Cihad Nedir , Nasıl Yapılır ?

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.
Cihad , Hakkı Yılmaz
“Cihad” sözcüğü “cehd” sözcüğünün türevlerinden olup, “Müfaale” babından mastardır. “Cühd” olarak okunuşu da söz konusu olan “cehd” sözcüğü, “ağır yük taşıyan hayvanın menziline ulaşabilmesi için gösterdiği çaba”yı anlatmak için türetilmiştir ve dolayısıyla sözcüğün esas anlamı “takat” demektir. “Müfaale” babı, “işteşlik” ifade ettiği için, konumuz olan “cihad” sözcüğü de; “karşılıklı olarak gayretleşme” anlamına gelir. Diğer bir ifadeyle “cihad”; “karşı tarafın gücüne karşı güç kullanma, güç ile mukabele etme” demektir. (Lisan ül Arab; c:2, s:239, 240 “chd” mad. ve Tac ül Arus; c:4, s:407 “chd” mad.)
“Cihad” sözcüğü gibi bu sözcüğün türediği “cehd” sözcüğü de “müçtehid”, “mücahede”, “içtihat” gibi türevleri ile Türkçeye geçmiş bir sözcüktür ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda “cehd” sözcüğünü; “gayeye ulaşmak için yük altında gösterilen gayret” olarak anlamlandırmak mümkündür.
Kur’an’da 41 kez yer alan “cihad” sözcüğünün ifade ettiği kavram, İslâm dininin temel sabitelerinden biridir. Günümüz şartlarına göre de; Kur’an (bilgi) ile, mal ile, dil ile, beden ile yerine getirilir. Daha açık şekilde söylemek gerekirse “cihad”; “Allah tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, yani Kur’an’ı anlama, anlatma, yaşama ve tanıtıp yayma için kuvvet harcamak” demektir ve bu da bilgi, beden ve mal ile yapılır.
“Cihad” sözcüğünün anlamında “adam öldürme, düşman yok etme, ortadan kaldırma” anlamı yoktur.
Ölme ve öldürme (savaş), Kur’an’da, “kıtal” ve “muharebe” ifadeleriyle yer almıştır. “Cihad”ın her zaman yapılmasını isteyen Rabbimiz savaşa ise ancak şartlar oluşunca, yani fitneyi yok ermek, zulüm ve fesadı ortadan kaldırmak için izin vermiştir. İntikam, yağma, kişileri zorla İslâm’a sokma gibi amaçlarla savaş yapılamayacağı, Hacc suresinin 39. ayetinden ve diğer kıtal ve muharebe ayetlerinden açıkça anlaşılmaktadır.
“Cihad”ın en güzeli ve en muteberi, ilim ile yapılanıdır. Çünkü dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi cehalettir. Hakk’a ulaşmak isteyen herkesin cehaletten kurtulması, ondan uzaklaşması gerekir. Bilginin kişiler ve toplumlar üzerindeki etkisi şüphesiz tartışılmaz. Onun için Rabbimiz şöyle buyurmuştur.
Furkan; 52: Öyleyse kâfirlere itaat etme ve onunla (Furkan ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir cihad yap!
İslâm dinin tanıtılması, Kur’an’ın tebliğ ve tebyin esasına dayanır. “İlim ile cihad” işte bu faaliyetin adıdır. Buna “Kur’an ile cihad” da denilir. Yukarıdaki ayette Kur’an ile cihadın “Büyük cihad” olarak nitelenmesi, Allah’ın “ilim ile cihad” konusuna ne kadar önem verdiğini göstermektedir.
“Mal ile yapılan cihad” ise, Allah’ın insana ihsan etmiş bulunduğu mal ve servetin, Allah yolunda harcanmasıdır. Bilindiği gibi artık dünyada her iş para ile yapılmaktadır. Hakkın korunması ve zafere ulaşılması da yine paraya bağlıdır. Bunun için mal ile yapılan cihadın önemi de çok büyüktür. Nitekim Rabbimiz de cihad ayetlerinde hep malların cihad için harcanmasından söz etmiştir:
Saff; 10–12: Ey inanmış olan kimseler! Size, sizi can yakıcı bir cezadan kurtaracak, kazançlı bir ticaret göstereyim mi?
Allah’a ve O’nun elçisine inanacaksınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla çaba harcayacaksınız. İşte bu, eğer bilirseniz, sizin için daha iyidir: Sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki hoş meskenlere girdirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
Tövbe; 24: De ki; eğer ki babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, O’nun elçisinden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyiniz. Ve Allah fasıklar kavmine doğru yolu göstermez.
Hucurat; 15: Müminler ancak, Allah’a ve O’nun elçisine iman edenler, sonra da şüpheye düşmeyen ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad eden kimseledir. İşte bunlar sadıkların ta kendisidir.
Tövbe; 41: Hafif teçhizatla ve ağırlıklı olarak sefere çıkın ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Nisa; 95, 96: Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlara fazlalıklı kıldı. Ve Allah onların hepsine “En Güzel”i vaat etmiştir. Ve Allah mücahitlere, oturanların üzerine büyük bir ecir fazlalaştırmıştır: Kendi katından dereceler, bir mağfiret ve rahmet. Ve Allah, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Bu konuda ayrıca şu ayetlere de bakılabilir: Âl-i Imran; 142, Tövbe; 16, 19, 20, 73, 88, Bakara; 218, Muhammed; 31, Enfal; 72, 74, 75, Nahl; 10, Ankebut; 68, Maide; 35, 43, Tahrim; 9, Hacc; 78.
hakkiyilmaz@istekuran.com
01 Mayıs 2008, 12:27 tarihinde.
Hep aynı mantık aynı düşünce sistemleri,aynı başlıklar.Kur’an yeter diyorsunuz,Kur’an ayetlerinden başkasına uymayız diyorsunuz.Durum bu iken,neden hesabınıza gelen ayetleri alıp değerlendiriyor,diğerlerini tabir yerindeyse tarihe mal ediyorsunuz.Hani bütün ayetler kıyamete kadar sizin için geçerliydi.Neden Peygamber’e itaati emreden ayetleri,çarpıtarak sözüm onlara birçok Peygambersiz insan gibi belli bir döneme ve zümreye mal ediyorsunuz.Ali Aksoy’un sitesinde bu gibi çarpık düşüncelere yeterli cevaplar verildi.Bu gibi bayat ve kof düşünceleri beyinlerinizde saklayıp dinsizlik propagandası(Peygambersiz din dinsizliktir ve birçok kişisel dinleriniz oluşmuştur da ondan) yapmasanız makul olur.
Kur’an korunmuştur;ama hadisler korunmamıştır ve dolayısıyla korunması garantilenmemiş bir sisteme nasıl tabi oluruz,nakaratını tekrar edenlere de gereken cevaplar verildi.
Eğer siz Kur’an’dan dolayı sorguya çekilecekseniz ve bunun bir savunucusu iseniz ve bununla ilgili ayetlerden örnek veriyorsanız.İşte cevabım:
Alemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı indiren Allah’ın (c.c.) şanı yücedir.’[1] Bu ayet, Kuran’ın ve ilk muhatabı Allah Rasul’ünün (s.a.v.) belli bir zaman, coğrafya ve milletle sınırlı olmadığı bilakis onunla aynı asrı paylaşanlar dahil kıyamete kadar gelecek bütün insanları kapsadığı yani tarih üstü olduğu gerçeğini ifade etmektedir.[2]
O (Kur’an), bütün alemler için ancak bir uyarıdır.[3] Yani sadece indiği o ilk toplumu değil kıyamete kadar gelecek bütün milletleri irşat etmek de onun uhdesindedir.[4] Davet zaman ve mekanla sınırlı değildir.
Tabi düşünüp öğüt alanlar için.Şüphesiz ben şahsen bir hadisi Kur’an’a arzedeceğime önce gidip İsraoğullarına Peygamber olarak gönderilen Hz.Dalian(A.s) Kur’an’a arzederim;durum vahimse arzetmek işinden vazgeçeceğim ya da hadisleri
Allah ve Resûlü bir hükmü verdiğinde mü’min bir erkek ve mü’mine bir kadın için işlerinde serbestlik ve seçme hakkı yoktur.[5] Hevâdan da konuşmuyor. O (konuştuğu) ancak O’na vahyedilmekte olan bir vahiydir.[6] Orada itâat edilen emîn birinin…[7] Ve O, gayb’a cimrilik yapan birisi değildir.[8]
ayetlerine arzederim,ortaya bir jokobenlik oluşacaksa arzetme işinden vazgeçeceğim.
Sözüm onlara Ümmet-i İslamın şer’i delillerinin dayandığı zatları yalancılıkla itham edenler ya da onlardan bazılarını hayal ürünü olduklarını iddia edecek kadar akla ziyan iddialarla sapkınlıkta aşırı gidenler yalancı ve sahtekarlığın daniskasıdırlar.Bunlar sözüm onlara doru Peygamber telakisiymiş.Böyle yalancı ve sahtekarlar asla doğru Peygamber telakisi içinde olamazlar.
——————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————
sahte peygamber ve sahte mezhep ve sahte fetva zuandır kebaretini saflık imana bakışından anlarsınız beyhude kafaları yorup fitneye girmenin espirisi yoktur kalbe zarar akla zişandır uhudu sonra bulamazsınız takva bu asırda zordur fitne çoktur insanın kendini koruması için tek yolu duadır iyşallah kalbi birana sebeb olur elbaki hüvel baki kardeşiniz
[1] Kur’an, Furkan (25):1.
[2] Bkz. Muhammed b. Ömer Fahruddin Razi, Tefsiru’l-Kebir, Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, 1990, XXIV, 40; Muhammed b. Yusuf Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit, Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, 1993, VI, 440.
[3] Kur’an, En’am(6): 90.
[4] Bkz. Razi, a.g.e., XIII, 59; Reşid Rıza, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Kerim, Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, 1999, VII, 505
[5] Ahzab-36)
[6] Necm:3-4
[7] Tekvîr:21
[8] Tekvîr:24