Sana Neyi İnfak Edeceklerini Sorarlar

18 Ekim 2009

İhsan ELİAÇIK 

Günümüzde hidayete eren birisi için “Bir görsen baştan aşağı değişmiş; sakal bırakmış, cübbe ve sarık giymiş, saçının telini göstermiyor, kadınların elini sıkmıyor, haremlik selamlık uyguluyor” vs. dendiğini çok duymuş ve görmüşsünüzdür.

Demek “hiyadet coşkusu” böyle yaşanıyor.

Vatandaş müzikle uğraşıyorsa muziği, sinemayla uğraşıyorsa sinemayı, tiyatroyla uğraşıyorsa tiyatroyu ve dahi her ne şeyle uğraşıyorsa onu bırakıyor. Bunların hepsini “cahiliye dönemim” diyerek kestirip atıyor. İçki, zina, kumar vs.’yi anlarım da bunları niye bırakırlar hala anlayabilmiş değilim. Öteden beri bu işte bir terslik var diye düşünmüşümdür…

Yazının tamamını okuyun »

En Hakîkî Mürşit Kurân!

29 Eylül 2009

Neyzen SEMAZEN 

Bu memleketin has evlatları olarak –ki aramızda hiç üvey yoktur- hepimiz biliriz ki “hayatta en hakiki mürşit ilimdir”…

Klişeleşmiş bu söz bir hakikati ifade etmektedir!

Ne güzel bir hakikat ve ne güzel bir özdeyiş!

Bununla beraber, kılı kırk yaran bir anlayışla ve nüansların önemini hatırlayarak, ilmin irşadından istifade ederek  ve  buna rağmen  “en hakiki” oluşa  itiraz edeceğiz!

Başka zâviyelerin varlığı ve yerindeliği bir yana, bizim baktığımız zâviyeden  –bize gore! – hayatta en hakiki  mürşit Kurân’dır..

Yazının tamamını okuyun »

SİLLÊM SALATTIR; SALAT, MERDİVEN DAYAMAKTIR

04 Temmuz 2009

SİLLÊM SALAT’TIR;  SALAT, MERDİVEN DAYAMAKTIR

Selam Değerli Kardeşlerim,

SALAT’ın bir anlamı da Yüce Rahman’a SİLLÊM’i dayamak, O’na dua etmektir.

SİLLÊM, Arapça’da merdiven demektir…namaz, bu merdivende tırmanmanın BİR adıdır ve kıyam-rüku-sücud’un anlamlarından ( kıyamlı salatlardan) biridir…

Sillêm, Salat demektir…

dikey boyut ve anlamında maddi , manevi ve fiili bir ulaşım ve İRTİBAT vesilesi / aracıdır.

önemli bir BAĞ kurmaktır…

Yüce Allah ile aramızdaki hablullah-il metîn dir…

Yazının tamamını okuyun »

Hanif TV

28 Haziran 2009

İLLE DE KURÂN!

28 Mayıs 2009

                                                                                  Neyzen SEMAZEN

Kurân Müslümanı blogunda bir çok makalemizi yayınlamış ve makale altlarında bir çok yorum kaleme almışız.

“Vahiy Aklın Efendisidir-I,II,III” yazılarımızın altında söylediğimiz bazı şeyleri derleyip toparlamakta ve dikkatlerinize sunmakta fayda gördük.

Aşağıda yer verdiğimiz notlarımızda, “sâdece Kurân!” talebinin veya hayâlinin ârızasına “ille de Kurân!” gerçekliği ile yaklaşmışız..

Önce, notlarımıza müracaat edelim ve ardından esasın altını bir daha çizelim.

Yazının tamamını okuyun »

İNSANIN ÜÇ TANRISI - Ali Aksoy

09 Nisan 2009

Hıristiyanların Tanrıyı üçlemesine haklı olarak şirk diyen “Müslüman”(!) çoğunluğun kaç tanrısı vardır ?

“La ilahe illallah” demekle tevhide yönelmiş olur muyuz ?

Bu yazıda, insanın üç gizli tanrısına değineceğiz.

“Tanrı” veya “İlah” deyince, gökyüzünde oturan, kızan, öfkelenen, sevinen, darılan, ara sıra insanlara vahyedip sonra istirahate çekilen “insanımsı” vasıflarla donanmış bir “şey”i tasavvur edenler için zor bir konu bu…

Çünkü, kendilerinin bilerek veya bilmeyerek “kulluk” ettikleri ve yukarıdaki tanıma hiç uymayan üç gizli tanrıdan bahsedeceğiz.

Sonra, şirk ve müşriklik denildiğinde “heykellerin” önünde tapınmayı anlayanlar için de zor bir konu. Çünkü, O yüce Yaratıcının var kıldığı hiçbir insan durduk yere bir taş parçasına tapacak kadar “salak” değildir. Müşrikler, başka bir gezegenin “zeka özürlü” varlıkları olmadıklarına göre, apaçık gerçeği görmezden gelmelerine sebep teşkil eden şey, heykellerin sanatsal yapılarından başka bir şey olmalıdır. Yazının tamamını okuyun »

İslamın Şartı ve Şartlı Teslimiyet - Ali Aksoy

09 Nisan 2009

Sorgulamaksızın, aklı işletmeksizin ezber edilen verilere göre İslam’ın şartı 5’tir. Şöyle söylenir ve öğretilir:

1 – Kelime-i Şahadet
2 – Namaz Kılmak
3 – Oruç tutmak
4 – Hacca gitmek
5 – Zekat vermek

Ezberciye göre sıralamanın değişmesi bile “küfr” alameti olabilir. Şahadet’in “şahitlik / tanıklık” olduğunu unutanlar, inanç ile tanıklık arasındaki farkı gözetemeyenler, “kelime-i şahadet” ile, Hz. Muhammed’in peygamberliğine “şahit” olduklarını söylerler. Onlar, buna şahit olmadıklarını ve olamayacaklarını, ancak “inanabileceklerini” düşünemeyen kimselerdir. Allah’ın birliğine şahitlik ise, gören gözü, işiten kulağı olanlar için, direksiz yükseltilen göğe, deveye, kendi nefislerine, güneşe, aya, yıldıza en netice alemlere nazar etmek ve yerlerin ve göklerin yaratılışı hakkında derinden derine düşünmekle mümkündür. Yazının tamamını okuyun »

Neyzen Semazen’e Ait Makaleler

29 Mart 2009

Neyzen Semazen Makaleleri 1. e-kitap:

 

e-kitap: http://hanifdostlar.org/ns/ns_makaleler1.rar

 

(pdf): http://hanifdostlar.org/ns/ns_makaleler1.pdf

 

(word): http://hanifdostlar.org/ns/ns_makaleler1.doc

İşitin Ey Ulular!- V

11 Mart 2009

                                                                           Neyzen SEMAZEN

Şu halde, A’raf:158’e -Peygamber Efendimize-  gelebiliriz artık!

Âyet, çok değişik bir kurguya sahip! Hakikaten, çok değişik!!

Yorum hakkı tanımayan; tafsilata boğmaya veya surda bir gedik açmaya çalışacaklara göz açtırmayan deliksiz bir kilit sistemi var!!

Bahsettiğimiz kilit sistemi algılanabilsin diye,  gökten zembille inmeye mecbur kaldık! Meseleyi, Elvah’dan alıp buralara kadar getirdik.

158. âyet “Kul: Söyle” ile başlıyor.. Söyleyen Resullullah ve söyleten Cenabı Allah!

A’raf:158- “Kul yâ eyyühe’n-nâs,….. De ki; Ey İnsanlar……”

“… innî Resulullahi ileyküm cemiy’an…… muhakkak ki ben sizin hepiniz için (gönderilmiş) Allah’ın resulüyüm..”

Bu kadarı âyetin birinci kısmıdır ve peygamberimiz “Kul” emriyle, birinci tekil şahıs olarak (İnnî) risâletini ilan etmektedir.

Âyetin ikinci bölümünde konu değişmemesine rağmen “özne” değişmektedir! İlginç olan da budur!

A’raf:158- “…fe-âminû billahi ve resulihi’n-nebiyyi’l-ümmiyyi’llezî …”

Görüldüğü gibi, âyetin bu kısmında özne değişmiştir ve âyetin başında Peygamberimizden  “Ben Resullulah” diye bahis varken, âyetin ikinci kısmında “O Resullullah” olmuştur! Aynı âyetin içinde ve “Kul: De ki” emrine rağmen!

Bu noktadan sonrasını anlayabilmek ve anlatabilmek hiç kolay değil!!

Yazının tamamını okuyun »

TÜRKÇE “TANRI”, ARAPÇA “ALLAH”

11 Mart 2009

Kuran, Arap diliyle inmiştir. İndirilen son Kitapla, bir kez daha yüceltilen İslam dininin uluslararası dili Arapça olmuştur. Müzzemmil suresinin 4. Ayeti Kuran’ın ağır ağır, düşüne düşüne okunulmasını buyurmaktadır. Düşüne düşüne okumak için bilenler Arapça okuyacaktır. Arapça bilinmiyorsa bize verilen akılla hatalarını düzelterek ana dilimizdeki çevirileri okunacaktır.

Türkçe Kuran çevirilerinde karşımıza, Arapça’da bulunan İLAH sözcüğünü karşılamak üzere Türkçe ‘tanrı’ sözcüğünün sıklıkla kullanıldığı çıkmaktadır. Kuran’a göre tek ilah Allah’tır. Diğer tapınılan ilahların hepsi yaratılmıştır (Kuran 16 Nahl 20-22). Diğer tapınılanları karşılamak üzere kolaya kaçılarak TANRI sıklıkla kullanılmaktadır.

Yazının tamamını okuyun »