
bunun disinda kalanlar ise, ancak kopekler ve buyuculer
ve zinakarlar ve katiller
ve putperestler ve yalan soylemeyi seven ve adet
edinen kisiler olacaklardir.
ve iste ben, Isa, sana (ey Yuhanna) Melegimi gonderdim,
ta ki sana Kilise icin buyurdugum butun bu beyanatimi acikca
vahyetsin… (Vahiy 22/8-16)
********************
yukarida hz. Isa (a.s.) adina –kendisi Allah tarafindan vefat ettirilip Onun katina alindiktan cok sonra– uydurulmus oldugunu idrak ettigimiz bu sahte sozlerin ve “VAHYIN” gercek kaynagini Kuran bize su sekilde
bildiriyor olmalidir:
iste biz boylece butun Peygamberler (hz. Isa dahil) icin
cin ve insan seytanlarindan bazi dusmanlar kildik.
bunlardan bazisi (cinler) diger bazisina (insanlar) guzel
gorunumlu yalan sozler VAHYETMEKTE idiler, onlari aldatmak icin.
eger Rabbin dilemis olsaydi, bunu asla yapamazlardi.
o halde, sen onlari ve uydurduklari bu yalanlarini
terket. (Enam 112)
hatta bugun elimizde olan Incil’de dahi hz. Isa (a.s.) kendisi adina
–kendisinden cok sonra– bu sekilde yalan sozler uretilip VAHYEDILEBILECEGINI aynen soyle haber vermis olmalidir:
sahte habercilere karsi uyanik olun;
onlar size koyun postuna burunmus sekilde geleceklerdir,
(burada hz. Isanin Incil’de ozellikle “kuzu” lakabiyla anildigi
gercegi de unutulmamalidir belki.)
fakat onlar aslinda helak edici kurtlardir. (Incil, Matta 7/15)
********************
evet, boylelikle hz. Isa (a.s.) adina uydurulmus oldugunu kesin olarak idrak ettigimiz bu tip yalan “VAHIYLERLE”
ayni zamanda
“hz. Isanin (a.s.) cok YAKINDA tekrar dunyaya geri donecegi”
yalanini da uyduran
ve malesef “sahte hadisler” kanaliyla bunu Islam dini icine enjekte etmeyi de basaran bu tip “aldanmis ve aldatan” bir takim munafik hristiyan fanatik grublara karsi yine en guzel cevabi
once hz. Isa (a.s.) Incil’de ve sonra –bu Incil haberini ve vadini ilahi tebligi ile bizzat dogrulamis olarak– hz. Muhammed (a.s.) Kuran’da beraberce aynen su sekilde vermis & verecek olmalidirlar=
ve o Tesellici (= hz. Muhammed) size geldigi zaman,
o dunyayi gunah, dogruluk ve lanetlenme
konusunda yargilayacaktir.
…ve dogruluk konusunda= cunki ben simdi Rabbe gidiyorum,
ve siz bir daha BENI asla GORMEYECEKSINIZ.
(Incil, yuhanna 16/8,10)
———-
O zaman, Allah soyle demisti: ey Isa, o halde Ben simdi
seni VEFAT ETTIRIYORUM, ve seni Kendime yukseltiyorum…
(Kuran, 3/55)
…ve (hz. Isa Kiyamet Gununde) dedi: …ve ben onlarin arasinda
kaldigim muddetce onlarin uzerine bir sahid (= tanik) oldum.
fakat Sen beni VEFAT ETTIRDIGINDE (simdi konusmakta oldugu bu Kiyamet Gunune kadar) onlarin uzerinde artik sadece Sen bir Gozleyici olarak kaldin, ve suphesiz ki, ancak Sen herseyin uzerine sahid (= tanik) olansin. (Kuran, 5/117)
bu buyuk ilahi gercegi
-–hz. Isanin (a.s.) Allah tarafindan kesin olarak “vefat ettirildigi” ve bundan sonra ancak Kiyamet Gununde kalkarak, kendisinin bizzat Allah tarafindan bu sekilde “vefat ettirildikten” sonra –bu Kiyamet Gunune kadar– bir daha insanlarla hicbir fiziksel irtibata gecmedigine, fakat sadece Allahi bundan sonra butun bu insanlarin uzerine tek Gozleyici ve tanik olarak biraktigina acik ve kesin olarak sahidlik edecegi gercegi–-
bize boylece “en net bir sekilde” –bu iki cok serefli Resulu vasitasiyla– bildiren yuce Allaha hamd olsun,
ve Onun bu iki cok serefli Resulu, oncelikle hz. Muhammed (a.s.) ve sonra hz. Isa (a.s.), uzerine selam olsun.
dogrularim Allah’tan, yanlislarim nefsimdendir.
selamlarimla.
19 Aralık 2007, 14:28 tarihinde.
hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra, Islama tabi olmus gibi gozuken bir takim hristiyan fanatikler ve bunlarla isbirligi icinde hareket etmis olabilecekleri acikca idrak edilen iktidarperest bazi emevi ve abbasi sultanlar, ve bunlarin ozel olarak kiralamis olabilecekleri sahte falcilar kanaliyla Islam dini icine sokulmus olabilecek olan “sahte mehdi ve isa inancini” burada bir miktar Kuran’in isiginda irdelemek istiyorum.
hz. Muhammed (a.s.) Kuran ayetleri vasitasiyla bize, kendisinden sonra bu tip bazi bozuk kimselerin ortaya cikip Kuran’i ilgiden uzak (= mehcura) birakabileceklerini ve bu tip Kuran disi bazi batil “davranis ve soylemleri” ortaya atabileceklerini, yine Kuran ayetleri vasitasiyla bizlere –vakti geldiginde– acikca haber verip gozler onune serebilecegini de isaret etmis olmalidir, hic kuskusuz. (Neml 93) & (Furqan 25-30) & (Hac 75-76)
o halde, burada bunu soylece, bir miktar, incelemeye baslayabiliriz belki:
iste hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra uydurulan boyle bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:
“Kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa, Allah-u Teâlâ o günü uzatarak benim soyumdan bir kişi gönderecektir… (Ebu Davud, Tirmizî)
“Mehdi’nin çıkışından önce, şarktan parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)
“Mehdi’nin beş alâmeti bulunur. Bunlar, Süfyani, Yemâni, semâdan bir sayha, Beyda’da ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir.” (İmam-ı Suyûtî)
“Bizim Mehdimiz için iki alâmet vardır ki, Allah semavat ve arzı yarattığından bu yana böyle bir şey vaki olmamıştır. Bunlar Ramazanın ilk gecesinde ay, yarısında ise güneş tutulmasıdır… (İmam-ı Suyûtî)
Güneş alâmet olarak, doğmadıkça, Mehdi çıkmayacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)
Beyda’da ordunun yere batırılışı Mehdi’nin çıkış alametidir.” (İmam-ı Suyûtî)
hz. Muhammed (a.s.) ise –Kuranin bize rivayet ettigi– saglam bir hadisinde yukarida aktarilan tarzda uydurma hadislerle gayba dair mesajlar & alametler veren ve bunlara binaen kendilerini mehdiler olarak gormus & gorebilecek olan sapkin kimseleri onceden bizlere haber verebilmek icin soyle buyurmus olmalidir:
ey Muhammed de ki: …ve ben gayb (alametlerini & haberlerini) bilmiyorum… suphesiz ki, ben sadece bana vahyolunani (=Kuran; 42/7) takib ediyorum… (Enam 50)
yoksa gayb (haberleri & alametleri) onlarin yaninda midir; ki onlar boyle yazip duruyorlar? (Tur 41)
…ve bunlardan bir kisminin uzerine de sapiklik hak oldu. cunki bunlar Allahin disinda kendilerine seytanlari (batil soz & alamet vahyeden cin ve insan seytanlari 6/112 & 16/100) rehberler edindiler, ve saniyorlar ki kendileri suphesiz mehdilerdir (= muhtedune). (Araf 30)
(bu ayette “mehdi” kelimesi ile ayni kokten gelen ve ayni anlami tasiyan (= dogruya erenler & erdirenler) “muhtedune” kelimesinin kullanilmis olmasi suphesiz ki cok anlamli ve onemli bir isaret & mesaj veriyor olmalidir belki de bizlere bu konuda. (Neml 93 & Furqan 30)
(not: Kuran yuce Allah tarafindan hz. Muhammed (a.s.) uzerine indirilen en guzel “hadis” (= dini soylem) olarak vasiflandirilmis olmalidir. (Zumer 23) ve yuce Allah hz. Muhammed (a.s.) uzerine Kuran disinda hicbir “hadis” (= dini soylem) indirmedigine de bizzat Kendisi sahitlik etmis, ve bunun aksini iddia edebilecek olan kimselerin (Kuran disinda Allah Resulune Kuranin bir misli kadar daha ekstra “hadis” (= dini soylem) indirilmis olabilecegini iddia eden bazi kimseler) ancak seytanin etkisi altina girmis “iftiraci ve gunahkarlar” olabilecegini de bize acikca isaret edip onceden haber vermis olmalidir. (Zumer 23 & Casiye 6-7) (Casiye 6-7 & Suara 221-222) bu acidan yukarida alintilanan son ayette gecen “seytanlari rehber edinme” hadisesi de bu bilgiden sonra daha bir “net anlasilir” olabilmelidir, Allahualem.
yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan duzmece bir hadiste soyle deniliyor olmalidir:
“…(Mehdi) yedi veya dokuz sene kalır. Mehdi’den sonra, artık hayat yaşamakta bir hayır yoktur.” (İmam-ı Suyûtî)
halbuki hz. Muhammed (a.s.) ise –Kuran ayetlerini bize ileterek– hepimize soyle tavsiye etmis olmalidir:
lakin o Resul (= hz. Muhammed) ve onunla birlikte iman edenler mallariyla ve canlariyla gayret gosterdiler. iste butun hayirlar onlar icin olacaktir, ve iste onlar kurtulusa erenlerden olacaklardir. (Tevbe 88)
not: kendilerine sadece Kurani ve hz. Muhammedi (a.s.) –butun caglar ve her an icin– gercek bir Mehdi (= dogruya erdirici) edinenler (13/7 & 31/2-3) ise, Allaha kavusacaklari gune kadar –yukaridaki ayette tavsiye edildigi sekilde– bu hayatta ve yasamakta hayir kazanmak ve ileri gitmek icin hic yilmadan ve karamsarliga kapilmadan daima umit icinde yarismalidirlar. (Maide 48)
yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan duzmece bir hadiste soyle deniliyor olmalidir:
“Biz Abdülmuttalib oğullarıyız. Cennet ehlinin efendileriyiz: Ben, Hamza, Ali, Câfer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi.” (Kütüb-ü sitte muhtasarı: c. 17, sh: 558)
halbuki hz. Muhammed (a.s.) ise –Kuranin rivayet ettigi– saglam bir hadisinde yanindaki butun yakin akrabalarina ve bizlere hep birlikte soylece bildiriyor olmalidir:
ey Muhammed de ki: …ve ben ne kendime ve ne de size ne yapilacagini bilemiyorum; ben sadece bana vahyolunani (Kuran; 42/7) takib ediyorum, ve ben sizin icin ancak (Allahin azabina karsi) apacik bir uyariciyim. (Ahkaf 9)
yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:
…İnsanlar endişeyle onların en hayırlısına (Mehdi) koşarlar. Ve ona geldiklerinde onu (Mehdi) Kâbe duvarına yapışmış ağlar bir halde bulurlar.
…Mehdi, Mekke’den çıkana kadar saklanırlar. Mehdi zuhur ettiği zaman Medine’den kaçan bu insanlar Mekke’de onun etrafında toplanırlar.” (İmam-ı Suyûtî)
…Beldeler onun (Mehdi) emrine girerler. Allah-u Teâlâ onun eliyle Konstantiniyye’nin fethini müyesser kılar.” (İmam-ı Suyûtî)
(not: bu duzmece hadislerde ozellikle gorulmesi gereken bir husus, burada aslen Mekke ve Medine’de zuhur edecegi ve kendisine burada biat edilecegi bildirilen bu sozde mehdinin (= iktidar ve sohretperest bazi arap emevi ve abbasi sultanlar vs. gibi) bunu basardiktan hemen sonra, derhal ozellikle Konstantiniyye (Istanbul) sehrine karsi buyuk bir istah ve isgal etme arzusuna sevkedilmeye calisilmis olmasi hususu olabilir, Allahualem.
elbette yuce Allahin bu iktidarperest arap emevi ve abbasi sultanlarin bu bos heveslerini ve duzmecelerini gercek kilmamis olmasi da, Ona ayrica minnettarlik duymamizi gerektiren baska bir Kurani lutuf ve nimet ve ilahi kesin bir tarihi gerceklik olarak gorulmelidir butun –su an bu topraklarda Kuran (= Allah ve Resulu) esasli olarak gercek Islami yasamaya calisan– salih inananlar tarafindan. (Enam 50 & Nisa 120)
yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:
“Süfyani Kûfe’ye ulaştığı ve ali Muhammed’in yardımcılarını öldürdüğü zaman Mehdi çıkar ve onun bayraktarı Şuayb bin Salih Temimi olur.” (İmam-ı Suyûtî)
“Şuayb bin Salih Temimi orta boylu, esmer, hafif sakallı olup, elbiseleri beyaz ve bayrakları siyah olan dört bin askerle çıkar. Bunlar Mehdi’nin önünde olurlar ve karşılarına çıkan herkesi hezimete uğratırlar.” (İmam-ı Suyûtî)
Cehcah denilen bir adam melik olmadıkça günlerle geceler gitmez.” (Müslim: 2911)
“Mehdi’nin çıkış alâmetlerinden birisi de Batı’dan başlarında Kinde kabilesinden ayağı sakat bir adamın bulunduğu bayraklıların çıkmasıdır.” (İmam-ı Suyûtî)
(not: bu duzmece hadislerde ozellikle gorulmesi gereken bir husus, bunlari -–muhtemelen emirleri altindaki kiralik falci ve kahinlere–- uydurtturan bu iktidarperest bazi arap emevi ve abbasi sultanlarin artik neredeyse tamamen ozel kabile ve sahis isimleri ve onlarla ilgili fiziksel tarifler verdirtip, boylelikle kendi muhaliflerini ve onlara destek olanlari acikca “sufyan & deccal,” kendilerini ve taraftarlarini ise acikca “mehdi & imam” olarak gostermeye calisacak kadar isin ucunu kacirmis olabileceklerini gostermis olmasi ihtimali olabilir, Allahualem.
Allah butun salih muminleri bu tip politik hirs ve sehvet ugruna Allah ve Resulunun temiz isimlerini bu sekilde kullanma ve Allah ve Resulu adina bu tip yalanlar uretme rezilliginden & igrencliginden ebediyyen korusun. (Zumer 23 & Casiye 6-7) (Enam 93)
yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:
… Onun (Mehdi) kılıncı kardaşlarıdır. Kılıncından korktukları için ister istemez hâkimiyetine boyun eğecekler. Onun açık düşmanları fukaha olacak. Elinde kılıncı yani kardaşları olmasa idi katliyle fetva verirlerdi. Lâkin Cenâb-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek, onlar ona itaat edeceklerdir… (İmam-ı Suyûtî)
… Ondan hem korkacaklar hem de birşeyler umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler.” (İmam-ı Suyûtî)
…Hazreti Mehdi ordusunu her tarafa gönderir. Zulmü ve zalimlerin hepsini yok eder… (İmam-ı Suyûtî)
…Hazreti Allah üç bin meleği Mehdi’ye yardım için gönderecek ve melekler O’na muhalefet edenlerin yüzüne ve arkasına vuracaktır… (İmam-ı Suyûti)
…Bedir ehli sayısınca üçyüzonüç kadar, insanla birlikte zuhur eder. Onun ashabı gece abid, gündüz ise aslanlar gibidir… (İmam-ı Suyûtî)
halbuki hz. Muhammed (a.s.) ise, bu duzmece hadisleri takip ederek yukarida anilan tipte -–ve bundan ote burada anilmayan nice tarzda–- butun zorbaliklari Allah adina -–kendi yanlis zihniyet ve davranislarini siddetle kinayip-yeren acik Kuransal hukumleri net bir sekilde beyan
eden–- butun din adamlarina ve diger inananlara ve kendilerine muhalif olabilecek diger tum insanlara karsi uygulamaya calisacaklari bildirilen butun bu sahte mehdileri ve yandaslarini, ve bunlara vakitleri geldigi zaman dunyada ve daha sonra ahiret gununde yuce Allah ve melekleri tarafindan uygulanacak olan gercek muameleyi su sekilde bildirmis olmalidir:
…ve bunlardan bir kisminin uzerine de sapiklik hak oldu. cunki bunlar Allahin disinda kendilerine seytanlari (= yukarida anilan tarzda butun sahte hadisleri ortaya koyacaklari haber verilmis olan cin ve bunlarin etkisindeki insan seytanlari (6/112) & (45/6-7 & 26/221-222) rehberler edindiler, ve saniyorlar ki kendileri suphesiz mehdilerdir (= muhtedune). (Araf 30)
suphesiz ki, yol ancak insanlara zorbalik yapan ve Hakkin (= Kuran ayetleri; 45/6) disinda olana (= bu tip duzmece Hadisler; 45/6-7) dayanarak yeryuzunde zorbalik eden kimselerin uzerine olacaktir. Iste bunlar icin elemli bir azab var olacaktir. (Sura 42)
suphesiz ki, zakkum agaci bu “gunahkarlarin” (= Kuran disinda ortaya konulan bu tip duzmece hadislere inanan ve tatbik etmeye calisan kimseler; 45/6-7) yiyecegi olacaktir. Asid gibi karinlarinda kayanayacaktir; kaynar suyun kaynamasi gibi.
(ey Melekler) simdi tutun onu (= sahte Mehdi; 7/30) ve atesin tam ortasina atin; sonra basinin ustunden kaynar sular dokun.
tad bakalim simdi; suphesiz ki, sen (kendi batil inancina gore) onurlu ve “kerim” (= bu ifade Allah katinda makam sahibi olan salih kimseler icin kullanilan bir terim olmalidir Kitabta; 44/17) bir adamdin, oyle mi? (Duhan 43-49)
yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:
hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, çok sürmez Meryem oğlu İsa adil bir hakem olarak tekrar yeryuzune inecektir… (Buhâri, Tecrid-i sarih: 1018)
“…Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği sıra, bir de bakarlar ki, İsa bin Meryem Aleyhisselâm sabah vaktinde inmiştir. Bu imam (Mehdi) İsa’yı öne geçirmek için arka arka çekilir. İsa Aleyhisselâm onun omuzlarına elini koyar ve ona der ki: ‘Geç öne namazı kıldır. Zira kamet senin için getirilmiştir.’ Bunun üzerine imamları (Mehdi) onlara namazı kıldırır.” (İbn-i Mace, Hâkim)
buyuk ihtimalle, hz. Isanin (a.s.) tekrar yeryuzune fiziksel olarak geri donecegi yalanini -–bundan yaklasik 2000 yil once–- uyduran birtakim hristiyan fanatik grublarla isbirligi icinde hareket ettikleri anlasilan
bu bazi arap emevi ve abbasi sultanlar tarafindan, ve bunlarin gudumundeki kiralik falci ve kahinlerin eliyle, uydurtulmus oldugu idrak edilen bu duzmece hadislerin tamamen asilsiz oldugunu
hz. Isa (a.s.) ve hz. Muhammed (a.s.) -–birbirlerine tam destek vererek–- Incil ve Kuran’da, sirasiyla, bize acikca su sekilde beyan etmis olmalidirlar:
ve o Tesellici (= hz. Muhammed) size geldigi zaman, o butun dunyayi gunah, dogruluk ve lanetlenme konusunda yargilayacaktir.
…ve dogruluk konusunda= cunki ben simdi Rabbe gidiyorum, ve siz bir daha BENI asla GORMEYECEKSINIZ. (Incil, yuhanna 16/8,10)
———-
O zaman, Allah soyle demisti: ey Isa, o halde Ben simdi seni VEFAT ETTIRIYORUM, ve seni Kendime yukseltiyorum… (Kuran, 3/55)
…ve (hz. Isa Kiyamet Gununde) dedi: …ve ben onlarin arasinda kaldigim muddetce onlarin uzerine bir sahid (= tanik) oldum. fakat Sen beni VEFAT ETTIRDIGINDE (simdi konusmakta oldugu bu Kiyamet Gunune kadar) onlarin uzerinde artik sadece Sen bir Gozleyici olarak kaldin, ve suphesiz ki, ancak Sen herseyin uzerine sahid (= tanik) olansin. (Kuran, 5/117)
******************************
o halde, butun bu ayetlerden ve uyarilardan sonra, kendilerine sadece bu Kurani ve hz. Muhammedi (a.s.) -–butun caglar ve her an icin–- gercek bir Mehdi (= dogruya erdiren) edinerek (13/7 & 31/2-3) boylelikle bu dunyada salih ve erdemli bir hayat surmeye gayret edecek olan butun inananlara selam olsun, diyerek simdilik bitirmek istiyorum. (Rad 13 & Lukman 2-3 & Maide 15-16…)
butun dogrularim Allah’tan, yanlislarim nefsimdendir.
selamlarimla.
22 Mart 2008, 20:07 tarihinde.
Merhaba;
Alıntı
“İSLÂM DİNİNDE MEHDİ İNANCI
Bu sapık inancın, İslâm dini ile, hiçbir aşamada örtüştüğü bir husus yoktur. Çünkü bu sapık inancın aşamalarında olacağı söylenen zırvalar şunlardır: Memleket zulüm ve fesada boğulduğu zaman, hiç kimsenin zahmet edip bir çabaya girmesine gerek kalmadan Allah insanlara Mesih ya da Mehdi’yi yollayacak, o da memleketi zulümden, baskıdan, fesattan kurtarıverecektir. İnsanların Mesih ya da Mehdi’nin dünyayı düzeltmesine yardım etmelerine de gerek kalmayacak, çünkü Mesih ya da Mehdi’ye yardımcı olarak Allah mağaradan Ashab-ı Kehf’i çıkaracak ve gökten İsa’yı indirecektir. Böylece insanlar tekkelerde, köşelerde, ellerinde doksan dokuzluk tespihler, lâklâk edecekler, ama memleket zulümden fesattan Mesih ya da Mehdi ve yardımcıları tarafından kurtarılacaktır.”
Bu yazıda anlatılan olaylar aslı astarı olmayan cümlelerden ibarettir.
Mehdinin insanları zulümden bilmem neden kurtaracağını nerden çıkardınız bunuda merak ettim. Mehdinin yapacağı icraatlar ile sizin anlattıklarınız arasında milyarlarca ışıkyılı mesafe var:)
18 Nisan 2008, 17:08 tarihinde.
Mehdi Kimdir sorusuna cevap:
Mehdi 12 İmam Muhammed El Mehdi evet 12 İmam’dır Mehdi.
26 Ağustos 2008, 00:58 tarihinde.
Yok böyle bir şey , mehdi falan gelmeyecek , olmayan bir şey beklenmeyecek , şiilikdek imehdilikle sunnilikdeki mehdilikde alakasız . bİRİSİ hz. hasan hüseyine dayanır diğeri , peygamber efendimizin gelecekteki neslinden birisine dayanır , genelde tarikat mensupları tarafıdan millete yutturulmaya çalışılır , ki mehdi olarak el altından şeyhlerini sunarlar … Allah (c.c.) ilk emri okudur okuyun kardeşim , akıl sahiplerine indirilmiş okuyun bulursanız bize d esöyleyin işaretmişaret değil bahsedilen mehdinin özelliklerini sayınca işaret değil direk belirtilmesi gerekir . Neymiş mehdi inecek miş Allah’ın peygamberi HZ. isa onun imamlığını kabul edecekmiş vay vay !!! İsa dururken mehdi de kim ya ? Vehabbiler bunu aşmış onlar mehdi gelecek demiyorlar neb göndermez resul gönderir diyorlar tabi bu resul muhtemelen suudi hanedanının içindendir , eh Allah’ın gönderdiğinden de hesap soramayacağınız için ne halt yerlerse yesinler bi şey diyemez olursunuz … Bizansa ordu gönderen HZ ömer’e hesap soran kadının var olduğu sistem neresi ben yalnız Allah’a hesap veririm diyenlerin sistemi neresi ,,
24 Eylül 2008, 04:53 tarihinde.
Mehdi gelmeyecektir.
Gelecağını,Şia uydurmuştur.İslamda öyle bir şey yoktur.
26 Eylül 2008, 19:44 tarihinde.
Mehdinin gelecağını isbat eden varmı?